Hoşgeldiniz

sendrom.net pc world ve başka mecralarda yazdığım yazılarımı yayınlamak amacıyla açtığım bir siteydi. zamanla sevdiğim şarkıları aşkları kızgınlıkları dile getirdiğim bir site haline geldi.
kişisel olmasına rağmen iyi bir ziyaretçisi vardı ve siteyi yenilemeye karar verdim. sevdikçe, kızdıkça, biliştikçe, müzik yaptıkça kısacası Ulaş olmaya devam ettikçe yazmaya da devam edeceğim.

Sadece cnbce ve discovery izliyorum.

Son yıllarda entel takılan gençlerden sıklıkla duyduğum bir söz bu, mevzubahis kanaldaki diziler, abi şu sezonu izledin mi, ajan bu bölüm süperdi gibi sözlerle kulağımıza çalınıyor.

Peki, nedir bunun aslı?

Sözüm herkese değil ancak burada yatan farklı bir nokta var, ben beyaz türküm demek isteniliyor, Türkçe müzik dinlemem, yabancı dizileri izlerim, tişörtümde tazmanya canavarı vardır, gittiğim mekânların ismi genelde yabancı ve lüks mekânlardır. Bunların çoğu da, 20 milyona bir fincan kahve içip sonra eve gelip aybaşı hesabı yaparlar ha.

Böyle çok tipleme tanıdım çoook, bir tanesi ben klasik müzik dinlerim diye bir diğer genci aşağılıyordu ama playlistinde paso en varoşundan şarkılar vardı. Hayır dinle istediğini o sorun değil de neden farklı görünmek istiyorsun onu anlamıyorum. Kimi yiyorsun?

Bu, ay ben sadece dj bilmemkim dinlerim, cnbc izlerim, evimde digiturk var diyen kızların birçoğunu da diskoda İbrahim Tatlıses çalınca göbek atarken gördüm, ee alkol bünyeye girince özüne dönüyor değil mi insan? Gerçi Metallica çalarken göbek atanı da gördüm ki o ayrı konu, beline beline vurasım geldi.

Beyaz Türk’üm, kahvaltıda kruvasan yerim, sıkma portakal içerim, tenis dersi alırım, Latin dansına gidiyorum, pilates ve tai chai felsefesine takılıyorum bla bla bla… Ee hiç horon dersi almıyor musun? Latin dansıymış, tenis dersiymiş. Hayır, gerçekten isteyenlere değil sözüm ama çoğu dandoldenyus “tenis dersi alıyorum” diyebilmek için ders alıyor aslında meraklısı olduğu için değil. Ayrıca parası olsa golf dersi alacak, o daha havalı ya. Yoksa isteyen istediğini yapsın bana ne? Önemli olan amaç burada ve kendisini olduğundan farklı göstermeye çalışanlara sinir oluyorum, dövesim gelir, döverim de..

Ha birde bunların tam ters versiyonları var, ben kültürlü aydınım modunda gezinirler. Duruş, etik, jargon falan sıkça kullandığı kelimelerdir. Bunlar da diğerlerini eleştirirler ama aslında tamamen aynı kapıya çıkar, sadece roller farklı. İmgesel, izdüşüm, biçem kelimelerini pek severler. Ekseriyetle sigara dumanı bol, oturduğu zaman insanın kıçına batan mini hasır taburelerden oluşan mekanlara giderler, çıkışta çevrecilere destek için imza atıp vicdani mastürbasyon yaparlar, kapuçino içilmez, ince belli bardakta ya da su bardağında çay içilir.

Bir akrabamın deyimi ile biri bok biri kaka : )

Kısaca şekilcilik işte. Biliyor musunuz? Ankara’da bazı yerlere rahat, salaş kıyafetlerle girişte sorun çıkardıkları gibi bazı mekânlara da kumaş pantolon ceket ile almıyorlar. “Yalnız beyefendi içeride ceketinizi çıkartın” sözünü duymuştum bir kere. Şekilcilik, ayrımcılık ve faşizm bence bu.

