Hoşgeldiniz

sendrom.net pc world ve başka mecralarda yazdığım yazılarımı yayınlamak amacıyla açtığım bir siteydi. zamanla sevdiğim şarkıları aşkları kızgınlıkları dile getirdiğim bir site haline geldi.
kişisel olmasına rağmen iyi bir ziyaretçisi vardı ve siteyi yenilemeye karar verdim. sevdikçe, kızdıkça, biliştikçe, müzik yaptıkça kısacası Ulaş olmaya devam ettikçe yazmaya da devam edeceğim.

Archive: Hayat ve ilişkiler

aşk nedir?

Saat sabahın 4’ü ve yine aşk. Aşk nedir?

 

Evet nedir aşk? Karşı cinse olan aşktan bahsediyorum ve kendimce anlatmak istiyorum. İlk olarak bir tanım TDK aşkı şöyle tanımlıyor: Aşırı sevgi ve bağlılık duygusu, sevi

 

Doç.Dr. Hakan Türkçapan ise bana aşkın tanımını karşı cinsin bazı özelliklerini olumlu yönde aşırı derecede abartmak şeklinde yapmıştı. Kısaca böyle bir tanımdı. Yani çok güzel, muhteşem dediğimiz zaman aslında bu bizim subjektif duygularımız oluyor onun fiziki, duygusal, akli bir çok özelliğini aşırı derecede abartıyoruz. Psikiyatrik tanımı budur belki bilemem.

 

Ama bana göre aşk nedir?

 

Aşk mutluluktan ağlamaktır, seni seviyorum dediği zaman, seni çok özledim dediği zaman mutluluğun vücuda sığmayıp gözyaşlarıyla akmasıdır.

 

Aşk ölsem de gam yemem demektir. Yani şu an şu dakika ölsem, mutlu ölürüm çünkü onun beni sevdiğini bilerek dünyadan gidiyorum diye ölümü bile mutlu karşılamaktır.

 

Aşk karşılıksız fedakârlıktır, onun yerine ben çekeyim üzüntüleri sıkıntıları, ama bunu ona da yansıtmayım demektir. Ama bunu arabesk bir şekilde değil içten yapmaktır.

 

Aşk o mutluyken, mutlu olmaktır. Aşk onun için canını bile vermektir.

 

Aşk bazen sana aldığı çikolatayı yememektir, saklamaktır çürüse bile. Aşkta mantık yoktur zaten.

 

Aşk sarılırken beraber yatarken mutluluktan uyuyamamaktır. Nefesini tamamen vermektir onu daha çok koklamak için.

 

Aşk bazen güzel bir cümle duyunca kaçmaktır, o büyü bozulmasın diye.

 

Aşk güzeldir, çok güzeldir, bunları yaşamayan aşık değildir.

 

Aşk O’dur, bilse de bilmese de, farkında olsa da olmasa da.

 

Ve aşk onu hep mutlu etmektir, hiç üzmemek, hep mutlu olmasını istemektir.

 

İkilemde kaldığım konu ise aşk kaç kişiliktir? Hep savunduğum Şair Ataol Behramoğlu’nun dediği gibi “ölümdür yaşanan tek başına, aşk iki kişiliktir” mi yoksa Doç.Dr. Hakan Türkçapan’ın “halt etmiş onu diyen esas aşk tek kişiliktir” savı mı doğrudur.

 

Ve son olarak, Dr. Hakkı Öcal’ın söylediği “en büyük tesellim gerçek aşkın Allah’a ve onun Resulüne olduğunu bilmendir” sözü.

 

Ve Muzaffer İzgü’nün romanında Halo Dayı’nın minibüsü öperken gülen muavine sözü “ bilmen oğul bilmen, bunu bilmek için insanın Halo olması gerekir”

 

Bunu bilmesi için insanın Ulaş olması gerekir.

 

Saat 04:44 Tunalı Ankara

yalnız yaşayanlara tavsiyeler

Son zamanlarda yazmadığıma dair eleştiriler alıyordum, bu konu ise bu haftaki uykusuz dergisinin sandık içi köşesinden aklıma geldi.

 Öncelikle biraz irdeleyelim nedir yalnız yaşamak? Avantaj ve dezavantajları falan.

 Ben  3-4 senedir yalnız yaşıyorum. Ara sıra gelenim gidenim olur ancak temelde böyle.  Yalnız yaşamak hayatını tek başına idame ettirmektir, zira benim üzerinde duracağım hususlar da bunlardır. Kirasını ailesinin ödediği öğrenciler çok da bu kategoriye girmiyor.

 Öncelikle bu işe karar verdiyseniz bir kaç kere düşünün, aylık geliriniz ya da maddi durumunuz önemlidir. Kira, faturalar, masraflar vb sandığınızdan daha yüksek olacaktır her zaman. Öte yandan kirayı yalnızca baz almayın, aidat, ısınma giderleri ve yol parasını da düşünün öyle karar verin.

 Şunu aklınızdan çıkarmayın, bundan sonra yalnızsınız, bu ailenizin vb 1 hafta tatile gittiği durumlara benzemez, yalnızsınız ve öyle devam edecek. Her planı buna göre yapmanız gerekiyor.

 Çok düzenli bir hayatınız varsa pek sorun olmaz işten gelip, yemek yiyip uyuyan tiplerdenseniz no problem, ancak evde uzun zaman geçiren bir insansanız delirmemek için bir şeyler yapmak gerekir.

 Öncelikle evi dağılmadan toplayın, dağıldıktan sonra toplamak zor oluyor. Kızlar bu konuda biraz daha rahatlar ama erkekler biraz tembel ve dağınıktır. Ben mesela çok dağınık birisiyim. Ve bunun çözümü dağılmadan toplamaktır. Anlık işler yapmaktır. Evi sadece birileri geldiği zaman değil her zaman düzenli tutmak lazım.

 Bitiremeyeceğiniz şeyleri satın almayın, hafta sonu alışverişinde örneğin pek meyve yemiyorsanız gaza gelip kilolarca meyve almayın çürür. Ancak sık kullandığınız şeyleri de toplu alın. Benim gibi içme suyunu 1.5 lt lik şişelerde değil damacana ile alın mesela.

 Yemek yapmayı öğrenin, inanın hem zaman geçirmek için idealdir, hem de her halükarda dışarıdan yemekten ucuza gelir. Burada tecrübe konuşuyor. Büyük bir dönem günde bin sipariş alan aspava dahi sesimden tanır adres bile sormazdı, tıkla gelsin servisini çok kullandığım için burger king benimle anket yapmıştı. Ama evde yemek yapmak daha iyidir. Kaldı ki çoğu yemeğin pişirilmesi birbirine benzer, bezeyle pişirmekle, patates yemeği arasında büyük fark yoktur.

 Buzdolabı ve derin dondurucuda her daim hayat kurtaran bir şeyler olsun, bir avuç görünen kıyma ile çılgın bir yemek hazırlamak ve karın doyurmak mümkündür. Makarnanın çeşitlerini öğrenmek lazımdır.

 İçecek durumuna gelince tüketim toplumu ıvır zıvırına alıştırsa da 3ü bir arada tipinde kahveler iyidir. bir bardaktan fazla içmeyecekseniz de çay demlemeyin, sallama çay yapın.

 Çöp poşetlerinin jumbo boy olanlarından edinin, fazlalık hiç bir şeyi biriktirmeyin, atın. Boş su ve içecek şişeleri, okunmuş gazeteler vb ileride bir işe yaramaz,  işinize yaramıyorsa atın. Ayrıca çöp saati henüz gelmemişse balkonda tutun çöpleri ev kokmasın.

 Maddi imkânınız varsa haftada 1 ya da 2 kere kadın çağırmak güzel olabilir, dip bucak temizlik yapmasa bile genel temizliği yapar, böyle bir imkân yoksa haftada bir günü temizliğe ayırın (bunu okuyan tanıdıklarım aman sanki sen çok mu yapıyorsun demesin döverim).

