Hoşgeldiniz

sendrom.net pc world ve başka mecralarda yazdığım yazılarımı yayınlamak amacıyla açtığım bir siteydi. zamanla sevdiğim şarkıları aşkları kızgınlıkları dile getirdiğim bir site haline geldi.
kişisel olmasına rağmen iyi bir ziyaretçisi vardı ve siteyi yenilemeye karar verdim. sevdikçe, kızdıkça, biliştikçe, müzik yaptıkça kısacası Ulaş olmaya devam ettikçe yazmaya da devam edeceğim.

Ücretsiz Kaspersky antivirüs ve internet security

Bir çin sitesinde kaspersky antivirüs ve internet security için ücretsiz indirme linki ve sınırsız key dosyaları dağıtılıyor.

Crack diye düşündüm ama çince bilmiyorum, bilen bir arkadaş yok abi yasalmış dedi. Ben de sizlerle paylaşayım dedim.

Alın indirin tepe tepe sınırsız kullanın süresi doldukça yeni key indirin.

Adres: http://www.kavkiskey.com/

Ha eğer yasal değilse, başka bir çince bilen arkadaş söylesin kaldırırım linki.

Not:Ben evde Norton 360 kullanıyorum 55 ytl gibi bir paraya aldım, babalar gibi de memnunum.

31 çekenler

not:bu yazı pornografi içermemektedir

Bir değil,
beş değil,
yüz milyonlarlasın maalesef.

Yukarıdaki dize Nazım Hikmet’e ait. Şiirin tamamını aşağıda açıklayacağım. Konuyla birebir uyuşuyor. Ve yazı sert, kasıtlı olarak sert, kasıtlı olarak argo. Ne de olsa her zaman aynı şekilde nazik değiliz. İnsan olarak…
Nedir bu otuzbir çekenler? Yani mastürbasyon yapanlar. Ama vicdani mastürbasyon bu kastım. Yoksa kimsenin cinsel hayatı değil.

Bunlar öyledirker ki, höt deyince al sana göt derler, bunlar öyledirler ki onlarca kişinin yedikleri kul hakkını ramazanda kestiği kuzuyu akrabalarına ya da cemaatlerine dağıtıp sonra -af dilerler- demeyeceğim çünkü bu onlar için normaldir.

Bunlar öyledirler ki, yedikleri tüm pisliklerin, söyledikleri tüm yalaların, affı olmasa bile vicdanını rahatşatmak yani vicdani mastürbasyon için, 31 çekmek için devede kulakla yetinirler.

Bunlar zamanında (ben 17 yaşındayken) bana yetiştirme yurdu psikoloğunun dediği gibi, sabah akşam kuyu kazar, vizon kürk giyer sonra ayda bir pastanenin 2 gündür satılmamış çikolatalı kekini yurda getirirler.

Ama içleri rahattır, sevap işliyorlardır.  Giydiği kürkün üstündeki kul hakları umurlarında olmaksızın, götü boklu 3 pasta ile vicdanlarına otuzbir çektirirler.

Sadece bü türler mi? Hayır. Bunların devrimci sosyalist olanları vardır emek paylaşım derler, ama yemeği karıları yapar bulaşıkları karıları yıkar. Eşitlikçi dünyaya evlerinden başlamamışlardır.

Bunlar ne tartışırken göze bakabilirler, ne dua ederken gökyüzüne.

Bunlar öyledirler ki, öyle yaygın, öyle sinsi, öyle gizli öyle pisliktirler ki, bazen patrondurlar. 3 günlük tatil parasını bir çalışanının yıllık zammına eşit olduğunu düşünmezler. Zam yapmaz tatil yaparlar.

Bunlar öyledirlerki, giydikleri bir ayakkabının, sülük gi,bi üstünden geçindiği vkişilerin kaç aylık gelirine eş değer olduğunu düşünmezler. Ve Af dilerler.

Bunlar oruç tutmazlar, sadece aç kalırlar. Gün boyu aç kalıp akşam en lüks kebapçıda tıka basa Zıbarana dek yerler.

Bunlar çok iyi bilir kendilerine duyulan içten içe nefreti. Bunun için kimi zaman faşizme, kimi zaman liberalizme, kimi zaman dine sığınırlar.

Ve bunlar öyledir ki, sıçarlar, foseptik bataklık oluşur, sıçmaya devam ederler, ama sinekleri bazen avlayıp beyinen otuzbir çekerler.

Ve bunların bahaneleri çoktur. Ceddine dek pisliğe batmış oldukçarı için temiz görünmeye çalışırlar. Tıpkı parfümü bok kokusundan kurtulmak için icad eden fransızlar gibi.

Ve bunlar, ve siz, ve üstüne alınmayan ben onlardan değilim diyenler. Kötü haber sadece öbür dünyada yanmayacaksınız, bu dünyada da mahfolacaksınız.

Yediğiniz bir akam yemeği, bazen kan bazen sömürü üzerine kurulmuş. Ve o akşam bıraktığınız bahşiş için sizin yanınızdakiler kimi zaman ağlıyorlar.

Haksız adam ya korkar pısar (dün gördüm) ya da zeytin yağı misali üzte çıkar (hep gördüm).

Ne nazım üstadın şiiri, yıllar geçti ama siz değişmediniz. Varın çekin o otuzbiri. Boşalınca kısa süreli vicdan azabı yaşacakacak ama hayatınıza devam edeceksiniz.

Hadi bütün bu vicdanını rahatlatmak için yapanlar, ama uyku uyuyamayanlar ve yatacak yeri olmayanlar için geliyor.

—-

Dünyanın En Tuhaf Mahluku..


Akrep gibisin kardeşim,
korkak bir karanlık içindesin akrep gibi.
Serçe gibisin kardeşim,
serçenin telaşı içindesin.
Midye gibisin kardeşim,
midye gibi kapalı, rahat.
Ve sönmüş bir yanardağ ağzı gibi korkunçsun, kardeşim.
Bir değil,
beş değil,
yüz milyonlarlasın maalesef.
Koyun gibisin kardeşim,
gocuklu celep kaldırınca sopasını
sürüye katılıverirsin hemen
ve âdeta mağrur, koşarsın salhaneye.
Dünyanın en tuhaf mahlukusun yani,
hani şu derya içre olup
deryayı bilmiyen balıktan da tuhaf.
Ve bu dünyada, bu zulüm
senin sayende.
Ve açsak, yorgunsak, alkan içindeysek eğer
ve hâlâ şarabımızı vermek için üzüm gibi eziliyorsak
kabahat senin,
— demeğe de dilim varmıyor ama —
kabahatın çoğu senin, canım kardeşim!