Hepsine gülüyorum kısaca, etiketleri çok seviyorlar. Ama başta da belirttiğim gibi etiket için değil, kişisel zevkleri için yapanlara sözüm yok.

Ben de televizyon izlemiyor, gazete okumuyorum, ama elit ya da anarşist takılmak için değil, çünkü sevdiğim dizileri zaten internetten izliyor, haberleri zaten internetten okuyorum.

Neyse konu dağıldı, yazının sonunu manowar ‘ın bir sözüyle bitireyim “whimps and posers leave the hall”

Siz ağlarken o gülüyordu

Bu yazı 18 yaşından küçükler için uygun olmayabilir

Başlıkta rahmetli karikatürist Metin Demirhan’ın bir sözünden etkilendim, gerçi o daha argo biçimde belirtiyordu, buna aşağında değineceğim.

Peki, nedir siz ağlarken o gülüyordu? Bu şu demek, insanların üzerindeki etkimizi hiçbir zaman bilemiyoruz. Bunu diğerleri de bilmiyor bu da bir kısır döngü ve boş vermeyen hassas tipler için yaralayıcı oluyor. Kızdan ayrıldın, sen evde salya sümük ağlıyorsun, o ise barda dans ediyor, illa hatun kısmı için değil, mesela yolda yürürken bir herifle karşılaştın canın çok sıkkın omuz atıp ters ters baktın. Belki de herif eve gidince ulan niye yaptı bunu bana diye 2 saat düşünecek. Canı sıkılacak. Yani biz bişeyler yapıyoruz, birileri de bize bişeyler yapıyorlar ama etkilerini sadece yaşayan biliyor.

Metin Demirhan bunu bacak omza gerçeği olarak tanımlıyordu, “sen o kız için salya sümük ağlarken o bacak omza yapıyor haberin var mı” evet aynen öyle oluyor. Burada bu bir simge, o sırada evinde tv izliyor, kankalarla gülüyor, içip sapıtıyor, başkasıyla takılıyor hepsi olabilir, ama tek br gerçek var ki seni düşünmüyor. Kadınlar biraz daha rahattır bu konuda, bitince bitti derler ve hemen yeni limanlara yelken açarlar.

Ha biz de yedik bu boku eski ortağımla muhabbet ederken şöyle diyalog çok geçerdi

- yazık kıza ya ne biçim üzülmüş
- ee bana ne aşık olurken bana mı sordu muahsuahaha

dedim ya kısır döngü işte, kızcağız orda “neden ama neden” derken biz de sevmeseydi bana ne dedik.

Amaaa arada büyük bir fark var, hatunlar bunu bilerek yapıyorlar, umut verip yapıyorlar, yoksa platonik aşklar için kim ne diyebilir? Bir erkek hoşlanmıyorsa hiç iplemez, ama kadın bu güzel sözleri duymak için muhabbete devam eder. Bunu da yaşadım.. kızın sevgilisi varmış haberim yok, e ne demeye benimle takılıyorsun? Neymiş çünkü söylediğim sözler, iltifatlarım çok hoşuna gidiyormuş da, her kadın bunlara bayılırmış da (laf aramızda iyi beceririm ha bu işi ama bu başka yazı konusu) Sonra sevgilisi askerden geldi nişanlandılar. Bir daha da haber almadım, ama komikti yani, eleman askerdeyken işte duygu, iltifat, güzel söz ihtiyacını karşıladık (cinsellik değil), sevaptır ne diyelim. Gerçi ben de abartmıştım pek de matah bişi değildi (valla bak çamur atmak için değil)

Hiçbir erkek güzel söz duymak için bunu yapmaz, çok yakışıklısın, ne güzel kasların var sözleri bizler için pek bişey ifade etmez. Ama kadınlar farklı işte.