 Muhakkak bir bilgisayar ve internet bağlantınız olsun, bir çok konuda işe yarayacak. Ayrıca internet MSN den ibaret değildir bunu bilin. Çok kanallı bir uydu alıcısı (ben dsmart kullanıyorum) edinin. İlginizi çekecek bir kanal mutlaka bulursunuz. Ama benim gibi uykuda dahi Discovery kanal açık olmasın. Cidden bağımlılık yapar ve kâbuslarınızda dahi brainiac görür, şarkı yerine jingle mırıldanmaya başlarsınız.

 Az ama öz eşyanız olsun, bu temizliği kolaylaştırır, bulaşık ve çamaşır makinesi MUST tır. Benim bulaşık makinem arızalı çok sıkıntısını çekiyorum mesela.

 Komşularınızla vb iyi geçinin, ancak bir sorun olursa da tavrınızı ilk günden koyun. Başkasını rahatsız etmediğiniz sürece kimse hayatınıza geleninize gideninize karışamaz, bu bir suçtur.

 Güvenliğe önem verin, hele ki sakat bir semtte iseniz. Evinizde savunma amaçlı bir şeyler olsun muhakkak. Ekmek bıçağına güvenmeyin, uzak savunma silahlarını tercih edin, baseboll sopası, adalet (tek vuruşta karşıdaki insanı yıkmaya yarayan güzel bir sopa türü) iyidir. Biber gazı kapalı alanlarda kullanılmaz unutmayın, silahınız varsa iyi muhafaza edin, hepsi erişebilinecek bir yerde olmalı. Hayat boyu sadece belki bir kere işe yarar belki de hiç, ama yine de erişebilinir yerde olsun. Ama sesten vb tırsan birisi iseniz zaten eve çıkmayın. Her tıkırtıya da polat alemdar gibi silahla koşmayın : ) Kapıya gelen satıcı, dilenci şu bu, yer araştırması yapan hırsız falan olabilir, kapıyı ardına dek açmayın hafifçe açın ve sert davranın. Yalnız yaşayan bir bayansanız kapıya adınızı yazdırmayın ve yalnız yaşadığınızı çevreniz bilmesin, her daim evde bir başkası da varmış gibi davranın, örn kapı mı çaldı? Yüksek sesle ben bakarım diyebilirsiniz. Ya da kapatınca yine yüksek sesle, yok kimse değil satıcıymış diyebilirsiniz. Hele tamir amaçlı tesisatçı falan gelecekse evde tek olmayın. 

 Orası sizin eviniz, rahat olun rahat gezin, ben hep boxerla gezerim evde, ev içerisinde komformist olabilirsiniz takmayın kafanıza dış görünüşü.   Sigara içen biriyseniz her zaman kötü gün sigarası ya da yedek olsun. Gece saat 5 te çıkmak benim için zevkli olsa da bazıları için sıkıcıdır.

 Asla yalnız kalınca sıkıntıyı gidermek ya da uykuya dalmak için alkol almayın. Sonu kötü biter bir çırpıda alkolik olabilirsiniz. İçki içmeyin.

 Kendi kendinize konuşmaktan çekinmeyin, zevklidir. Ben internetten komik bir şey izlediğimde alkışlarım bazen mesela.

 Evdeki vaktinizi olumlu değerlendirin, kitap okuyun, makale okuyun, işinizle ilgili araştırmalar yapın ya da öğrenciyseniz onunla ilgili. Bunu bir gelişim süreci olarak görüp değerlendirebilirsiniz.

 Son olarak abartmamak kaydıyla parti verin, yiyin için eğlenin dans edin :) Tanıdık tanımadık simalarla dolsun ev, misafirperverliği yaşayın.  Mangal yapın falan, müzik yapın yaptırın. Tadını da çıkartın.

 Not: Daha fazla yazmaya devam edeceğim.

 Not2:Cep telefonumun alarmı çalıyor ger gün 17.20 de çalar zaten.

 Not3:Bugünü sabah kalktığımda pazartesi sanıyordum, yalnız yaşamanın kötü yanlarından birisi de pazar günlerini sevmemektir. Ya da bilmiyorum bana özeldir belkim.

 Be cool and enjoy yourself. Öpüldünüz

komik sql sorguları

Yazının çıkış noktası tam bana ait değil, her ne kadar arkadaşlarımla bu tür espriler yapsak da bu yazıyı yazmaya ekşi sözlükteki “sql bilen kadınlar” başlığından sonra karar verdim. işte bazı komik sql sorguları : ) Not: Türçke karakter kısmına dokunmadım. Ayrıca SQL bilmeyen ya da bilişimci olmayan kişiler için çok anlam ifade etmeyebilir ama olsun.

Latifeler için affa sığınıyorum :)

Dr. Hakkı Öcal için iki sorgu:

select kelime from kelimeler where kelime like ‘%canim kardeşim%’ or kelime like ‘%siz gençler%’  or kelime like ‘%mantığın 13 kuralı%’

select isaret from noktalama_isaretleri where isaret=’!’

:)

Patronlar için geliyor:

select personel from başvurular where ucret_talebi<=asgari_ucret and performans>normal and (kişilik=’mülayim’ or kişilik=’hiç birşeye ses çıkarmayan”) order by ucret_talebi asc limit 0,1

Bu da cemil için geliyor

select sevgili from kızlar where isim=’Asuman’

ve cemil için bir de update sorgusu

update sevgi_orani set cemile_olan_sevgi=cemile_olan_sevgi*100 where isim=’Asuman’
bu da cemile sql sorgum
update arkadaşlar set status=’kardeş’ where status=’arkadaş’ and isim=’cemil’

bu da erkekler için
select hatun from hatunlar where hatun<>sevgilim and bağlanma_oranı<1 order by mesafe asc
(ee kaçamak için uzakta olanı yeğlerler ya hehe)

bu da kızlar için

select sevgili from erkekler where araba_sahibi=true and kazanç>7.000 and tip=’farketmez’

selçuk yavuz için bir sorgu:

select ünvan from ünvanlar where ünvan=’baş faşist’ and status=’moderatör’
ama benim için onu anlatıcak sorgu ise:
update arkadaşlar set sevgi_oranı=sevgi_oranı+100 where isim=’selçuk’ 

veee bahtiyar dilek için:

select sorun as çözülecek from tbl_sorunlar where zorluk_derecesi=’farketmez’
update sevgili_degistirme_periyodu set periyod=’bir gün’ where durum=’sıkılınca’ or durum=’canımı sıkınca’  or durum=’kafama göre’

en son olarak da ekşi sözlükten aldığım komik sorgu kadınlar için:

select * from market where grup = ‘kozmetik’ and ihtiyac = ‘false’

update kredi_karti_borcu set borc = borc + 43943840

 

Not:hadi siz de değişik sql sorgularını yazın, ya da beni anlatan hehe mucuk öptüm

bayramın birinci günü

dün bayramın ilk günüydü, eski bayramlar kalmadı demek çok klişe oldu ama cidden de pek kalmadı. fakat bu çok da umurumda değil. annem babam babanem ve ben vardık sabahın köründe uyandım yine. öğleyin falan bayramlaştık bu toplam 50 saniye civarı sürdü heheh. sonra evde gaz bitmiş, almaya çıktım kızılay hakkaten amele kaynıyordu.