Bu yetmediyse:

  • Bir kimse Peygamberlerin yaptığı ibadetleri yapsa fakat üzerinde bir kuruş kul hakkı bulunsa, bu bir kuruşu ödemedikçe Cennete giremez
  • Size haksızlık eden, zulmeden, malınızı mülkünüzü gasp eden aslında size iyilik etmiştir. Eyvah onların haline. Sen mazlum, onlar zalim. Alan düşünsün. Ahirette zalim ağlayacak, mazlum gülecek. Zalim verecek, mazlum alacak.

kulaklık için mp3 sesi yükseltici (cep telefonu, mp3 player falan için)

Geçenlerde ucuza çakma bir telefon aldım. (Daxian t18 iphone taklidi)  Çakma dediğime bakmayın ha iyi bi alet. Ancak hoparlör güçlü olmasına rağmen kulaklıktan ses az geliyor. Gittim orijinal samsung kulaklık aldım , tamam fena değil ama kesmedi.

Çözümü müzisyen kimliğimle buldum hehe. Mp3 Gainer diye bir program. Bu program mp3 dosyalarınızın ses düzeylerini artttırıyor. Bu sayede daha yüksek sesle müzik dinleyebiliyorsunuz. Ha ancak çok abartırsanız ses distorte olur.

Programı http://prdownloads.sourceforge.net/mp3gain/mp3gain-win-1_2_5.exe?download adresinden indirin. İşin güzel tarafı klasör seçerseniz ordaki tüm mp3leri normalize eder aynı sese getirir. Aman sakın 101 db den fazla ses vermeyin distorte olur patlama olur.

Ama bu sayede cel telefonumla baba gibi müzik dinliyorum.

Haa bu arada sakkın bir aklı evvel gelip bana goldwave cubase demesin. Biz de biliyoruz onları kullanmayı ve mix yapmayı, basları tizleri ayarlamayı. Ama 1200 şarkıyı teker teker yapmak zor bu biiiiir. İkincisi de bu yazılım beleş ve amatörler için.

Öptüm al yanaklarından gül yanaklarından sendrom okuru

drm lisans korumalı wma dosyalarını mp3 yapalım

hepimizin başına gelmiştir, bir yerden drm korumalı bir parça indiriyoruz, ya da cd den kaydediyoruz ama bunu örneğin mp3 playerımızda, dvd playerımızda dinleyemiyoruz.

bunun için dosyayı mp3 formatına çevirmek gerek ki bu oldukça basit, peki nasıl yapacağız? öncelikle bu linkten http://www.mp3mymp3.com/tank/mp3mymp3install.exe programını indiriyoruz, ve bilgisayarımıza kuruyoruz, setup kısmı biraz uyuz ama olsun. kurduktan sonra yazılımı çalıştırıyoruz ses kaynağı olarak stereo mix i seçiyoruz, sonra winamp ya da media playerda istediğimiz şarkıyı çalıyoruz, ancak çalma işleminden hemen önce, kayıt için yazan kırmızı butona tıklıyoruz, kayıt bitince de stop diyoruz ve mp3 olarak kaydediyoruz.

bu şu anlama gelir, ses kartınızan ne duyuyorsa onu kaydeder, internette dinlediğiniz streaming radyolardan kayıt da yapabilirsiniz. ama bence windowsun seslerini önce iptal edin, yoksa misal şarkının ortasında msn den birisi titreşim yollarsa onu da kaydeder şarkı ortasında dırııın diye ses gelir.

öptüm gül yanaklarınızdan

softline 407 webcam driver (diğer sürümlerde de çalışabilir)

bu web kamerasını yeğenim bırakmıştı çalıştıramamış çünkü hakkaten de sürücüsü çalışmıyor.
ben de internetten çalışan bir sürücüsünü buldum arzı eden http://www.sendrom.net/up/webcam.rar adresinden indirebilir
ama bana sorarsanız gidip adam gibi bir webcam alın da böyle sürücü aramaktan kurtulun :) nedir kardeşim bu çinde kiloyla satılan usb bellek ve webcamlerden çektiğimiz :)

html renk kodunu VB renk koduna çevirelim

hala vb 6.0 kullanan var mı demeyin ben kullanıyorum ve genel tasarımı ps de yaptığım için renk kodlarını html olarak almak benim işime geliyor.

bunları visual basic renk koduna çevirmek için ne yapmak gerekiyordu unuttum ama bunun için hazırladığım mini bir programcık var, html kodunu paste edin diğer kodu versin.

buradan indirebilirsiniz

etkili dosya arama win 98 gibi

windows xp nin masa üstü aramasının ne kadar kötü olduğu aşikar. bunun için gelişmiş yazılımlar var google desktop gibi ancak ben kullanmayı sevmiyorum. bir klasördeki asp dosyalarının içerisinde mail_at fonksiyonu geçenleri de xp bana listeletemiyor.

bu iş için minnacık bir yazılım var uzun zamandır kullanıyorum belki ilginizi çekebilir. effective file search istediğiniz klasör ya da sürücüde detaylı arama yapmanızı sağlıyor ve indexlemesi yok anlık arama yapıyor. istediğiniz zaman çalıştırıp arayabilirsiniz. söz konusu yazılımı http://www.sowsoft.com/download/efsearch.zip adresinden indirebiliriz.

taksici hikayelerim

Hayatımın çok büyük bir bölümünde ulaşım aracı olarak taksi kullandım. Şu anda verdiğim bir sözden dolayı pek binmiyorum. Ancak bayağı bir taksici hikayem mevcut. Biraz anlatayaım.
Şöför değişimi

Bir keresinde kızılaydan taksiye bindim, her zamanki gibi tunalıya evime gidicem. Gidiyoruz esat tarafında 2 tane hatun taksi arıyor. bildiğin manken gibi kızlar ve çok yüksek ihtimalle dişiliklerini “profesyonelce” kullanıyorlar. Taksici de abi şunları da alalım ama durak değişimi yapıyoruz dedi, bir şey anlamama ve söylememe fırsat vermeden durdu kızlara yalnız şöför değişimi yapıyoruz dedi. Yani durağa gidceğiz de ben devralcam taksiyi ben de taksiciyim yani :D Neyse bindi kızlar. Taksici bana sormaz mı “ya demek yarın çalışmıyorsun ha abi” ben de “evet ya bu akşam çalışıcam yarın gelmicem durağa çok yoruldum” falan dedim :D Ancak kızlar benden önce inecekleri için (hemen hiltona gidiyorlarmış) taksicinin hayalleri suya düştü. Hani ben inince devam edicek ve ayarlayacaktı yaaa.