Kısaca siz ağlarken o en iyi ihtimalle gülüyordur bu yüzden sadece yola devam, asla geri dönüş yok. Ayrıca boş yere umutlanmak da yok, kadınların en severek verdiği şey umuttur çünkü, neden? Egosal tatmin sanırım.

Bu arada ilişki uzmanı tribine girmiş gibi olmamayım ha, bunlar sadece yaşanılanlar

Kadınlar ne der ne demek ister

Kadınlar ne der ne demek ister, bunu yazarken, anneler ne der ne demek isterler den esinlendim. Tamamı yaşadıklarım ya da bire bir şahit olduğum şeylerdir. Alıntı yoktur. Hatta bazıları teyit ettirilmiştir : )

Ayrıca MSN’den gelip şurada kastettiğin ben miyim demek yasaktır, eklemek istedikleriniz varsa yorumları bekliyorum

Söylediği: Uzun süre bir ilişki düşünmüyorum
Söylemek İstediği: Seni beğenmedim

Söylediği: Sen çok iyi bir insansın
Söylemek İstediği: arkadaş olabiliriz gerisi olmaz, ihtiyacım olunca ben seni ararım

Söylediği: Cinsellik tabii ki önemli ancak arada duygular yoksa bunu yapamam
Söylemek İstediği: Tamam yatıcam ama bari bir iki duygusal söz söyle de vicdanım rahat olsun

Söylediği: Bikini bile giymem, vücudumu sadece kocamın görmesini isterim.
Söylemek İstediği: Vücudumda çatlak, selülit falan var, ayrıca göğüslerim de küçük destekli sutyen giyiyorum bunları baştan birisi görürse benimle evlenmez diye ilk gece sürprizine saklıyorum

Söylediği: O saatte eve dönmem çok zor olur
Söylemek İstediği: İstersen sende kalabilirim / Araban var mı beni bırakır mısın?

Söylediği: Bence insan duygularına ket vurmamalı, dilediği gibi yaşamalı
Söylemek İstediği: Seninle yatabilirim.

Söylediği: Belli bir yaştan sonra iş kariyer, arkadaşlık tamam ama insan bir aile yaşamını özlüyor
Söylemek İstediği: Evlenecek koca arıyorum

Söylediği: Şu anda bir ilişkiye çok kapalıyım, kötü şeyler yaşadım ama böyle olmasaydı beraber olacağın kişi sen olurdun
Söylemek İstediği: Ben birkaç daha iyi alternatif bakayım, bir şey bulamazsam sana dönerim

Söylediği: Hep güzelliğimle anıldım ama benim bir de başka yüzüm var
Söylemek İstediği: Güzelim dimi, hadi söyle güzelim, hadi lütfen

Söylediği: Bence rahatlık daha önemli, bu yüzden spor ve bol kıyafetler giyerim
Söylemek İstediği: Kiloluyum bunu gizlemeye çalışıyorum.

Söylediği: Bence fiziksel görünüm için değil, sağlığın için kilo vermelisin
Söylemek İstediği: Şişmansın, zayıflarsan bir düşünürüz.

Söylediği: Mutluluk için maddi özgürlük de çok önemlidir
Söylemek İstediği: Parasız biriyle hayatta beraber olmam

Söylediği: Aslında ben senin sandığın kadar muhteşem birisi değilim
Söylemek İstediği: Seni beğenmedim, yoksa üstüne atlardım

Söylediği: Evet bir şeyler yaşadık, ama bence arkadaş olarak devam etmeliyiz
Söylemek İstediği: Performansını beğenmedim

Söylediği: Şu ana dek sadece bir kişiyle oldum, çok taliplerim oldu ama ben sevemedim
Söylemek İstediği: Şu ana dek sadece bir kişi beğendi beni, ama yiğitliğe bok sürmüyorum.

Söylediği: Benim ailem çok rahattır, istediğim zaman çıkabilirim, dışarıda kalabilirim.
Söylemek İstediği: Bu gece sende kalıp seninle yatabilirim.