öte yandan hıyarağası şöför ücretiz olduğunu söylemedi kart bastıım giderken. ama gelirken beleş geldim. devrim ve kaynak aradı bayram kutlaması için. sonra halamlar, ablamlar falam geldi şu bu. güzeldi yane.

sonra cem aradı kızılaydalarmış bayramlaşalım gel dedi, ahmet de burda dedi. ahmet basonun asker arkadaşı, tesdüfen neredeyse akraba çıkmıştık, çok sever sağolsun. 6 erkek yolda yürüyoruz cem de tam bayram amelesi gibi olduk dedi. nereye gidelim muhabbeti oldu, 6 sapı neresi alırsa oraya gidelim dedi cem. 1-2 saat oturdum eve geldim.

 eşşek kadar adam olmama rağmen babanem 100 lira bayram harçlığı verdi sanırım onların gözünde hiç büyümüyorsun. zaten demin annem oğluşum taşlara basma çıplak ayak hasta olursun dedi. oysaki ben hep çıplak ayak gezerim evde.

demin simit ve gaste almaya çıktım yolda eczanede bir afiş, güzelleşiYOSUN, baktım yosun hapı mı, kremi mi neymiş. çok da yaratıcı bir slogan bulmuşlar aferim.

ha bide dün sabah netten es-es i izledim netten, hastasıyım süper dizi. eskişehiri çok severim zaten.

neyse sıkıldım öylesine yazdım. “çok da aradım inan, eve su götürdüm. süleyman az otur, maç taa dün sabahtı” diyerek yazımı bitiriyorum.

mizahi yazı

Bugün yolda yürürken kendi kendime konuşuyordum, hep yaparım zaten, ama içimden tabi. İnsanlar hakkında falan yorum yapıyordum yazasım geldi hafif mizahi.

 

Otobüste bıyıklı bi herif vardı ama genç, meclis durağında indi sevgilisiyle buluştu sarıldılar. Kız da baya güzeldi adamda pek iş yok. Zaten hep güzel kızlar böyle köstük tiplerle çıkarlar. Hayır, kendimden biliyorum hehe. Beni görenler de eminim ulan armudun iyisini ayılar yer diyordur.

 

Bide otisabiyi okudum, yine tavladı bi kızı, bir başka macerası aklıma geldi. Kızları erkek ismiyle kaydediyordu. Evet bu çok yapılır ha aman inanmayın kızlar. Özellikle de iş yaptığı ya da pek konuşmak istemediği birisinin adı verilir ki, off hiç açasım yok falan der sizin yanınızda çalarsa. Kızın adı Sevgi mi, Selçuk diye kaydeder. Gerçekten Selçuk varsa da ya büyük harfle yazar ya da atıyorum Selçuk iş falan diye kaydeder. Böyle bir durum olursa o yokken wc ye falan gidince numarayı kaydedin sonra arayın, ya da bilinmeyen den sorun, kesin bir kızdır. Benim sevgilim yapmaz demeyin yapar, hepsi yapıyor. Yapmayan ya istisna ve feci aşıktır, böyle dürüst birisidir ya da bulamıyordur, ki %99 u ikinci kategoriye girer. Bazı tanıdıklarım da çift hatla gezer diğer kızlara sadece bir hatlarını verirdi.

 

Yine hikayede kızın sevgilisi aldatmış, otisabi de sen hak etmiyorsun falan diyordu. Evet bir erkek bir kızın derdini dinliyorsa ve böyle yorumlar yapıyorsa da tek amacı vardır. Yoksa Dakka dinlemez istisnasız hiçbir erkekten arkadaş olmaz : )

 

Neyse konu saptı, bide tunalıda yürürken kulaklıkla rap dinliyordum, eşlik de ediyorum sonra bir baktım tek elimle de ileri geri hareket ettiriyorum yow yow hareketi hani rapçiler yapar ya. Rahat adamım vesselam. Elimde çantam vardı, bu arada bıktım ya birisi de burhan çantası demesin, biricisi bu farklı bir çanta, ikincisi de 6-7 senedir bende o zaman burhan yoktu henüz. Ama yaşıtlarım arasında çanta taşıyan tek erkeğim sanırım. Gerçi bazıları da omuzdan asmalı spor çanta taşıyorlar. Aslında eskidi de ha, değiştirmem lazım, sevgilim bunu okuyorsan bana bir ara çanta hediye etsene muahaha tam kız tribi oldu bu.

 

Ha dün yeğenim samet’e msn den şunu dedim

-samet

-efendim ulaş abi

-terli merli bastır ok?

-marylerin hasıyla olur

 

Ne diyor bu herifler demeyin, değişik bir dilimiz yok, deli de değiliz çok merak eden delik deliktir diye youtube dan baksın.

 

Bide bunu yazarken aramızda şöyle bir diyalog geçti.

 

samet:    

*msn vermiyorum şekerim

Ulaş The JS Coder:    

*:D

*kim o

samet:    

*bilmem

*öyle diyolar ya genelde

*ircde

*icqda falan

Ulaş The JS Coder:    

*hee sanki cep telini istedin ya

samet:    

*bi göt ver desen bu kadar direnmez

Ulaş The JS Coder:    

*maushaushuahsa

 

İşin komiği de hiç merhaba falan demeden direk böyle şeylerle dalıyoruz. Komik bir aileyiz evet. Bu arada pek küfür etmeyiz, yazıda geçtiğine bakmayın, sadece gerekirse hehe.

 

Ha bide bir kız başka bir kız arkadaşına sarılmış ağlıyordu, eve gelirken gördüm. Kesin sevgilisiyle kavga etmiş ya da ayrılmıştır. Kızlar ağlar böyle şeylere, bu tür şeylere ağlayan erkek görmedim hiç. Bi ben bide Cemil hariç hehe. Cemil seni de afişe ettim kusura bakma, ama neyse zaten benden başka herkes sana Alpay diyor anlamazlar :)

 

Bu sabah ulaş abi nasılsın dedi, aha dedim kesin asumanla bir mevzu olmuş, başka türlü hatırımı sormaz zaten. Neyse nasılsa asuman okumuyordur burayı.

 

Öte yandan dilime takıldı şarkı. Çemberimde gül oya. Ama çok saçma, “al beni kıyamam seni” ne demek ya, kıyamam sana olması lazımdı. Kıyamam seni ne demek kızdırmayın döverim feci. Tin tin tinimini hanım da da var bu. Seni seviyor canım diyor. Açık ol len seni istiyor canım de. Seni seviyor canım ne demek? Yemişim öyle Türkçeyi.

 

Neyse çok uzar bu yazı. Ben bitireyim,  

 

Son olarak: Doğrudan maça tombul var dar. :D

Elimi ısır

Elimi ısır gıcık kuş.

IMG0146A

Bir defter var

Alengirli bir defter. Sahibi de düşünceleri de alengirli.  Ben okuyorum o alengirli defteri. Kafanız karışmasın siz de okuyun. Kafanız karışırsa defter sahibine mail atın kafanızı daha da karıştırsın :)

www.alengirlidefter.com

internette anonim olmak yasaklansın

Şimdi anonim olmaktan kastımı anlatayım önce, yani anonymous olmak. İngilizce bilmeyenler için söyleyeyim, hatta örnek vereyim. Kimliğini gizlemek, nicklerle vb olmak.

Neden? Çünkü gerçek hayatta yapamadığı şeyleri yapan kişiler oluyor. Nick ve internetin gizliliine sığınanlar. Misal ben her yere adım ve soyadımla üye olurum. Ve düsturum, Hakkı Öcal’ın geçmişde forum kurallarında yazdığı gibi, insanın anne ve babasının yanında söyleyemeyeceği şeyleri söylememesi ve karşındakinin gözlerine bakarken söyleyemeyeceğin şeyleri söylememen gerektiğidir.

Neden bunu yazma ihtiyacı hissettim? Çünkü bir kaç forum ve sözlük gezdim , ilk defa değil 1995  yılından beri internete girerim. Ancak yazasım geldi.

Misal sözlük ya da orumlarda bir yazar, bir ünlü, bir tanıdık vb hakkında yorumlar oluyor. Ehuehehe embesil herif, salak karı, bilgisiz cahil adam gibi.

Şimdi soruyorum, o yazar, sanatçı, ya da tanınmamış kişinin karşısına geçip, ehuehe sen embesilsin diyebilir misin? Götün yer mi? Yemezse o zaman internette de yazma. Nasılsa tanınmıyorum, nasılsa görünmüyorum.