Abi dedi yol uzun olsa ayarlardım, zaten delikanlı 2 yakışıklı adamız falan dedi (hakkaten de adam da tip olarak fena değildi) Sonra çapkınlık macrealarını anlatarak eve bıraktı beni. İndim ulan dedim ne olay bee. Yalnız hiç bozmadım adamı direk taksici rolü kestim.

Action filmi

Yine bir seferinde klasik kızılaydan tunalı seyahati. Bindiğim takside kaliteli bir LCD ekran vardı adam da orda kavgalı dövüşlü silahlı bir film izliyor. Başadık yola, yalnız film sardı beni de başladım izlemeye. Adam da bir yandan izliyor bir yandan kullanıyor tek gözle. Sonra bir de tuttu bak abi sen kaçırdın binmeden dedi. Şu var ya aslında o da polis bunların için ajan olarak girdi diyerek bana eksik bölümleri tamamadı. İzleyerek eve geldik. İndim parayı verdim eve çıktım.

Bacısını 61 kere

O gün aşırı derecede sinirliydim, ama ne sinir şakaklarımdan ateş çıkıyor. Bindim taksiye, kızılaydan tunalı yine.  Taksici de zayıf birisi, meğerse hastaymış 1 aydır yatıyormuş sol tarafına felç inmiş. Ama mecburen çalışmaya başlamış. Sadece yürürken baston kullanıyormuş bazen ama araba kullanmasına engel yokmuş. Bunu anlattı. Bu sebeple de benden az önce polis haksız yere ceza yazmış 61 tl. Bu da bir sinirli olayı anlatıyor. Diyor ki bana 61 milyon kesti ya onun anasını bacısını 61 kere şeyedeyim (tabi adam burda şeyedeyim demedi). Ben de o gün deli gibi sinirliyim zaten. Ben de başladım olur mu lan öyle şey vay o… çocukları diye söve saya eve geldik :D Olayı gören bir bayan avukat kartını vermiş ve cezaya itiraz için dava açmasını söylemiş. ve ücret de almayacağını söylemiş. Helalleştik indim arabadan.

Kısa Kısa

Daha çok var ama biraz da kısa kısa geçeyim. Bir taksici, abi bak her zaman gittiğin yoldan başka daha uzun bir yoldan gittiysem eğer o zaman eksik ver abi demişti. Bir diğeri muhabbete  ısınıp akide şekeri ikram etti, aldım, bir tane daha verdi. Bir diğerine ben polo nane şekeri ikram ettim. Tek kelime etmeden kıtır kıtır yiyerek devam ettik. Bir seferinde AŞTİ ye gideceğiz ancak zaman az. Annem taksiciyi gaza getirmek için, geçen sefer adam nasıl gitmişti ulaş ya 15 dakka da götürdü bizi dedi. Adam da aldı gazı, aştiye vardık, bak yenge ben de 12 dakikada getirdim demez mi :) Birisi evliymiş ama 3 de sevgilisi varmış onu anlattı, birisi yeni kokoreç almış tam yicekken ben binmişim, adam da yiyemedi tabii, ama elimde dürüm çiğ köfteyi görünce, ha oh be abi ben de senden çekinmiştim dedi. Yemeklerimizi yiye yiye eve vardık. Hatta içime hava çektim, acı mı geldi abi dedi :D Bir başkası ağustosta hava cehennem gibiyken, abi çok özür dilerim dedi, kaçtır müşteri biniyor bir su alamadım şurdan bi su alsam dedi. Tabi dedim bak keyfine. Sen de ister misin dedi. Sağol dedim. Gitmiş bana da su almış, sıcakta kana kana içtik :) Birisi radyo dinliyor, ankaragücü gol yedi. Şerefsiz ankaragücü dedi küme düşücez dedi. Futboldan zerre anlamam ama, evet ya şerefsizler bir güldürmediler yüzümüzü gibi bişiler dedim.

Daha çoook var, ama sanırım yeterli.

Not: SDS

garip ama sinirliyim

İnsan bazen sinirli oluyor, ben çok fazla olmam ama bazen ben de oluyorum işte. Eh doğal olarak insanım. Hoş bazıları beni çelikten zannetse de öle değilim. Gayet de etten kemikten yapılmış biriyim.

Bazen yoruluyor insan, neden? Her şeyden,  evet her şeyden yoruluyor. Bazen siktirolup gidesi geliyor insanın.  Ama gitmek sorunları çözmez, eğer kendini de yanında götürüyorsan hiç bişeyi çözmez işte.

Sorunlar senden kaynaklanmasa da çözmez. Ama bazen insan yeter demek istiyor. Haşa isyan etmek olmaz, üzülmek bile isyandır bazen, sana taktir edilmiş olana karşı çıkmak da isyandır ama.. Bazen insan yeter diyor.

Ya da şunu diyor, ne istiyorsunuz benden? Tamam dünyanın en boktan insanı da olabilirim, -ki değilim- ama kimseye zarar vermiyorum. Lan ne yapıyorum be, sıradan normal biriyim işte. Derdiniz ne benle? Ne oğlum derdiniz.

Sikko sikko şeyler yaşamak zorundamıyım lan ben? Ben “action” dan kaçtıkça bir yerde gelip beni buluyor “action”. Bana ne oğlum yaşayın gidin, beni neden uyuz ediyorsunuz? Aha adım gibi eminim ki bunu da birileri üstüne alınıp yine hede hödö yapcak.

Habire hiç yapmadığım şeylerin sıkıntısını mı çekicem lan ben? Ya nolur bi siktirin gidin lan, bana ve çevreme zarar verip sıkıntı yaşatmayım. İlla gırtlağına mı basmam lazım. İlla anlayacağınız dilden mi konuşmam lazım?

Aaaa küfür ediyorum dimi, aa ulaş küfretmez, ulaş üzülmez, ulaş bilmemne yapmaz, yorulmaz 24 saat çalışır, herkesi mutlu eder. Bok eder.