Söylediği: Benim ailem biraz sıkıdır, dışarıda kalmama izin vermez
Söylemek İstediği: Seni beğenmedim, akşam bişeyler yaşamayı unut

Söylediği: Ciddi bir ilişkim olmadı, ufak tefek şeyler yaşadım
Söylemek İstediği: Birkaç kişiyle yattım ama kimseyi kafalayamadım.

Söylediği: Bence insan cinselliği özgürce yaşamalı, tabuları olmamalı
Söylemek İstediği: Motorum

Söylediği: Tatile kız arkadaşlarımla çıkmak istiyorum
Söylemek İstediği: Bakarsın orada fıstık gibi bir İtalyan bulurum, ufak bir kaçamak yaşarım.

Söylediği: Bence güzel giyinmekle markanın hiç ilgisi yok, semt pazarından bile çok şık şeyler bulabiliyorum.
Söylemek İstediği: Marka giyinecek param yok.

Söylediği: Kıyafetlerimi hazır almayı sevmiyorum, ben diktiriyorum.
Söylemek İstediği: Vücuduma uyan kıyafet bulamıyorum (hem şişman hem çok zayıflar için geçerlidir)

Söylediği: Aa orası çok pahalı, daha uygun bir yerlere gitsek
Söylemek İstediği: Oraya gitmeyi çok isterim ama hesaplar senden dimi?

Söylediği: Evin ve işyerin/okulun arası çok uzak gidip gelmek zor olmuyor mu?
Söylemek İstediği: Araban var mı?

Devam edecek….

Eklentilerinizi bekliyorum

yalnızca brad pitt’ler girebilir

başlık geçenlerde sohbet ettiğim bir kız arkadaşıma ait. beni çok güldürmüştü, bunu yazmak istedim, bunu söyleyen kız extreme derecede güzel olduğu için everest misali erişilmez olup isyan ediyordu. hakikaten nedir bu erişilmezlik mevzuu?

ben senden çok etkilenmiştim ama bana o kadar uzak ve erişilmez geliyordun ki, hiç tahmin etmezdim bu yüzden seninle olabilmeyi, işte bundan dolayı hiç adım atamamıştım. bu son 1-2 ilişkimde duyduğum bir söz. iyi de yahu başlıktaki söze öykünecek olursak sadece angelina jolie’ler mi girebilir yazıyor kalbimizde. ya da tıraş yapıyorlar aman kaçırmayım diye :d

bunu pc world de yazdığım dönemlerde de yaşamıştım, ulaş bey bu mektubu yazıyorum büyük ihtimalle yanıtlamazsınız ama … bir hadi leeeeyn de onlara o zaman hehe.

ha başlığa gelecek olursak durum kadınlarda biraz farklı, bayanlar size kötü bir haberim var ama erkekler çoğu zaman en iyisini değil de elde edebileceğini düşündüğü kişileri tercih eder. şöyle diyaloglara çook şahit olmuşumdur “aman abi bundan ekmek çıkmaz ben en iyisi yine şuna takılayım” ha bu tiplere de ekmek istiyorsan fırına git a tiynetsiz abullabut demek istiyorum ama konu o değil.

adını vermek istemediğim bir kız arkadaşım (sanki diğerlerini adını verdim ya) bana belki on kere “ya ulaş bir yere gidince benimle çok kişi ilgileniyor, ben çok mu güzelim ya, ay yine şu adam bana yazdı ben çok mu güzelim ya” diyip dururdu ki ona yazan kişilerin bir kısmını da tanırdım ha. tek amaçları geceyi yalnız bitirmemek olurdu genelde. bir gün dayanamadım hayır seni kısa sürede elde edeceklerini düşündükleri için sağlamcı takılıyorlar demiştim. bayanlar, bir diğer kıza 10 kişi yazarken size 1 kişi “kompliman” yapıyorsa bu diğerinin basit sıradan sizin özel olduğunuzu gösterir, aha da her türlü ortama girip çıkmış ve erkekleri en iyi tanıyan birisi olarak da son sözüm budur.

