Her şey çok farklı olabilirdi

Saat sabahın beşi idi. Bir anlık kararla giyindim ve dışarı çıktım, aslında sigaram kalmıştı ama bu bir bahaneydi. Tunalı değil Esat tarafına gitmeyi yeğledim. Yokuşu çıkarken bir köpek sesi vardı, şiddetle uluyor, havlıyordu bana tehditkâr bakışlar attı hırlayarak. Korkmadım köpekten, ne de bu saatte karşıma çıkabilecek şeylerden. Zaten ya tinerci, ya sarhoş ya da travesti olurdu. Hepsiyle de iyi geçinirdim, zaten yanıma fazla para almamıştım, abi bir bira parası verir misin diyene birasını alır, direk para isteyen olursa da para verip sigara isteyebilirdim. Rica edildiği taktirde evet, emredildiği taktirde cebimdeki soğuk çeliğe davranmaktan hiç çekinmezdim.
Hava çok soğuktu ve kar yağıyordu, üzerimde ince bir tişört ve yeni aldığım kadife mont vardı, ama üşümüyordum, zaten ben üşümezdim. Esat’a varınca gözlerim bir ışık aradı ve buldum, gidip bir sigara almak için dükkâna girdim, benden önce taksiciler içki alıyordu. Fena fikir değildi, bir paket sigara yanında ufak bir red label aldım. Bir de çikolatalı kek. Kek sevmem ama gelirken gördüğüm köpek halen oradaysa ona almıştım. Belki biraz dertleşebilirdik, o bana neden bu saatte uluduğunu, ben de ona eski köpeğimi anlatabilirdim.
Depresyondan çıkalı bir seneye yakın olmuştu, öyle ki hem doktoruma hem de arkadaşıma “ya ben ne zaman mutsuz olacağım” diye sormuştum. Sanırım artık en büyük üzüntüler üç saatti, gerisi tercihti. Ve tercih etmeye hiç de niyetim yoktu.
Geri dönerken pardösülü bir adamla karşılaştım bir apartman önünde, elinde cep telefonu ile konuşuyordu, muhtemelen orada bir travesti ya da fahişe ile anlaşıyordu, kural böyledir, sana bir adres verirler oraya gidersin, camdan bakar ve onaylarsa apartman ve numarayı söyler. Her âlemin kuralını ve jargonunu bilirdim. Ancak adam birilerine tarif yapıyordu, yolda mı kalmıştı acaba? Gülümsedik birbirimize, onunla sohbet etmeyi düşündüm ama vazgeçtim, köpeğim beni bekliyor olabilirdi.
Giderken öksürüyordum, bu ortamın ambiyansını bozuyordu öksürmem, ellerim cepte, saçlarım yanlar kazınmış ve kulağımda sallanan bir küpe ile daha yakışıyordum geceye.
Dönerken geçmişi düşündüm, eski dostları, sevgileri, kırdıklarımı kırıldıklarımı…
Sonra aynı yere geldim köpek orada yoktu, üzgündüm. Birkaç ıslık ve mucuk sesi ile köpeği çağırmaya çalıştım ses yoktu.
Sonra evimin önüne geldim, ama eve girmek istemedim, yolu değiştirerek köpeği aramaya başladım, buldum da, ilk ıslığımda ve gel canım komutumda bana baktı, elimdeki kek paketini açtım ona vermek için. Bir parçasını kopardım, ona doğru ilerledim ama korktu benden, uzaklaşmaya başladı, en tatlı sesimle ıslık çalıp mucuk diyerek çağırdım, ama kaçtı.
Sanırım köpekler de insanlar gibiydi, sevgiyle gittiğin zaman geçmiş yaşantılarından dolayı sahip oldukları korkuya teslim oluyorlar ve kaçıyorlardı.
Elimde yarısı bölünmüş bir parça kekle eve girdim, keki komodine koydum, yemezdim, o onun hakkıydı, zaten kek sevmezdim.
Belki dedim yarın gündüz onu bulabilirsem, gündüz vakti benden korkmaz ve karnını doyurabilirim. Ama bu söylediğime ben de inanmadım. O köpek kaçacaktı yine, tıpkı sevgimi sunduğum insanların kaçışı gibi.
Ve tüm yaşanmışları düşünerek şunu söyledim kendime, defalarca “Her şey çok farklı olabilirdi”
Evet, : HER ŞEY ÇOK FARKLI OLABİLİRDİ
Ulaş FIRAT
Saat 06.10 Ankara, Tunalı
Yorum Yaz