Kendi halinde işini yapar, iyi de yapar, yardım eder, iyi de eder ha, ama hep yapmadığı, etmediği, şeylerden dolayı sıkıntı yaşar. Hayattaki tek sorunlarım dağınık birisi olmak, ve yardımsever olmak.

Ben de yoruldum biliyor musun? Hakan Türkçapan bende  “hero sendromu” olduğunu söylemişti. Yani kahraman gibi her şeyi çözmek istediğim fazla yardım edip değer verdiğim ve kendimden çok başkalarını düşündüğüm.

Son sözüm yine kibarca lütfen. Kabalaşmayacağım şimdilik ama az kaldı.

Not: Bunlar sana değil.

inadına seviyorum

Cemi çok severim, duygularını şarkılarında çok güzel ifade edebilen birisi bence.

Hele ki şu şarkısı çok güzel.

bu şehir bu sokaklar hiç bu kadar güzel olmadı
ve ben hiç bu kadar iyi olmadım
hiç bir şey, alıştığım gibi değil
dün bitti ve hiç bir şey, baştan değil

BU ŞEHİRDE SADECE SEN VE BEN

Evet ne demek bu şehirde sadece sen ve ben? Seni çok seviyorum ve başka hiç bir şey umurumda değil demek.

Ben de inadına seviyorum, bir sürü şey ters gitse de, yeşilçam filmi gibi şeyler de olsa.  Tek istediğim sevip mutlu olmak. 

Bu arada geçen dün Doç.Dr. Hakan Türkçapan’ın hangi hastanede çalıştığını bulmak için adını google a yazdım, 2. ve 3. sırada benim sitem çıktı :D Muhteşem bir adam, gözünün bir bakışından, cümledeki bir kelimeden her şeyi anlıyor ve elinde sihirli değnek varmış gibi çözümlüyor. Bilişsel terapi rulez derim.

Son olarak

benimde bu dünyaya gelişim
hey canım rinnanay rinna rinnanay
bir güzelden ötürü
hey canım hey…

Anladın sen onu ;)

çok mada faka var şarkılarında

Başlık ceza ve killa hakanın son şarkısından, cemille bunu bol bol dinler söylerdik.

Pazar çok garip bi gündü, tam bipolar bi gündü. Hem mutluluğu hem siniri beraber yaşadım iyi geldi bünyeye hehe.

Full mutluluk neşe yanına bazen de böle gariplikler de lazımmış. Anlamıyom hiç bişi, kızıyorum bazen ama kasmıyorum da anlamak için. Tercihim belli benim, mutluluk.

Neyse akşam oldu eve geldim, bilgisayar başına geçtim (çok şaşırtıcı dimi).  Biraz uyuzluk yaptım millete hehe.

Cemil bir video eklemiş, sagonun beyaz show videosu, oraya beni de davet etmişti, bide aşık olduu kızı da davet etmişti kız gelmedi. Ben de altına yorum yazdım. “Güzel video keşke ben ve davet edilen ama kadir kıymet bilmeyen birileri de gelseydi” diye.  Cemil de abi sen de hep diss atıyon ya naapcaz gibi bişi dedi. Cemilden daha kızgındım kıza. Ama sabah kalkınca sildim, benim yüzümden papaz olmasınlar eheh.

Özgeyle konuştuk biraz, ben lost izlicem zuzu dedi. İyi bok var git izle 2 dakka durma şurda die ona da kızdım.  Ha ayrıca sarsın die 3 bölüm izledim lost u bi skimsonik olmadı. Sağlıkbanktan ümit ile biraz asp yaptık. Çocuk canavar gibi, nası yardımıma koşuyo helall olsun. Ama hiç bi iyiliği de karşılıksız bırakmamm. Sonra Merve Altay aradı (a.k.a kankaların gülü) bir saat falan telde konuştuk.  Hatun da haklı be birader öte yandan. Yazının burasında kültablasını boşalttım, gece çekirdek çitlemiştim de sigara onu yakınca ortalık sobalı ev gibi kokuyo

Sonra uyumuş kalmışım. Tabii ki msn açık biçimde. Sabah 5 te uyandım biraz yatakta dolandım ama ı ıh yok uyku gitmiş, bilgisayara geçtim. Bir sürü mesaj gelmiş, çoğu da uyudun sanırım die bitio hehe. Ama bayadır konuşmadıım birisi de mesaj atmış ona şaşırdım biras. Sonra sabah 6 da Cem mesaj attı.

Elini eteğini çektin alemlerden kanka hayırdır dedi. Ya dedim iş güç, bide meteliğe kurşun atıyoruz bu aralar kriz var. Hayırlısı kanka dedi. Ama cumaları aksatma dedi. Nası yani dedim. “first namaz, and then rock and roll night” dedi, yeah işte budur dedim. Duyduum en güzel mantıklı şeylerdendi son zamanlarda. Bide ayın 13ünde istanbulda konserleri var ben de gidicem. Cemil de gelir, iyi olur hoş olur takılırız süpersonik olur. Sonra sigara almaya çıktım, lan sabah 6 da her yer kapalı bu nasıl esnaflıktır be. Eşşek gibi yürüdüm millet de işe gidiyo falan. Sonra yine bir sabaha karşı çıkıp sigara ve viski almam, bir köpeğe de topkek almam geldi aklıma. O zamanki hüzünlü “her şey çok farklı olabilirdi” düşüncem geldi. Gülümsedim, farklı da olsa aynı da olsa tınnn dedim. Hüzün müzün çekcek durumda diiildim. Mutluluğu tercih ediyordum.

Akşam azcık sinirliydim ya, canını sıktıım kimseler olmuştur, uyuzluk yaptıım ama özür dilemiyorum ehuhe, bana ne lam hep ben çektim siz de çekin beni bi kere de alla alla.

Ha ayrıca çağla, haklıymışsın kapı duvar hususunda ;)  

Not: Birisi geçende yorum yazmış, psikolojik deli, seni tedavi eden doktor da kafayı yemiştir, sen nasıl bir yaratıksın falan demiş. Bide kimim tahmin et demiş.
Evet deliyim inkar eden mi var? Ayrıca psikolojik deli ne ezik? Psikolojik olmayan deli nasıl oluyor? Ha doktorun telefonunu veriim git bak delirmiş mi o da, delirmemişse sen de git tedavi ol bence. Ayrıca kim olduğunu tahmin edemedim. O kadar gereksiz, ezik kız dolandı ki etrafımda, sen hangisisin, mutluluğumu neden kıskanıyorsun bilemedim. Götün yeseydi adını yazardın zaten muahah. Ooof uğraşamam.