not: bu yazıda anlatılanlar tamamen yalandır, öyle birileri de yoktur diyim ki yine birileri gelip ay beni yazmışsın ama hede hödö demesinler. bu arada amma uzun yazmışım sıkılanlar lütfen alt+f4 tuşuna bassınlar.

not 2: saçımı kestirip yeni küpe aldım feci yakışıklı olmuşum ha, habire aynaya bakıyorum

Dünyanın en güzel kızı

o kadar güzel bir kızla tanıştım ki, hani bakmaya çekinirsin, hani konuşmaya korkarsın, hani elindeki tırnağındaki boğumlar bile sana dünyanın 8. harikası gibi gelir işte öyle bir kız
hani böyle bir güzellik olamaz dersin, evet vardır televizyonda sinemalarda böyle güzellikler ama erişilmezdir ama sana bir nefes kadar yakın olduğu zaman inanamazsın
sonra onu tanırsın ve güzel olmanın çok ötesinde olduğunu görürsün, çok zeki, çok duygusal sanki bir melek gibi. inanamazsın böylesi bir insanın dünyada var olduğuna, sırf bu sebeple bile dünya sana çok güzel bir yer gibi gelir, aldığın nefesin tadını çıkarırsın.
hani onu herkese göstermek istersin ya öte yandan da çeknir kıskanırsın, sen çok güzelsin sen bir meleksin demeye bile çekinirsin. işte ben o kişiyle tanıştım ben o şanslı azınlığım, hani brad pitt angelina ile beraber ya o kadar şanslıyım

dünyanın en güzel kızı sözüm sana, çok teşekkür ederim bu dünyada olduğun için ve bana dostluğun aşktan daha önemli olduğunu gösterdiğin için.

dünyanın en güzel kızı bu bir abartı değil sana aşık olsam bir gün kaybedeceğimden korkarım ama dostun olsam hep benimlesindir.

dünyanın en güzel kızı: iyi ki varsın

Hayal

O konuşurken dinlemiyordum çünkü onun konuşmasını resmen izliyordum. Tuna kiremitçinin Bu işte bir Yalnızlık Var romanında geçen bir sözdü, sevmiştim bu sözü de bu romanı da.

Neden sevmiştim acaba? Roman kahramanı 40 lı yaşlarda aşkı keşfeden bir gitarist olduğu için mi? Keşfettiği aşk hem uygun olmayan bir aşk hem de umutsuz olduğu için mi acaba? Sanırım hepsi.

O konuşurken onun konuşmasını izliyordum, ilk defa ağzının biçimine böylesi dikkat ettim, o harflerini söylerken aldığı biçime, ilgisini çekince kaçlarını kaldırmasına..

Kollarındaki tüyler estetik duruyordu, elleri güzeldi bana göre, saçını arkaya attığı zaman boynu ve ensesi görünüyordu, sesi pek melodik değildi ama yine de dikkatimi çekiyordu işte. Hatta sesi çirkindi diyebilirim.

Üzerindeki kıyafetin kıvrımlarına baktım, aslında çok sıradan olması gereken bu kıvrımlar bana o kadar güzel göründü ki, her ne kadar gözlerine bakmayı sevsem de, gözlerimi sıklıkla kaçırıyordum. Başımı döndüren içtiğim içki mi yoksa teninden gelen koku muydu bundan emin değildim, konuşmayı sevmiyordum, ben susayım o konuşsun ben saatlerce onu hem dinleyim hem de izleyim istiyordum. Dokunmadığım halde tenini hissedebiliyordum.

Ne kadar ilginçti, onun için çok sıradan olan gömleğinin bilek düğmesi benim için erişilmez bir hazine gibiydi, o düğmeyi bile öpmek istiyordum, çünkü ona ait olan bir şeydi bu. Ondan bir parça vardı o düğmede bile.

Vücudunun biçimine, kalçalarına, bacaklarına hiç dikkat etmemiştim, hiç bakmamıştım, dudağının altındaki küçük kıvrım ve burnunun biçimi bana kalçalarından daha bakılası ve çekici geliyordu.