Böyle bir kaç ezik tipe youtube dan falan, hadi sorunun neyse gel misafirim ol, içiyorsan bir kadeh viski, içmiyorsan bir kahve ikram edeyim sorununu konuşalım demişliğim olmuştur. Tabii ki kaçtılar. Yemez zira.

Adı sektörde nispeten duyulmuş birisi vardı, msn ve maillerde atar tutardı, ancak yüz yüze ofisimde toplantıda ezik, höt desen al sana göt diyecek tipti.

Yahu ne gerek var? Neysen o’sun, ezikliğini neden nette sunuyorsun?

Bir de şunu merak ediyorum, hani kişiler, sanatçılar, yazarlar, ya da böyle üne sahip olmayan, ama baban, anan, ablan yaşında kişilere pis yorum yazıyorsun ya.

Adını soy adını ver, ben de senin baban için, bak bu herif iş yapmıyor, zaten şişko bir dombili, bi halta yaramayan adam diyim. Annen için bu karı var ya şöyle biridir diyim. Kardeşin için, bu genç karı diyim.

Haa hoşuna gitmez, yemez dimi?

O zaman sen de yazmayacaksın kaçak, ezik gizli tip. Yazıyorsan da bana bilgilerini vereceksin, ben de senin ailen hakkında yazacağım. Yemez dimi?

Not: Bana giren çıkan yok, hakkımda vb bişey yazan yok, olmaz da zaten ünlü birisi değilim. Ama bu tanımlara uyan kişiler için haddini aşan, ve nick, internet gizliliği altına sığınıp hakaretvari, küfürlü, rencide edici şeyler yazan kişilere sözüm. Senin adama, kadına, genç kıza yazdıklarını, babana, anana, kardeşine, ağabeyine yazsalar, adını da verip yazsalar hoşuna mı gider.

Giderse ilet bana akraba-ü talükatını, ben de acık araştırıp onların adına site açıp yazayım.

Of neyse kızarım bazen, ama son söz Dr. Skull dan.

“Sizsiz de olmaz biliyorum ama sizinle de bu alem bana biraz dar”

Sokak köpekleri ve sıcak bir pazar

Dün yani 4 temmuz cumartesi daha hava kararmadan uyudum, sanırım 13 saat falan uyumuşumdur. Yemek de yememiştim, gece bir ara uyandım ama yine uyudum, sabaha karşı susadım ama yok dedim kalkmayım. Akşam 4 senedir falan görüşmediğim arkadaşım çağrı gelicekti. Arar belki ya da şimdiara dan mesaj gelir die cebi başucuma koymuştum, çıkmadı bir ses.

Pazar (bu sabah) da erkenden kalktım, biraz oturdum tv falan, biraz ütü yaptım hafifçe.  Çıkıp bir kuğulu yapıp azcık çalışıp kaynağı beklemeyi düşünüyorum. Akşam bana gelecek, bilişsel terapi yapacağım :) Şimdi ablam olsa kelin merhemi falan derdi ya gerçi hehe.

Neyse yazı iyice günlüğe benzemeden mevzuya gireyim, geçen akşam (sanırım perşembe günü) Dr.Serhan’ı (a.k.a sevindik) gördüm msn de. Ne dinliyorum kısmında sokak köpeklerinin eski şarkıları vardı. Bunların bir kısmı bende de vardı kasettem mp3 yapmıştım ama olmayanlar da varmış, hem de daha kaliteli halleri. Hemen istedim yolladı. Sonra ah ne günlerdi diye nostalji havasına girdi, konuştuk biras. Ben de bu parçaların bir kısmını paylaşayım dedim, nette bulunması zor şarkılar zira (artık değil;) )

Not:Şarkıların bazılarında küfür  geçebilir.

Sokak Köpekleri – Neler Oluyor

Sokak Köpekleri – Gözünü aç

Sokak Köpekleri – Nereye Kadar

Sokak Köpekleri – Gazoz Hesabı

Sen Yoksun

Sokak Köpekleri – Herşey Yolunda

Ah ah üniversite 2. sınıfta az dinlemedim bunları. Teee o dönemlerden şarkılar : )

top oynayacağız

Biliyor musun, aslında ben top oynamayı çok sevmem.  Lisedeyken bu yüzden hep defans oynaydım oraya koyulurudm, ama o sebeple defansı öyle bir geliştirdim ki takım gol yemezdi, son adam beni geçemezlerdi.

Başka dönemlerde de kaleci oldum : )

Ama seninle top oynayacağız, futbol olmak zorunda değil, küçükken annenle atmaca adını verdiğimiz bir oyun oynardık, topu birbirimize atar tutardık, hatta deden de katılırdı, birimize atıcak gibi yapar ama şaşırtır diğerimize atardı. Gülerdik hep.

Biliyor musun deden annen , ananen ben balığa giderdik, ananen hep midye tutardı, defalarca balığa gittik istanbulda ama sadece 1 kere küçük bir balık tuttuk.  Ama gökovada acısını çıkardık ben de 13 yaşlarına gelmiştim, sürüyle balık tutardım bütün gün.

Biliyor musun prensim, ablan bana, dedene, ananene hepimize anne derdi. Sonra gülerdi. Hele ki annnen küçükken beni çok kızdırırdı sırf kızdırmak için neler yapardı. Sana anlattığım zaman çok güleceksin. Çakmak ve fener ışığında deden ve ananenden gizli ödev yapardı annen. Çok iyi bir öğrenciydi. Ödevini yetiştiremezse bile uyku saatinde gizlice ben ona ışık tutardım o da ödevini yapardı.

Beraber top oynayacağız prensim, çok değil 5-6 sene sonra en fazla, bak bu site hep duruyor, okumayı öğrendiğin zaman sen de okuyacaksın, annen de 5-6 yaşlarında sökmüştü okumayı, ben biraz tembeldim 7 yaşında okulda öğrendim. Ama eminim sen bana çekeceksin. Ama acısını ileriki yıllarda çıkaracağız. Hatta sen de yazarsın bu siteye, kızgınlıklarını, sevgilerini, çapkınlıklarını.

Seni çok seviyorum biliyor musun prensim, hadi geçsin şu 5-6 sene beraber koşalım, top oynayalım, hatta ablanı kızdıralım. Anneni çok kızdırırdım ben de küçükken,  ama çok da severdim, annen de beni severdi, her dakika öperdi beni. Birazcık daha büyü bak neler yapacağız seninle.

Şimdi bir aylık masum bedenin ve o koca gözlerinle bana kameradan baktın ya hani, biraz daha büyü, çok da yakışıklı olacaksın dayın gibi. Ne canlar yakacaksın.

Candaş’ım çok değil sadece 5-6 sene sonra bunları okuyacağız beraber, ohooo sonra daha neler neler yapacağız.

Belki de sen o yaşa gelince bir kuzenin olacak : ) Onunla da oynayacaksın güleceksin, kavga edeceksin, tıpkı benim kuzenlerimle yaptığım gibi.

Dayın seni hiç yalnız bırakmayacak ki. Sen de onu hiç yalnız bırakmayacaksın dimi prensim.

Hadi geçsin şu 5-6 sene, hadi okuyalım bunları beraber. Alem dayı görsün be, alem yeğen görsün. Yakışıklı prensimi görsün.

Masum Candaş’ım Ulaş dayın seni çok seviyor ve hep sevecek.

Bekliyorum seni, büyümeni, top oynamayı, bunları okumayı, mis gibi koklamayı.

Az kaldı prensim, sadece 5-6 senecik.

Seni seviyorum.

Dayın Ulaş. 29.06.2009 Tunalı Ankara

medeni halim:aşık

Nüfus cüzdanlarında medeni hali diye bir bölüm oluyor. Benimkinde bekar yazılı ancak bence eksik. İlişki durumu, medeni hal, vb hepsine verecek tek bir yanıtım var: AŞIK.

Çünkü seviyorum, çünkü aşığım. Nazlı bebeğim, gıcık sevgilim bunları uzunca işitmeyi çok sevmese bile ben yazmayı seviyorum.

