sevmeye dermanım yok
Dün akşam saygıdeğer bir arkadaşımla yemekteydik (bu arada sardunya cafe küçük sevimli çiçekler içinde elit bir yer tunalıda tavsiye edebilirim). Gecenin ilerleyen saatlerine dek sohbet ettik. Önce konu iş olsa da yavaş yavaş aşka kaydı tabii ki. Zaten uzun süredir bildiğimiz aşk hayatlarımızı bu sefer detayına inerek konuşma fırsatı bulduk.
Haluk Levent’in bir şarkısı var. Sevmeye dermanım yok adında. İşte bu durum tam da beni anlatıyor. Yaşadıklarımız bir çok açıdan onunla benzeşiyordu. Peki neden sevmeye dermanı olmaz bir insanın? Sevgi güzel bir şeydi hani? Güzel bir şeye de dermanı olmaz mı? Evet olmayabiliyor. Çünkü kötü biten hikayeler ya da başlamadan biten sevgiler çok yorucu olabiliyor. Bir yenisine dermanı kalmıyor insanın. Çünkü umut kayboluyor, çünkü her seferinde, evet bu sefer çok iyi çok güzel derken aynı sonla bitmesi insanı aristo mantığı ile düşünmeye sevkediyor.
Her ne kadar sedef ya da annem bunları birkaç kere yaşadın diye hep böyle mi olacak sanki dese de. Bak gör karşına birisi çıkacak ve bu sefer mutluluğu bulacaksın dese de. İnsan artık aramamaya başlıyor ve umudu yitirmeye başlıyor. Daha da kötüsü artık istememeye başlıyor. İşte bu durumda sevmeye dermanım yok şarkısı devreye giriyor.
Sevmeye dermanım(ız) yok. Belki bundan sonra yalnız, belki de sevgiye değil de saygıya ya da mantığa dayanan “öylesine” ve heyecansız bir ilişki bir gün bizi bulacak. Belki de her ne kadar hiç umut olmasa da tekrar seveceğiz. Belki de sevdiğimiz kişi ile mutlu olacağız bir gün bizim olacak.
Hayaller güzel, ama hayat daha gerçekçi. Zaten bu sebeple aşk yazılarıma genelde hayal adını veriyordum.
Sevmeye dermanım yok….
Sanırım yarın bu parçanın cover versiyonunu kendi sesimden siteye ekleyeceğim. Ve gördüm ki mutsuz taklidi yapmak mutlu taklidi yapmaktan çok daha kolaymış.
Öptüm al yanaklarından sendrom okuru. Çok yakında hırsızlık, savunma vb üzerine yazılara da başlayacağım.
Yorum Yaz