Hadi ben giyinip işe gidiiim, şu sms paketlerini bitiriim. Lam giycek bişi de kalmadı evde, eşoflamla mı gitsem işe ehehe.

Mucukk öpüldün sendrom okuyucusu, bu arada okuyucu sen de az deli diilsin. Ne halt yemeye girip bunca kişi okur ki siteyi anlamıyom. Binden fazla kişi geliyo hergün. Ama hoşuma da gitmiyo diil.

Mujuxxxxxx  

kızgın gördüm seni ya da sorunları ayrıştırmak

Bugün değişik bir gündü, uzunca süren bir görüşmem vardı, olumlu geçti diyebilirim.  İşe bayağı geç gittim uzun zaman sonra ilk defa, ama şirket tatsızdı diyebilirim. Asık yüzler, tatsızlıklar…

Sonra eve gelmek için tunalıda indim otobüsten, yolda bir telefon görüşmesi yaptım, aslında bu görüşmeyle biraz huzurlu olacağımı düşündüm ama bilakis tersi oldu.

Bugün erman bey bana sorunları ayrıştırmaktan bahsetti. Sanırım avrupda ilkokuldan itibaren verilen bir eğitimmiş bu. Sorunları ayrıştırma eğitimi ve bilinci. Bunun sonucunda kişiler, iş sorunlarını eve taşımıyor, ev sorunlarını işe. Ahmetle olan sorunları yüzünden mehmeti suçlamamak. Ya da ahmet, mehmet,hasan,hüseyinle sorun yaşayıp. Tüm kişilere olan inancı yitirmemek gibi.

Ne bileyim ya da, kendi sorunlarını, eksiklerini vb başkasına yüklememek gibi. Neyse olay esas bundan sonra gelişti. Anlatayım:

Eve gelmeden önce, Dubonnet wine house a uğradım. Sigara almak için.  Oradaki şarap gurmesi Hasan.

Ulaş abi kızgın gördüm seni , yoksa üzdüler mi ulaş abimi dedi. Yaş olarak aramızda pek bi fark yok ama saygısından dolayı bana ulaş abi diyor. Ben de evet biraz sinirli gibiyim dedim birazcık konuştuk ayrıldım eve geldim.

Eve geldim, bilgisayar açtım, ardından msn. Ben msn de online olur olmaz “cnmmmmmmmmm” diye bir mesaj geldi. Mesaj Merve’den di. Can dostum DEGK merve.

Hemen ardından gerçek kardeşimden mesaj geldi.

Ulaş The Lover Punk: :)
Cemil Alpay Sünnetci:nasıl geçti günün abi
Cemil Alpay Sünnetci:bi yorgunluk varmış gibi üstünde

Ve sonra şaka gibi, annem aradı. Haziranda 3 yaşına girecek olan yeğenim aşkım bebeğim yaren dakıma öpücük diyormuş. Msn de görmüş beni öpücük atmak istemiş ama bilgisayar kapandığı için tel açmış annem. Telefona verdi, “öpüyoum dagı, seni cok dudu ” dedi. Yani öpüyorum dayı, seni çok seviyorum. İlk defa telefonda konuştu benimle.

Daha sonra baro mesaj attı, en zor anında yanında olduğum için teşekkür etti beni çok sevdiğini söyledi.

Ve ardından Özge (cimcoz) zuzuuu nasılsın iyi misin die mesaj attı.

Ve durdum düşündüm. Şaka gibi. Canım sıkkın ve benden kaynaklanmayan şeylerden dolayı sıkkın. Belki de birileri sıkmış. Ama önce evin yanındaki şarap evinden Ulaş abimi üzmüşler mi diye tepki geldi. Ve sonrası.

Ben hiç bir şey yapmadım, ama söz birliği etmişler gibi, tüm sevdiklerim, sevenlerim birden mesaj atmaya başladılar.

 

 Şimdi bu durumda kızgın olabilir miyim? Sinirli olmaya hakkım var mı? Bence yok.

Sorunları ayrıştırmak diyince, aslında benim sorunum yok :) Ama sorunları ayrıştıramayıp beni sorunlara dahil eden, ya da sorunlarından dolayı sorun yaratanlara gelince de.

Sicktirin gidin lam, hiç uğraşamam, ben sorunsuz hayatıma devam edeceğim. İsteyen gitsin başka yerde sorun yaratsın. Azcık yüzüm asık diye bunu görüp de, ve hatta görmeden de, msnden de, hisseden de, ilk defa bu akşam benimle telefonda konuşan minik prensesime de ve sebepsiz değil bunları bana gösteren gönderen O’na teşekkür ederim, şükrederim.

 Not: Ruh ikizim merve, seni seviyorum iyi ki varsın. Hadi dön artık marketten de aşklarımızı konuşmaya devam edelim. O çok özel birisi, biraz sabret ve gör onunla mutluluğu : ) Ben kaaaç aydır sabrettim yaa
Not 2:Cemil, çok özledim be oğlum. Hadi gel abini yalnız bırakma. Ya da dur ben geliim heheh. Garanti cep bank mı demiştin en son.  Nasıl bir güzel kardeşsin sen.
Not3:Barrooo snıf snıf, baron da seni çok seviyor, boşver olanları
Not4:Hasan; ulaş abini kimse üzemez merak etme.
Not5:Esas ben seni çok seviyorum canım aşkım bebeğim güzel yeğenim yarenim.
Not6:Birisi: iyi bok yedin, ne geçti eline? Hiç bir şey. Kızarım tabi, kick ass de yaparım.
SON NOT: NEFESİM, SEN HERŞEYDEN MUHAFSIN, SENİ 1 SANİYE KOKLAMAK TÜM DÜNYAYA BEDEL, BÜTÜN DÜNYANIN ANTİDEPRESANLARI SENİN BİR ANLIK DİLİNİ ÇIKARTMAN, BİR ASMA YÜZÜNÜ ÇOCUK DEMEN KADAR ETKİLİ OLAMAZ. KURBANLAR KESERİM SANA GÜZEL NAZLI BEBEĞİM. AYRICA İKİMİZ DE TIRNAKLARIMIZI KESELİM BU GECE :)

seviyorum aşığım

Bundan 2 ay kadar önce Cem’le beraber yolcu bar da oturuyorduk. Daha önce ordaki bir barmaid için pek hoş bir kızmış demiştim.  Ancak o sefer gördüğümde, pek de güzel değilmiş dediğim zaman Cem’in verdiği yanıt “sen 1-2 kadeh rakı iç bak nasıl güzel gelicek”

Sonsa bir garson bayan geldi, siparişleri getirdi, cem kıza baktı. Seviyorum aşığım  dedi. Pek de şeker bi kızdı gerçekten de. Neyse ordan bir başka yere gittik, orda da yanımızdan güzel bir kız geçti. Cem yine seviyorum aşığım dedi. Meğersem bunu şundan dolayı diyormuş.