Örneğin bir gülümsediği, bana dil çıkardığı zaman. Yüz kaslarım değişiyor mutlu oluyorum gülüyorum.

Seni kokladığım zaman ciğerlerimin daha da büyük olmasını istiyorum kokunu içime daha da fazla çekebilmek için.

Bir gün 48 saat olsun istiyorum seni daha fazla görebilmek için.

İzlediğimiz saçma türk filmi hiç bitmesin istiyorum sana daha fazla sarılabilmek için.

Bindiğimiz araçtaki durakları neden sayıyorum biliyor musun? Son durağa gelmemesi için.

Saat 16 dan itibaren 18′e dek dakika sayıyorum, seni göreceğim için.

Hani seni beklerken uzaktan geldiğini görünce, diğer istikamete gideceğimiz halde sana yürüyorum. E bekleseydin zaten oraya gidecektik diyorsun. Hayır elini bir dakika daha fazla tutabilmek için.

Ben seni seviyorum. Medeni halim aşık. Güzel bir sevgi bu, çünkü sen güzelsin, ben güzelim, sevgimiz güzel.

Ne kadar güzel olduğunu biliyordum ama, bu kadar güzel olacağını bilemezdim.

Bak cem karaca dan bu dizeler sana aşkım.

Sürerim buluttan tarlaları
Yağmurlar ekerim, göğün göğsüne.
Güneşte demlerim senin çayını.
Yüreğimden süzer öyle veririm.

Ben feleğin şu çarkına çomak sokarım.
Ben feleğin tekerine çomak sokarım.
Yeter ki ıslak ıslak bakma öyle.

Evet aşkım, trust me and allways be mine. Senin deyiminle. SDS

Bu nasıl bekarlık

Aşağıda Cemil kardeşimin videosu var, bekar işi portakallı tavuk yapımı. Muhteşem komik bir video çok da güzel tarif edip çok da güzel yemişler.

Tanıtmak  istedim. Videoyu izleyin ancaaak eleştirilerim var. Onlar da sonraki yazıya. Ama hepsinden önce, lam bu mutfak kimde var, bu malzemeler kimde var bu nasıl bekar işi.  Bunca yıllık bekarım evet süpper yiyecekler de yaptım ama kandırmayın, bekar işi de bekar evi de öyle olmazzz. Ha böyle olmalı diye ders veriyorsanız o ayrı, iyi yapıyorsunuz.

Kendi bekar tavsiyelerimi bilahare yazıcam. Örneğin çorabın giyilmiş olup olmadığını anlamak için koklama sanatı gibi. Yemek yememekten dolayı sigara altlığı ve mide bulantısını engellemek için ne yapılmalı gibi. Hangi boy çöp torbası, çöplerin nerede biriktirilmemesi gerektiği vb gibi.

Şimdilik siz bu zengin züppe bekarları izleyin. Ben de izliyorum. Ama yurdum bekarları için tavsiyeler gelicek.

Not: Bekarım evet ama güzel yemek yaparım,  kısa süreli çözüler de üretirim, mantarlı tavuk ograten de yaparım ama o kısımları bekarisi.com da paylaşırım. Burda yurdum bekarlarına tavsiyeler gelir. Öptümm

Bekarişi – Portakallı Tavuk from Bekarişi on Vimeo.

polis diyaloglarım

Kim ne derse desin bence polisler büyük bir sabır ve nezaket içerisinde davranıyorar. Ben hep öyle denk geldim.

Karakolda hapçısı, esrarkeşi abuk subuk tiplerden illallah demiş durumda bile sabırlarının tükenmediğine şahit oldum.

Benim de bazı anılarım var bu konuda yazayım istedim.

Eski ofisim çankayada atakule civarındaydı, oradan geçerken valilik köşkün ordan falan da geçiyorsunuz. Sanırım köşkün o taraflardan geçerken uzaktan yüzüdüğümü gören koruma polisleri tam oradan geçerken atlayıp yolumu kesti. Resmen atladı önüme.

-Dur!

-Buyrun?

-Hehehe geç geç

Eh sıkılmışlar şaka yaptılar bana :) Zaten tam şaka yapılacak tipim var sanırım.  Bir keresinde ise babamla tandoğanda cumhuriyet mitinglerine gidiyoruz. Ben bir ara çıktım hava sıcak su aldım, sonra alana giriyorum, herkes didik didik aranıyor. Görevli polis baktı bana

-Yalnız içeriye iki şişe suyla alamıyoruz.

-Ben (gülümseyerek) O zaman buyrun bir şişesini size vereyim.

-Polis (gülerek) Şakaydı afiyet olsun iyi günler.

Üstümü bile aramadı, ya daha önce alandan çıkıp su almaya gittiğimi gördü, ya da çok temiz yüzlü olduğum için :)

Bir keresinde de metro çıkışı herkesi arıyorlardı, miting gösteri falan mı olucaktı acaba bilmiyorum sebebini. Ancak beni aramayıp direk sen geç demişlerdi.

Bir başka seferde ruhsat (silah) sebebi ile karakola gitmem gerekiyordu, arama yapan polisler beni aşağıdaki arabaya teslim ettiler. Ancak iki kişiyiz. İçerisi de 4 kişi (4 polis), bir de arkada suçluların konulduğu parmaklıklı bölüm var. Aslında orada gitmemiz usulen normal. Ancak yok yok oraya gitmeyin siz diye 5 kişi arka koltuğa sıkıştık. Gerçekten de adamı gözünden anlıyorlar sanırım :) Ve o gece şöyle bir diyalog geçmişti. Ortağımla polis arasında

Polis: E biriniz eve gidip ruhsatı alsın gelsin biz arkadaşı götürelim karakola

Ortağım:Yalnız evde kimse yok, anahtar da yok. Şimdi beraber gitsek siz kapıda bekleseniz biz de ruhsatı alıp gelsek

Polis: (gülerek) Ohoo o kampanya bizi aşar abi :)

Karakola gidince olay çözülmüştü zaten.

Ama en komiği sabaha karşı 5 gibi ofisten çıkıp arabaya bindik. Şirketin sahibi ilker ile beraber.  Arabaya bindik, polisle de devriye geziyor. İlker de acaba bize mi yavaşladılar diye durdu. Bunun üzerine polis de durdu camlar açıldı.

İlker: Bize mi yavaşladınız durdunuz
Polis: Yoo devriye geziyoruz bakıyoruz bir sorun mu var
İlker:Yok seviniyoruz.

Uyku sersemi öyle bi saçmaladı ki, hayırlı görevler falan der gibisinden, yani bu saatte görev yaptığınıza memnunuz gibisinden. Seviniyoruz dedi. Sonradan çok güldük onun bu haline.

Bu arada sendrom ziyaretçi kitlesi git gide artıyor okuyan ve ziyaret eden herkese çok teşekkürler.

komik hikayelerim msn iletileri ve rüyalar

Sanırım hayatım renkli ve komik, ne kadar rutin götürmeye çalışsam da bu böyle.

Taksici hikayelerim yazısı beğenilmiş önce komik bir anıdan başlayım sonra da rüya ve iletilere geçeyim.

Yine geçtiğimiz zamanlarda bir taksiye bindim.  Otuzlu yaşlarda birisi böyle delikanlı havalarında. Direk işimi sordu.  Uzatmamak için bilgisayar programısı der geçerim. Abi benim bilgisayara da bir program atsan dedi. Çok yavaşladı.  Yok dedim ben program yazıyorum yavaşladıysa bi format at. E getireyim sana atar mısın dedi. Yok dedim bizim iş farklı. Hiç olmazsa bişey yollasan dedi. Tamam dedim adresini ver. Verdi :) serseri.. ile başlayan bir hotmail adresi. Aynı zamanda da msn miş. Abi bazen azışıyorum cıvırlarla hanım görmeden dedi. Taksiye binen bazı kişilerle msn alışverişinde bulunuyormuş. Öyle komik anlatıyor ki öldüm gülmekten. Dedi bir kız bindi geçende, neydi adresi şekerdelisi mi ne, hemen ekledim konştuk dedi. Sana şeker alırım demiş.