O an dünya dursun istedim, zaman dursun ve ben bir 24 saat daha onu izleyeyim, yüzünün bütün hatlarını ezberleyeyim, beynimin bütün kıvrımlarına yazılsın o hatlar. Aradan 20 yıl geçtikten sonra bile bugün gibi hatırlayayım.

Ama bu olmayacaktı, az sonra gidecekti ve sonsuza dek bir daha görüşmeyecektik ve bir süre sonra yüzünün bütün hatlarını unutacaktım, sadece hayalimde kaldığı kadarıyla anımsamaya çalışacaktım.

Aklıma Dr. Skull’ın Princess adlı parçası geldi. Türkçesini biraz mırıldanayım.

Biliyorum, sana asla dokunamayacağım
Biliyorum elini asla tutamayacağım
Duyuyor musun, sensiz yaşayamam, anlıyor musun?

Elimi tut, seni yaşadığım yere götürmek istiyorum.

Bir bilsen prensesim olmanı ne kadar istiyorum.
Prensesim olmanı.

Sonra izin istedi ve kalktı, o kalkarken elini sıktım, ama giderken arkasından bakmadım, çünkü onu son gördüğüm an, arkasından bakarken ki an olmamalıydı, hayalimde giderken değil gözlerimin önündeki hali yer almalıydı.
Daha sonra eve döndüm, yattım, uyurken onu düşünmemeye çalıştım, sonra onu düşünerek uyuya kaldım. Sabah uyandığımda gülümsüyordum, hayat güzeldi..

Depresyonda olan kişilerin yakınlarına tavsiyeler

Depresyonda olan kişilerin yakınlarına tavsiyeler.

Bir çoğumuzun bir yakını muhakkak bir dönem depresyona girmiştir ve girer. Bu kimi zaman abla, abi, kimi zaman arkadaş, kimi zaman evlat olabilir. Peki bu durumda neler yapmak gerekir? Ona nasıl davranmak gerekir.

Bu konuda yaşadıklarım, okuduğum onlarca makale, görüştüğüm uzmanlar ve kendi düşüncelerimle beraber aktarmak istediğim bazı şeyler var. Biraz faydalı olabilirsem ne mutlu bana.

Öncelikle depresyon bir hastalıktır, nezle gibi, grip gibi ve tedavisi vardır. Güçsüzlük zayıflık şu bu değildir, bunu kendiniz bilin ve bunu ona söyleyin.

Ona asla bin kere duyduğu şeylerden bahsetmeyin saçma tavsiyelerde bulunmayın, aslında hayat ne güzel bak kuşlar böcekler gibi şeyler söylemeyin, o bunları zaten biliyor ve o anda duymak umurunda değildir.

Senin yerinde olmak isteyen binlerce kişi var, bak insanların ne derdi var, aç yatanlar savaştakiler şu bu demeyin, bu hiçbir işe yaramaz tam tersi onun sıkıntılarını küçümsediğinizi hissettirir. Binlerce kişinin daha büyük dertleri olması onun derdini azaltmaz!

Kendinizden örnekler vermeyin, “evet ben de yaşadım bunları ama ne olmuş bak ben hiç üzülmedim” gibi şeyler söylemeyin. Tartışma ve görüşmelerde en büyük hata kendinden örnek vermektir, bu sizi bilgiç, tavsiye eden konumuna düşürür, illa örnek verecekseniz başkalarından örnek verebilirsiniz.

Ona anlatmayın, anlattırın, size tüm düşüncelerini anlatması için çaktırmadan yollar izleyin, çünkü dinlemekten çok anlatmaya ihtiyacı olacaktır. Anlattıkça da hak verin ya da hak verdiğinizi hissettirin. Onun böyle düşünmekte haklı olduğunu ancak işin bir de başka açıları olduğunu hissettirin.