Aylaaar önce ismi lazım değil bir arkadaş, bir diğer arkadaşa, bak kızı sevmiyorsan söyle ben mesaj atıcam dedi. Bizimki de artık sevmiyorum diyip kestirip attı. Cem içinden bu muhabbet patlar demiş. Patladı da netekim. Sen nasıl bir zamanlar benim hoşlandığım kıza mesaj atarsın ile başlayan salak bir kavga başladı. İsmi lazım değil arkadaş bağırarak taksiye binip gitti. Zaten ota boka asılan, ama bu karakteri ile kimseyle olamayan bi tipti.

Neyse, işte Cem’in dediği de buymuş. Artık sevmiyorum diyince bu kavga oldu ya diğer 2 kişi arasında. Cem de güzel birisini görünce seviyorum aşığım diyor. Bu şu demek, ona bakmayın.

Evet bu cümleyi duyduktan sonra kim olursa olsun ona bakılmazz. Artık yengedir. İki dakika için yanımızdan geçen birisi de olsa.

Sonra şöyle komik diyaloglar geçti.

Ben: Bu seviyorum aşığım dediğin kız değildi ya o başkaydı.
Cem: Hayır buydu, hem olmasa bile seviyorum aşığım dedik ya. Yoksa senin seviyorum aşığım’ın bu muydu.
Ben: Yok yok benim seviyorum aşığım’ım bu değildi.
Cem:Tamam işte bu benim seviyorum aşığım’ım.

Bundan sonra görülen, beğenilen, hoşlanılan kızların adı seviyorum aşığım olarak kaldı.

-Senin “seviyorum aşığım” nasıl görüşebiliyor musunuz
-İyi abi görüşüyoruz arada, senin “seviyorum aşığım” nasıl

Bu arada, son gelişmeleri duyunca pek sevindiler. Ceme türkçe, Katia’ya ingilizce anlattım. Heyt be kanka helal sen mutluysan biz de mutluyuz dedi sağolsun.

Kısacası: Seviyorum aşığım nazlı kuzummmm

SEVİYORUM AŞIĞIM ULENNNNNNNN

bu gönül ona torpil geçiyor

Bugün Hakan bey ile konuştum, bu arada top sakal yakışmış :) Çok şey konuştuk, kararlarımda haklı olduğumu ondan duymak mutlu etti beni.  Kişilerin psikolojisini değerlendirmesi, nokta atışı yaklaşımları ve her söylediğinin çıkması. Yahu yok böyle bi adam.

Neyse konuya geleyim. Yahu bu gönül ona torpil geçiyor, Tarkan’ın şarkısında dediği gibi. Ne yapsa inadına hoş görüyor. Çünkü çokkkkkkk tatlı ya o. Kızamaz ki insan, bana ne derken, omuzlarını silkerken, şekerce konuşurken, tartışlırken bile tatlı. Tartışırken bile kızmıyor gülüyorum.  Gıcıklığı bile mutlu ediyor çünkü: bu gönül ona torpil geçiyor. Veee o da seviyorrr, ama bile bile kafa tutuyor aşka.

Sözler aşağıda şarkı da linkte. Dinle güzellik. Sen uyurken ben seni düşünüyorum

Ooo ooo o da biliyor Ooo ooo o da seviyor
Ooo ooo bile bile kafa tutuyor aşka
Gözü kara o yine bildiğini okuyor

Çiçek gibi tazecik kıymetli bir tanecik anasütü gibi
tertemiz
Dudu dudu dilleri lılık lıkır içmeli gözleri derya deniz

Bu gönül ona torpil geçiyor etrafında fır dönüyor
El bebek gül bebektir o ne yapsa inadına hoş görüyor
Kara kara düşündürüyor

Şarkı burada http://www.youtube.com/watch?v=mtJGJP50zNw

Seni seviyorum nazlı kuzu, valla lam :)

ne sevdiğin belli ne sevmediğin

Şimdi sevmek ve sevilmek güzel, tamam. Karşı taraf sevmiyorsa da bilir yoluna bakarsın. Ama bide ne sevdiği ne sevmediği belli olmayan tür ilişkiler var ya işte onlar ayar ediyor adamı. Ya da paso geçmişi düşünüp referans alanlar falan.

Yahu ilişkinin referansı mı olur. Oldu olacak cv hazırlayalım, tavsiye mektubu yazdıralım. Geçmişte bişiler yaşar insan iyisiyle kötüsüyle. Ölçüsü mü var bunun, seviyoruz işte. Nası ispat edelim, sevgi ölçer, yalan ölçer bi makine olsa girelim de ölçtürelim. Biz de yaşadık geçmişte, güvenilmez kadınlarla karşılaştık. Tapıyorum ölüyorum diyip 3 gün sonra 180 derece dönenler mi olmadı, kapımızda olay çıkaranlar mı olmadı, daha neler neler, anlatsam roman olur valla. 

her halin başka bir alem, her halin başka bir güzel
ne sevdiğin belli ne sevmediğin, çok güzelsin çook güzel.