E abi kız kaç yaşındaydı dedim, sormadım ama uygundu yaşı dedi. Sorulmaz ya kadına dedi. O sormuş buna kaç yaşındasın diye. El cevap “sen kaç yaşında istersin” kahkahalarla güldüm. İndim taksiden, bir tane bilgisayar bakım programı attım mail adresine. 

Bu arada rüyamda garip bir şey gördüm. Rüyamda Hülya Avşar’ın programına Huysuz virjin katılmış, ben de konuğum, bana laf atıyor huysuz virjin, sen hiç el gördün mü diyip eliyle gizlice nah işareti yapıyor. Ben de siz hiç bacak gördünüz mi huysuz hanım diyorum. Bunun üzerine hülya avşar çok kızıyor sen konuğumla nasıl böyle konuşursun diye.  Diyorum karışklı atışıyoruz , evet diyor Huysuz virjin, biz atışıyoruz benim tarzım bu sana de. Hülya avşar bozuluyor falan.

Resmen bunu gördüm lam rüyamda, İlkerin yorumu iyiydi. Abi sen ne içiyorsun da böyle şeyler görüyorsun (vala o gece ayva suyu içmiştim). Sevgilimin ise tüm rüyalarıma yorumları zaten “kıçın açıkta kalmıştır” şeklindedir.

-Aşkım rüyamda şunu gördüm şöyle oldu böyle oldu
-Kışın açıkta kalmıştır

-Aşkım rüyamda seni gördüm ama böyle acayip bir yerdeymişiz, sonra şu varmış bu varmış
-Kıçın açıkta kalmıştır

Bendeki de ne kıçsa. Ayrıca yorgansız yatarım zati hep.  Neyse özel hayatıma girmeyim :P

 Komik msn iletilerini de yazıcaktım ama üşendim sonra yazarım.

Sevgiler ciaooo ; )

sabahın köründe

Gecenin bir körü uyanmaktan nefret ediyorum. Çünkü sabahın köründe yani saat 6-7 gibi tekrar uykum geliyor, e uyusan bu sefer geç kalkacaksın işimiz gücümüz var.

Kahvaltıda sevdiceğin verdiği bademleri yedim, eliyle yedirmesi ne kadae hoş olsa da, ben konuşurken kalan parçacıkları püskürtmem de o kadar komikti. Ama “kahvaltıda verdiğim bademleri yedim, oh bebeğim senin elinden kahvaltı yemek gibi oldu” demicem. Zira muhtemelen sevdicek kahvaltı hazırlamaz, hazırlatır, öyle de inat nazlı, huysuzdur, ama seviyoz napalım, yakışır bebekime naz.

Neyse kurtlar vadisi izledim bir sahne saçma geldi. Adam kurşun yemiş, yarası dikilecek, doktor isterseniz bir sakinleştirici yapayım yoksa acı çekersiniz diyor. Kahramanımız da uyuşmamak için hayır diyor.

Lan mal, ne sakinleştiricisi, yara dikerken lokal anestezik yapılır, öyle genel uyuşukluk da vermez. Vur bölgeye bir lidocain içinde efedrin de olsun hem Vazokonstrüktör etkisi de var, kanamayı da azaltır. Büzüştürür damarcıkları.

Zaten telefon simblok yemiş, bi yeri arayamıyorum, diğer telefonlarımın da şarj cihazları ofiste kalmış. Görüşmem de var.

Şimdi sevdicek yanımda olsa “oh müshtehak sana” derdi kesin.

Ha bu arada önceki yazımdaki mp3 gain yazılımında apply constant gain diyip 10 db falan verilirse de güzel sonuç alınıyormuş bugün bunu gördüm.

Öte yandan sendrom istatistiklerine bakıyorum mada faka nedir, mother fucker nedir gibi şeyleri google dan arayıp gelenler var. Onlar bunu klasik bildiğimiz anlamda kullanmıyorlar. Tam çevirisi annesini beceren (töbe haşa) demek değil. Bizdeki a.q ya da a.q çocuğu anlamına falan geliyor aşağı yukarı. Ya da anasını  s.. çocuğu  anlamında da kulanılıyor.

Hah yazının burasında hapşurdum, papağanım cancik cak cuk cak cuk diye bağırmaya başladı. Ses duydu ya. Ha sevdicek onu da hiç sevmiyor bu arada. Baro da korkuyor ondan, çok pis bakıyormuş. Bakar valla.

Neyse hadi ulaş dayan 2-3 saat daha uyuma akşam erken uyursun hem. En güzeli kimseye okutmayacağın özel yazılarına devam et, uyku açar. Aaa ya da dur lam, Görüşülmemişler filtresi yapayım o daha iyi.

Programcıyız ya malum, biraz program yazalım yine. Neymiş duygusal olarak zayıfmışım, tanınmamak ya da yanlış tanınmak ne kötü. CV ve rapor hazırlatıcam hakan beye valla, aha bak böyleymişim gör die.

Neyse sabah sabah uyuzluğum mu yerinde ne?

Öpenzi

Not: Cemil tam sezen konusuna gelmişken kaçtın, sen de bi acayipsin olm.

ne kadar ayıp

Bu yazıyı yazmak içinden geldi. Sana ne diyenler olursa alt+f4 e bassın plz.

Benim bir kardeşim var. Adı Cemil (herkes aplay der ama biz cemil ya da cemo deriz)

Ha yazının başlığı, ne kadar ayıppp kısmı nerden geliyor? http://fizy.com/s/102prj buraya tıklarsanız anlarsınız hehe.

Gerçi herif son zamanlarda bana yüz vermiyor ( gerçi ben de 7/24 doluyum) ama ayıp kısmı ona değilll.

Bu adam bana benzer iyi aşık olur :) Bazen yanlış seçim yapar benim kadar olmasa da. (off yazının burasında canım feci çekirdek istedi)

İş hayatındaki ağır attığı adımları bir yana bırakırsak, diğer hayatında virajları 180 ile dönmek gibi bir huyu vardır. Hani gaz kesse alıcak virajı. Ama yok beyimiz hemen şimdi diyor. Eski devrimciler gibi.

Ama çok temiz, taktiksiz gidiyor, aynı gerçekten aşık olanlar gibi.

Yahu adam yakışıklı, işi gücü yerinde, sadık her türlü olumlu özelliğe sahip (bu özelliklere sahip ama dağınık bis birisi gibi de değil valla toplu)

Eee seviyor da? O zaman şarkıdaki hanfendi, ne kadar ayıp? Yapsanız bir pansuman. Hiç beklemeyin bekleyince göreceğiniz sadece daha iyi şeyler olacaktır kanattimce.

Bana mı ne? Sendrom benim değil mi hacım yazarım istediğim gibi.

Hoşuna gitmeyenler alt+f4 e bassın iş biterr..

A auwww A auwww ne kadar ayıp ;)

31 çekenler

not:bu yazı pornografi içermemektedir

Bir değil,
beş değil,
yüz milyonlarlasın maalesef.

Yukarıdaki dize Nazım Hikmet’e ait. Şiirin tamamını aşağıda açıklayacağım. Konuyla birebir uyuşuyor. Ve yazı sert, kasıtlı olarak sert, kasıtlı olarak argo. Ne de olsa her zaman aynı şekilde nazik değiliz. İnsan olarak…
Nedir bu otuzbir çekenler? Yani mastürbasyon yapanlar. Ama vicdani mastürbasyon bu kastım. Yoksa kimsenin cinsel hayatı değil.

Bunlar öyledirker ki, höt deyince al sana göt derler, bunlar öyledirler ki onlarca kişinin yedikleri kul hakkını ramazanda kestiği kuzuyu akrabalarına ya da cemaatlerine dağıtıp sonra -af dilerler- demeyeceğim çünkü bu onlar için normaldir.