Sen güçlüsün, sen başarırsın, bunun da üstesinden geleceğine eminim gibi sözler onun için bir şey ifade etmeyecek tam tersine onu sıkacaktır.

Asla ama asla, ona sorumluluklarını, yükümlülüklerini vb hatırlatmayın. Bu sadece üzerinde daha fazla baskı hissetmesine yol açar. Artık toparlanman lazım gibi suçlamalarda kesinlikle bulunmayın, sadece hayatı akışına bırakmasını sağlayın.

Onu mutlu edecek şeyler yapın, sevdiği yerlere götürün, sosyal aktivitelerini arttırmasına yardımcı olun, uzun zamandır istediği bir hediyeyi alın, maddi manevi biraz şımartın.

Temelde sorunu olan şeylerde ona yardımcı olun, örneğin işiyle ilgili sıkıntıları varsa yenmesi için elinizden geleni yapın, maddi sıkıntıları varsa ona çaktırmadan bu konuda destek olun, dünyevi şeyleri fazla düşünmemesine yardım edin. Okul ve derslerle ilgili problemler varsa yanında olun. Gerekirse bir süre ara vermesini sağlayın.

Asla ondan tam performans beklemeyin, normalde günde bir birim performans sergiliyorsa (iş, okul, vb) aynısını beklemeyin. Nasıl ki tek kolu olmayan bir insandan halter kaldırmasını bekleyemezseniz, ondan da tam performans beklemeyin. Bırakın rölantide kalsın, yapabildiği kadarını yapsın rahat olsun.

Hayat çok ciddiye alınacak bir şey değildir, siz de rahat olun onun da bazı şeyleri ciddiye almamasını boşvermesini sağlayın, unutmayın bir süre sonra bunların hepsi geçecek.

Kısıtlamayın, bırakın çok mu yemek yiyor yesin, fazla mı dışarı çıkıyor çıksın, her şeyden biraz uzaklaşmak mı istiyor uzaklaşsın. Canı ne istiyorsa onu yapsın, tembellik hakkı tanıyın ona.

Her zaman yanında olduğunuzu HİSSETTİRİN, ama günde bin kere bak senin yanındayız falan demeyin, ayrıca 3 kere telefon açıp iyisin dimi, derdin yok dimi demeyin, üstüne gitmeyin bunaltmayın.

Hayat tarzını değiştirmek işe yarayabilir, alışverişe gitsin, dilediğince para harcasın, saç rengini değiştirsin, saçlarını kazıtsın, yeni kıyafetler alsın, belki yeni bir eve taşınsın değişiklikler her zaman o ortam ve düşüncelerden uzaklaşmasına yardımcı olur.

Yangına körükle gitmeyin, sevgilisiyle sıkıntıları mı var “salak kız/erkek ya seni üzüyor boşver onu” gibi saçma şeyler söylemeyin, ya da “evet patronun tam bir geri zekalı çok üstüne geliyor” gibi şeyler anlamsızdır. Daha fazla sıkar, tam tersi onun haklı oladuğunu ama başka açılardan bakılabileceğini ona bunları yapan kişilerin aslında iyi niyetli olduğunu hissettirin. Gerekirse sevgilisiyle, ailesiyle, patronuyla görüşün, o bunu bilmeden ona destek olmalarını isteyin.

Uzaklaşma, kaçma, intihar gibi düşünceleri varsa ciddiye alın, unutmayın intihar eden ya da intihar girişiminde bulunan kişilerin yüzde 90’a yakın kısmı bunu bir biçimde ifade etmişlerdir.

Hepsinden önemlisi profesyonel destek aldırın, ilaç tedavisi şarttır. Antidepresanlar bağımlılık yapar, uyutur, şunu yapar bunu yapar gibi düşüncelere kapılmayın. Siz bir uzman değilsiniz, kulaktan dolma bilgileri bırakın, işi uzmanına bırakın, ilaçlar konusunda duyduklarınız genelde yanlıştır. En iyisini doktorunuz bilir. Hem ilaç hem de terapi önemlidir, kişisel tavsiyem Bilişsel terapi’dir. Ve yine unutmayın bu geçecek, mutlaka geçecek, er ya da geç bitecek bu durum sabırlı olun. HER ŞEY ÇOK GÜZEL OLACAK, bunu unutmayın.