Hadi çelikten geliyor çok güzelsinnnn
http://www.youtube.com/watch?v=pmeQTIQxWQc

romantik komedi

midemi bulandıran film türü. çünkü tamamen yalan. tamamen yanlış yönlendiriyor insanları. hayata bakışımın içine dışına sıçıyor resmen.

bir kere ben hiçbir zaman o filmlerdeki gibi uyanmadım yeni güne. hiçbir zaman suratımda o gebeş gülümseme olmadı. benim problemim mi? tamamıyla evet. her zaman bi mide bulantısıyla kalktım, “vay amına koyim” diye küfrettim içimden. sonra deli gibi midem bulandığı halde çektim donumun üzerine sabahlığı, bir sigara yaktım. bu hep böyle oldu.

camdan bakarken “ah ne güzel bir gün, hayatımın erkeğini tanıyacağım gün bu mu acaba?” demedim. sigaramdan bi nefes çekip, “hayatımın erkeği acaba ne bok yiyo lan” gibi bir yaklaşım sergiledim her seferinde.

kahvemi yudumlarken hep üçüncü sayfa haberi okudum. ya da ikinci sayfadaki sikko magazinsel yaklaşımları takip ettim. o filmlerdeki gibi balkonumdaki çiçekleri sulayıp, arkasından kremaya bandırılmış çilek falan yemedim yani. ister miydim peki? kesinlikle evet. çilek severim.

hiç dışarı çıktığımda rüzgar şapkamı uçurmadı kafamdan. hiçbir yakışıklı erkek arkasından koşup o şapkayı almadı. sonra o erkeği hiçbir kitapçıda da görmedim ben. hiç ardından bana bi kahve ısmarlamayı teklif etmedi. etse ne olurdu ki sanki? ben de bir ananın babanın evladıyım en nihayetinde. ben de kışın şapka takan bir kızım. olmadı ama.

hiç o çocuk motosikletin arkasına atmadı beni. ben onu arkadan kavramışken, ona hayran hayran bakarken dönüp kaskının arasından gülümseyen gözlerle bakmadı bana. bakmaz da zaten. benim hayatıma girmiş bir adam öyle bir durumda “ne var amına koim, ne bakıyosun?” der bana. bu da benim şansım.

hiç zıpırlıklar yapmadım ben o erkekle. bana hiç çiçek almadı. hiç çiçeği koklayıp cilveli cilveli gülümsemedim. zaten beceremem de. serde kızlık olsa da, kalaslık da var.

hem hiçbir davete götürmedi de lan o adam beni. beni evimden almaya geldiğinde apartmanın kapısından harika bir abiyeyle çıkmadım. o erkek de dolayısıyla bana “you look wonderful tonight” bakışı atmadı. neden atsın? neyime atsın? annemin elinden son anda kurtardığım mötley crüe tshirtümle mi mükemmel görüneyim yani? zor biraz.

ailesiyle falan da tanışmadım. hiçbir erkeğin annesi içten sarılmadı lan bana. üzülüyorum. gerçekten. ailesiyle birlikte ne bileyim tabu falan oynamadık. oynasam rezil olurum zaten. bilardo masasını “üzerinde sevişirler ya hani fantezi olsun diye” gibi cümlelerle anlatan bir insanım ben.

sonra aniden ayrılmadım da öyle çat diye. ne bileyim karşılıklı yanlış anlaşılmalarım falan olmadı yani son derece duygusal bir şekilde. “siktirip gitsen artık hayatımdan?” lafını duyduğum olmuştur ama baya.

ayrıldıktan sonra arkadaşlarımın sevgili durumlarına bakıp iç çektiğim de olmadı. “ah bebeğim, bir bilsen senin için ne kadar seviniyorum” cümlesini kurmuşluğum da yok.

hiçbir aşktan sonra “gidiyorum buralardan” tribine de giremedim. kalkmak üzere olan uçağıma yetişirken takside o çok sevdiğim şarkı çalmadı. o şarkı eşliğinde sevdiğim adamla güzel anlarımız geçmedi gözümün önünden. zaten uzun yıllardır bir şarkı dinlerken gözümün önüne gelen falan da olmadı. neyse, tam ağlayacakken o yakışıklı erkek taksinin camına vurup “sağa çektir arabayı” da demedi. zaten hiç öyle yakışıklı bir erkek de olmadı.

sonra ben taksiden inip istemem yan cebime koy tavrı da sergilemedim. sonra barışmadık. hep mutlu olmadık.

olmaz zaten. kılım romantik komedilere. hayatımı zindan ettiler. olan var, olmayan var. imreniyorum. herkes ister güzel aşk yaşamayı. neden milletin gözüne sokuyorsunuz ki?

deli romantikler

Bir gece Cemil ile konuşuyorduk, sanırım 2 hafta önceydi. Ona bazı yaşadıklarımı anlatmıştım, aslın iş ilişkimiz vardı ama o gece birden açıldık. Şaşırdı tabii yaşadıklarıma.

Sonra bana geçmişte yaptığı bazı şeyleri anlattı. Ulen dedim ben de kendimi romantik zannederdim sen beni de aşmışsın. Hakkaten aşmıştı. Neler olduğunu yazmayacağım çünkü 1) onun özelidir. 2)Bir iki yaptığı çok hoşuma gitti ilerde ben de denerim :D

Sonra aşağıdaki diyalog geçti dün aramızda koptummm.

Cemil Alpay Sünn: http://www.miniclip.com/games/cab-driver/en/ önerilir 
(01:26) Ulaş The Best Co: süpermiş
(01:27) Cemil Alpay Sünn: beğenmedin mi 
(01:28) Ulaş The Best Co: yoo valla ii
(01:28) Cemil Alpay Sünn: tamam yemin etme ulaş aldatıyorsun beni 
(01:28) Cemil Alpay Sünn: defoll 
(01:28) Ulaş The Best Co: ahahahaha
(01:29) Ulaş The Best Co: sendroma yazcam bunu 
(01:29) Cemil Alpay Sünn: şimdi kapıma gelip ağlıyorsun değil mi
(01:29) Cemil Alpay Sünn: beni aldatmadan önce düşünecektin bunu ulaş
(01:29) Cemil Alpay Sünn: afişe etme bizi 
(01:29) Cemil Alpay Sünn: ilişkimize saygı duy 
(01:29) Cemil Alpay Sünn: hayvan herif 
(01:29) Ulaş The Best Co: koppppppp
(01:30) Cemil Alpay Sünn: :)

sendrom McAfee tarafından onaylandı

Ailenizin bilişimcisinin sitesi sendrom.net  McAfee tarafından güvenli, virüs içermeyen, hatalı yönlendirme ya da gereksiz pop up bulunmayan güvenli siteler kategorisine girdi. Onay linki için aşağıdaki adrese bakabilirsiniz.