Bunlar öyledirler ki, yedikleri tüm pisliklerin, söyledikleri tüm yalaların, affı olmasa bile vicdanını rahatşatmak yani vicdani mastürbasyon için, 31 çekmek için devede kulakla yetinirler.

Bunlar zamanında (ben 17 yaşındayken) bana yetiştirme yurdu psikoloğunun dediği gibi, sabah akşam kuyu kazar, vizon kürk giyer sonra ayda bir pastanenin 2 gündür satılmamış çikolatalı kekini yurda getirirler.

Ama içleri rahattır, sevap işliyorlardır.  Giydiği kürkün üstündeki kul hakları umurlarında olmaksızın, götü boklu 3 pasta ile vicdanlarına otuzbir çektirirler.

Sadece bü türler mi? Hayır. Bunların devrimci sosyalist olanları vardır emek paylaşım derler, ama yemeği karıları yapar bulaşıkları karıları yıkar. Eşitlikçi dünyaya evlerinden başlamamışlardır.

Bunlar ne tartışırken göze bakabilirler, ne dua ederken gökyüzüne.

Bunlar öyledirler ki, öyle yaygın, öyle sinsi, öyle gizli öyle pisliktirler ki, bazen patrondurlar. 3 günlük tatil parasını bir çalışanının yıllık zammına eşit olduğunu düşünmezler. Zam yapmaz tatil yaparlar.

Bunlar öyledirlerki, giydikleri bir ayakkabının, sülük gi,bi üstünden geçindiği vkişilerin kaç aylık gelirine eş değer olduğunu düşünmezler. Ve Af dilerler.

Bunlar oruç tutmazlar, sadece aç kalırlar. Gün boyu aç kalıp akşam en lüks kebapçıda tıka basa Zıbarana dek yerler.

Bunlar çok iyi bilir kendilerine duyulan içten içe nefreti. Bunun için kimi zaman faşizme, kimi zaman liberalizme, kimi zaman dine sığınırlar.

Ve bunlar öyledir ki, sıçarlar, foseptik bataklık oluşur, sıçmaya devam ederler, ama sinekleri bazen avlayıp beyinen otuzbir çekerler.

Ve bunların bahaneleri çoktur. Ceddine dek pisliğe batmış oldukçarı için temiz görünmeye çalışırlar. Tıpkı parfümü bok kokusundan kurtulmak için icad eden fransızlar gibi.

Ve bunlar, ve siz, ve üstüne alınmayan ben onlardan değilim diyenler. Kötü haber sadece öbür dünyada yanmayacaksınız, bu dünyada da mahfolacaksınız.

Yediğiniz bir akam yemeği, bazen kan bazen sömürü üzerine kurulmuş. Ve o akşam bıraktığınız bahşiş için sizin yanınızdakiler kimi zaman ağlıyorlar.

Haksız adam ya korkar pısar (dün gördüm) ya da zeytin yağı misali üzte çıkar (hep gördüm).

Ne nazım üstadın şiiri, yıllar geçti ama siz değişmediniz. Varın çekin o otuzbiri. Boşalınca kısa süreli vicdan azabı yaşacakacak ama hayatınıza devam edeceksiniz.

Hadi bütün bu vicdanını rahatlatmak için yapanlar, ama uyku uyuyamayanlar ve yatacak yeri olmayanlar için geliyor.

—-

Dünyanın En Tuhaf Mahluku..


Akrep gibisin kardeşim,
korkak bir karanlık içindesin akrep gibi.
Serçe gibisin kardeşim,
serçenin telaşı içindesin.
Midye gibisin kardeşim,
midye gibi kapalı, rahat.
Ve sönmüş bir yanardağ ağzı gibi korkunçsun, kardeşim.
Bir değil,
beş değil,
yüz milyonlarlasın maalesef.
Koyun gibisin kardeşim,
gocuklu celep kaldırınca sopasını
sürüye katılıverirsin hemen
ve âdeta mağrur, koşarsın salhaneye.
Dünyanın en tuhaf mahlukusun yani,
hani şu derya içre olup
deryayı bilmiyen balıktan da tuhaf.
Ve bu dünyada, bu zulüm
senin sayende.
Ve açsak, yorgunsak, alkan içindeysek eğer
ve hâlâ şarabımızı vermek için üzüm gibi eziliyorsak
kabahat senin,
— demeğe de dilim varmıyor ama —
kabahatın çoğu senin, canım kardeşim!


Bu yetmediyse:

  • Bir kimse Peygamberlerin yaptığı ibadetleri yapsa fakat üzerinde bir kuruş kul hakkı bulunsa, bu bir kuruşu ödemedikçe Cennete giremez
  • Size haksızlık eden, zulmeden, malınızı mülkünüzü gasp eden aslında size iyilik etmiştir. Eyvah onların haline. Sen mazlum, onlar zalim. Alan düşünsün. Ahirette zalim ağlayacak, mazlum gülecek. Zalim verecek, mazlum alacak.

taksici hikayelerim

Hayatımın çok büyük bir bölümünde ulaşım aracı olarak taksi kullandım. Şu anda verdiğim bir sözden dolayı pek binmiyorum. Ancak bayağı bir taksici hikayem mevcut. Biraz anlatayaım.
Şöför değişimi

Bir keresinde kızılaydan taksiye bindim, her zamanki gibi tunalıya evime gidicem. Gidiyoruz esat tarafında 2 tane hatun taksi arıyor. bildiğin manken gibi kızlar ve çok yüksek ihtimalle dişiliklerini “profesyonelce” kullanıyorlar. Taksici de abi şunları da alalım ama durak değişimi yapıyoruz dedi, bir şey anlamama ve söylememe fırsat vermeden durdu kızlara yalnız şöför değişimi yapıyoruz dedi. Yani durağa gidceğiz de ben devralcam taksiyi ben de taksiciyim yani :D Neyse bindi kızlar. Taksici bana sormaz mı “ya demek yarın çalışmıyorsun ha abi” ben de “evet ya bu akşam çalışıcam yarın gelmicem durağa çok yoruldum” falan dedim :D Ancak kızlar benden önce inecekleri için (hemen hiltona gidiyorlarmış) taksicinin hayalleri suya düştü. Hani ben inince devam edicek ve ayarlayacaktı yaaa.

Abi dedi yol uzun olsa ayarlardım, zaten delikanlı 2 yakışıklı adamız falan dedi (hakkaten de adam da tip olarak fena değildi) Sonra çapkınlık macrealarını anlatarak eve bıraktı beni. İndim ulan dedim ne olay bee. Yalnız hiç bozmadım adamı direk taksici rolü kestim.

Action filmi

Yine bir seferinde klasik kızılaydan tunalı seyahati. Bindiğim takside kaliteli bir LCD ekran vardı adam da orda kavgalı dövüşlü silahlı bir film izliyor. Başadık yola, yalnız film sardı beni de başladım izlemeye. Adam da bir yandan izliyor bir yandan kullanıyor tek gözle. Sonra bir de tuttu bak abi sen kaçırdın binmeden dedi. Şu var ya aslında o da polis bunların için ajan olarak girdi diyerek bana eksik bölümleri tamamadı. İzleyerek eve geldik. İndim parayı verdim eve çıktım.

Bacısını 61 kere

O gün aşırı derecede sinirliydim, ama ne sinir şakaklarımdan ateş çıkıyor. Bindim taksiye, kızılaydan tunalı yine.  Taksici de zayıf birisi, meğerse hastaymış 1 aydır yatıyormuş sol tarafına felç inmiş. Ama mecburen çalışmaya başlamış. Sadece yürürken baston kullanıyormuş bazen ama araba kullanmasına engel yokmuş. Bunu anlattı. Bu sebeple de benden az önce polis haksız yere ceza yazmış 61 tl. Bu da bir sinirli olayı anlatıyor. Diyor ki bana 61 milyon kesti ya onun anasını bacısını 61 kere şeyedeyim (tabi adam burda şeyedeyim demedi). Ben de o gün deli gibi sinirliyim zaten. Ben de başladım olur mu lan öyle şey vay o… çocukları diye söve saya eve geldik :D Olayı gören bir bayan avukat kartını vermiş ve cezaya itiraz için dava açmasını söylemiş. ve ücret de almayacağını söylemiş. Helalleştik indim arabadan.