Sevgiler öptüm hepinizi : )

Hack denemesi yapılmış

dün arkadaşın birisi yorumlar bölümüne baya bir html kodu yazararak hacklemeye ve başka bir yere yönlendirmeye çalışmış. gereksiz bir durum ama bunu yaparken kendisine 1-2 tavsiyem olacak

1)bu işleri yaparken mutlaka proxy kullan ip adresin kabak gibi görünüyor zira net cafeden falan girmiyorsan kim olduğun çok kolay bulunur savcılığa gerek yok, tanıdık çok

2)illa siteyi hacklemek istiyorsan biliyorsun tüm isteyenlere kaynak kodunu yolluyorum ordan bir açık bulman çok daha kolay olur daha iyi bir yöntem

3)yönetim dizinini araştırma çünkü yönetim paneli yazdım ama kullanmıyorum kendi serverım olduğu için direk mysql e giriyorum bilgileri

4)başka yere yönlendirmek istiyorsan bana mail at sana link vereyim ya da çok lazımsa ana sayfana yönlendireyim ne gerek var böyle şeylere

5)bu yöntemler kesmezse bana mail at hack için çok daha özel ve güzel teknikler var anlatayım paylaşayım

Edit: Bu yazıyı yazarken hala deniyor arkadaş :) yahu ne gerek var böyle saçma şeylere

Fotoşopta yaptım

Çok güldüm bu olaya. Dün gece kuzenim Umur bende kaldı, beni rahatsızlığımda hastaneye götüren kişi oydu ve hastanedeki durumu anlattı çok güldüm.

Baygın olduğum için ve kanda zehirlenme olduğu için hatırlamıyorum ben, Bayındır hastanesindeki cildiyeci gelmiş ve kolumda çıkan yaraları gösterip nasıl oldu bunlar demiş.

el cevap: fotoşopta yaptım doktor bey, doktor anlamayınca Umur doktor bey fotoşop bir çizim programı diyince doktor da nasıl yani çizmiş mi kendisini demiş. Ve her sordukları zaman nasıl oldu diye ben fotoşopta yaptım demeye devam etmişim :D

kendimde olmadığım için nasıl saçmaladıysam artık, peki dirseğindeki yara nedir “fotoşopla yaptım onu ben”

çok güldüm çoooook

Kategoriler

SonYorumlar

    • işte bugün konuştu benle (3)
      • hvp: Evet döndüm… Sen de dönmüşsün tebrik ederim… Lütfen böyle devam…
      • Ulas FIRAT: : ) Teşekkür ederim, yine sabaha karşı bir resme bakarken çıkan öykü. Yarı gerçek yarı kurgu....
      • hvp: Eveeettttt işte bu çok güzel ulaş…
    • bugün onun doğum günü (2)
      • Ulas FIRAT: Dansöz sevmem ama hafta içi sürprizi kralı olcak ortaaam. Neden hep kıskanıyorlar biliyor musun?...
      • Ortaı: öyle bi adamsın ki… öyle bi adamsın işte.. varlığından mutluluk duyduğum, eksikliğini nefes...
    • ilişkilerde emniyet kemeri (9)
      • osman: estağfurullah usta! taa fi tarihinde yazdığım maillere cevap gelmeyince buralara kadar geliyoruz işte :)
      • Ulas FIRAT: oo osman seni gördüğüm cillop oldu, iyi phpci php lafının üstüne gelirmiş :)
      • osman: abi php bozmaz, delikanlı bünyeye iyi gelir aksine! :)
      • etmethyst: :D :D alemsin
      • Ulas FIRAT: Tabii ki davranmayacağım : ) Yok be davranırım. Belki de davranmam bilemedim şimdi. Davranır...