www.siteadvisor.com/sites/sendrom.net/summary/

Ve şimdi yılbaşı gecesi. Önce annem ve babamla evdeydik, mutlu güler yüzlü ve kahkahalı. En çok da kırmızı boxer giyip show yapmam üzerine güldük. Sarıldık birbirimizi sevdiğimizi söyledik. Sonra evden çıktık, tunalıdan kızılaya dek şeyimiz, ehm yani elimiz dona dona yürüdük. Sonra daha önce sözleştiğimiz gibi Cem aradı. Nerde kaldın dedi, yanlarına gittim. Damsız almıyorlarmış, ama ben girdim, temiz yüzümden dolayı mitinglerde polis bile aramaz zaten beni :P

cem serhan ben katia oturduk konuştuk. ordan başka bir yere geçtik. bir sürü tanıdık, arkadaş, uzak tanıdık eğlendik dans ettik. cem bir şeyler sordu bana, sonra sen nasıl mutluysan biz de öyle mutluyuz dedi. harika bir geceydi. masamıza gelen gidenin haddi hesabı yoktu.sonra katia ya cemi ne kadar çok sevdiğimi anlattım. cem ya kanka ya sağol ya dedi, sus sen dinleme ben ona anlatıyorum dedim :) önceki günlerde üzüntüme ne kadar üzüldülerse, bu sefer de mutluluğuma o kada sevindiler.

sonra mekanda kavga çıktı, çok üstüme vazifeymiş gibi, gidip noluyor burda tribine girdim :)

biraz sonra ceme az sonraki showumu gör dedim. ne yapacaksın dedi, görürsün dedim. sonra showumu yaptım ve mekandan çıkıp eve gidip kanepeye uzandım. sabah uyandığımda üstümde bir yorgan bir battaniye vardı.

hayat güzeldi, en azından onun kadar güzel..

seni seviyorum ankara (2008′in son yazısı)

ailemle güzel bir yemek yedim. beraber vakit geçirip kendimi sokaklara atmayı planlıyorum. eh ankara sokakları olmadan bu gece olur mu?

düşündüm de ankarayı çok seviyorum. tunalıda yürümeyi seviyorum, dubonnet drink house a girince hasan’ın hoş geldin ulaş abi demesini seviyorum. kokoreç üstadı ismail’in benim tarzımda iri kıyım kokoreçi hazırlarken bir parçayı eliyle ağzıma uzatmasını seviyorum. taksiye binince adres vermeden eve gidiyoruz demeyi seviyorum. 11.600 tutan taksi parası için 12 değil 11 ytl alınmasını seviyorum.

cemin arayıp kanka çıkıyor musun demesini ve sokaklarda “bir zamanlar halim vaktim yerindeydi” şarkısını söylemeyi seviyorum. marketin sesimden tanıyıp adres almadan siparişimi getirmesini, starbucks’ın ben söylemeden caramel macchiato ya ekstra krema koymasını seviyorum.

insanların nezaketini, barlarda çerez ve mısırın ücretsiz olmasını, aspavada sınırsız soslu patatesleri seviyorum.

tunalıda aşkı yaşamayı seviyorum, her kaldırımdaki ayak izlerimi, bilkentteki günlerimi.. her şeyi..

2008′in son yazısında kopamadığım Ankara’yı yazdım. Şimdi get the fuck out 2008.

Not: itiraf ediyorum, tv deki haberlerin ve anne, babamın kahkahalı talebinin üzerine ilk defa kırmızı boxerımı giydim :D   yakıştı da hani :P

Biraz da gülelim

Geçtiğimiz günlerde “dünyanın en güzel kızı” başlıklı yazımın müsebbibi Merve ofisimde ziyaretime geldi. Son zamanlarda biraz üzgün olduğumu düşünmüş sağ olsun bir çay içmeye uğradı 3 saat kadar konuştuk : )

Sendromdaki komik diyalogları çok sevdiğini yenilerini beklediğini söyledi. Evet, yahu hep aşk ya da hüzün biraz da gülelim.

Aşağıda komik diyaloglar yaşanmışlar vb var. Bazıları çoook eskiye dayanıyor kimse kıllanmasın : ) Valla artık çapkın birisi değilim.

Ben: Anne ya kızla buluşucam ama ya dışarıda buluşalım derse bi atraksiyon olmaz.
Annem: Serverda sorun var, bazen acil müdahale etmem gerekiyor o yüzden evde durmalıyız dersin
Ben:Anne süpersin yaa

Ben: Abi şimdi 3 kızla konuşuyorum, birisi benden büyük, ama muhabbeti iyi. Diğeri akıllı bi kız gibi, çok güzel değil ama idare eder. Ötekisi ise güzel ama biraz arıza. Bu durumda sanırım ortadakini seçmeliyim dimi (burada isim de kullanmıştım ama şimdi açıklamak olmaz)
Abim: Yanlış, doğru seçenek e olacaktı. Yani hepsi.

Ben: Baba ya hoş birisi, takılıyoruz ama sevgilisi varmış.
Babam: O zaman boşver
Ben: Yani takılmayalım mı?
Babam: Yok yahu takılın sevgilisini boşver, takma demek istedim.

Not: Aşağıdaki “birisi” ler farklı kişilerdir. Ama isim vermek hoş olmasss

Birisi: Ne yani sana âşık olsam vazgeçemez miyim?
Ben: Sen bana zaten âşıksın (ego tavan tabii hehe)

Birisi: Seni seviyorum
Ben: Sağol, beni herkes sever zaten

Birisi: Sen harika bir adamsın
Ben: Bana bilmediğim bir şeyi söyle.

Ben: Seni seviyorum kadınım
Birisi: Ben de seni adamım yeah (evet çok bozulmuştum muzipti hehe)

Ben: Hayır kıskanmıyorum, sadece seninle sürekli beraber oldukları için onlara gıpta ediyorum.
Birisi: Bana ne yaa gıpta da etmeyeceksin, gıp gıp gıp gıııııp, şımarıcam işte (itiraf: şımarmak çok yakışıyordu ona)

Ben: Ayy başım döndü
Eski ortağım: Aybaşın mı?

Ben: Akşam için plan yapalım
Eski ortağım: Pilav mı? Tereyağlı olsun.

Ben: Senin ayakların 40 numara mıydı?
Birisi: Sanırım sen de 140 kiloydun, haha hak ettin ama.
Ben:Valla harbi iyi güldüm, ama daha yaralamak için yaşımdan bahsedebilirdin.
Birisi: Yok o kadar abartmayım dedim, malum yaşlısın sende kalp vardır (evet süper zeki ve gıcıklıkta benle yarışabilecek ender bi kızdı)

Bu liste daha çoooooooook uzar. Sizleri çok seviyorum, hayat güzel. Bana bu komik anıları yazdırdığın için de teşekkür ederim d.e.g.k

Kategoriler

SonYorumlar