Kısa Kısa

Daha çok var ama biraz da kısa kısa geçeyim. Bir taksici, abi bak her zaman gittiğin yoldan başka daha uzun bir yoldan gittiysem eğer o zaman eksik ver abi demişti. Bir diğeri muhabbete  ısınıp akide şekeri ikram etti, aldım, bir tane daha verdi. Bir diğerine ben polo nane şekeri ikram ettim. Tek kelime etmeden kıtır kıtır yiyerek devam ettik. Bir seferinde AŞTİ ye gideceğiz ancak zaman az. Annem taksiciyi gaza getirmek için, geçen sefer adam nasıl gitmişti ulaş ya 15 dakka da götürdü bizi dedi. Adam da aldı gazı, aştiye vardık, bak yenge ben de 12 dakikada getirdim demez mi :) Birisi evliymiş ama 3 de sevgilisi varmış onu anlattı, birisi yeni kokoreç almış tam yicekken ben binmişim, adam da yiyemedi tabii, ama elimde dürüm çiğ köfteyi görünce, ha oh be abi ben de senden çekinmiştim dedi. Yemeklerimizi yiye yiye eve vardık. Hatta içime hava çektim, acı mı geldi abi dedi :D Bir başkası ağustosta hava cehennem gibiyken, abi çok özür dilerim dedi, kaçtır müşteri biniyor bir su alamadım şurdan bi su alsam dedi. Tabi dedim bak keyfine. Sen de ister misin dedi. Sağol dedim. Gitmiş bana da su almış, sıcakta kana kana içtik :) Birisi radyo dinliyor, ankaragücü gol yedi. Şerefsiz ankaragücü dedi küme düşücez dedi. Futboldan zerre anlamam ama, evet ya şerefsizler bir güldürmediler yüzümüzü gibi bişiler dedim.

Daha çoook var, ama sanırım yeterli.

Not: SDS

garip ama sinirliyim

İnsan bazen sinirli oluyor, ben çok fazla olmam ama bazen ben de oluyorum işte. Eh doğal olarak insanım. Hoş bazıları beni çelikten zannetse de öle değilim. Gayet de etten kemikten yapılmış biriyim.

Bazen yoruluyor insan, neden? Her şeyden,  evet her şeyden yoruluyor. Bazen siktirolup gidesi geliyor insanın.  Ama gitmek sorunları çözmez, eğer kendini de yanında götürüyorsan hiç bişeyi çözmez işte.

Sorunlar senden kaynaklanmasa da çözmez. Ama bazen insan yeter demek istiyor. Haşa isyan etmek olmaz, üzülmek bile isyandır bazen, sana taktir edilmiş olana karşı çıkmak da isyandır ama.. Bazen insan yeter diyor.

Ya da şunu diyor, ne istiyorsunuz benden? Tamam dünyanın en boktan insanı da olabilirim, -ki değilim- ama kimseye zarar vermiyorum. Lan ne yapıyorum be, sıradan normal biriyim işte. Derdiniz ne benle? Ne oğlum derdiniz.

Sikko sikko şeyler yaşamak zorundamıyım lan ben? Ben “action” dan kaçtıkça bir yerde gelip beni buluyor “action”. Bana ne oğlum yaşayın gidin, beni neden uyuz ediyorsunuz? Aha adım gibi eminim ki bunu da birileri üstüne alınıp yine hede hödö yapcak.

Habire hiç yapmadığım şeylerin sıkıntısını mı çekicem lan ben? Ya nolur bi siktirin gidin lan, bana ve çevreme zarar verip sıkıntı yaşatmayım. İlla gırtlağına mı basmam lazım. İlla anlayacağınız dilden mi konuşmam lazım?

Aaaa küfür ediyorum dimi, aa ulaş küfretmez, ulaş üzülmez, ulaş bilmemne yapmaz, yorulmaz 24 saat çalışır, herkesi mutlu eder. Bok eder.

Kendi halinde işini yapar, iyi de yapar, yardım eder, iyi de eder ha, ama hep yapmadığı, etmediği, şeylerden dolayı sıkıntı yaşar. Hayattaki tek sorunlarım dağınık birisi olmak, ve yardımsever olmak.

Ben de yoruldum biliyor musun? Hakan Türkçapan bende  “hero sendromu” olduğunu söylemişti. Yani kahraman gibi her şeyi çözmek istediğim fazla yardım edip değer verdiğim ve kendimden çok başkalarını düşündüğüm.

Son sözüm yine kibarca lütfen. Kabalaşmayacağım şimdilik ama az kaldı.

Not: Bunlar sana değil.

inadına seviyorum

Cemi çok severim, duygularını şarkılarında çok güzel ifade edebilen birisi bence.

Hele ki şu şarkısı çok güzel.

bu şehir bu sokaklar hiç bu kadar güzel olmadı
ve ben hiç bu kadar iyi olmadım
hiç bir şey, alıştığım gibi değil
dün bitti ve hiç bir şey, baştan değil

BU ŞEHİRDE SADECE SEN VE BEN

Evet ne demek bu şehirde sadece sen ve ben? Seni çok seviyorum ve başka hiç bir şey umurumda değil demek.

Ben de inadına seviyorum, bir sürü şey ters gitse de, yeşilçam filmi gibi şeyler de olsa.  Tek istediğim sevip mutlu olmak.  İlkerin dediği gibi, hile oyunu kazandırabilir, ama kaderi değiştiremez

Bu arada geçen dün Doç.Dr. Hakan Türkçapan’ın hangi hastanede çalıştığını bulmak için adını google a yazdım, 2. ve 3. sırada benim sitem çıktı :D Muhteşem bir adam, gözünün bir bakışından, cümledeki bir kelimeden her şeyi anlıyor ve elinde sihirli değnek varmış gibi çözümlüyor. Bilişsel terapi rulez derim.

Son olarak

benimde bu dünyaya gelişim
hey canım rinnanay rinna rinnanay
bir güzelden ötürü
hey canım hey…

Anladın sen onu ;)

Kategoriler

SonYorumlar

    • güzel bir kaç şarkı (2)
      • Fatih: Teşekkür ederim güzel müzikler:)
      • kuzgunbaba: Dostum benim; yıllar su gibi aktı… Bizlerde şarap misali dostluk kadehlerine döküldük.Öyle...
    • drm lisans korumalı wma dosyalarını mp3 yapalım (13)
      • xawesorlu: Tek kelimeyle harikka vayyy lianslı müziklerin haline bu proram harika denedim...
    • Ulaş Fırat Hakkında (13)
      • kuzgunbaba: :) )))) Sendromum benim.En baba sendrom Ulaş baba sendromu.
      • Ulas FIRAT: Furkan kardeş, öncelikle ben mahlas kullanmam internette her yerde adım ve soyadımla yer alırım....
      • Furkan Dinç: Ayrıca benim mahLasımı her yerde kuLLanan şahsiyet.senDRom mahLasını 4-5 yıldır kuLLanıyorum...
    • yalnız yaşayanlara tavsiyeler (5)
      • Devrim: Biraz da çamaşır yıkamayı bilmek gerekir. En azından renklileri kaç derecede, beyazları kaç derecede...
      • Ulas FIRAT: Ancak bu da dezavantajlardan birisi bence Berke bey. Ev içerisinde zor olun da ev dışında biraz...
      • berke: aynen çok güzel tavsiyeler bunlar:)bende 15 yıldır yalnız yaşayan ve buna çok alışanbiri olarak size...
      • Ulas FIRAT: Yorum saatine de bakılınca siz de bizlerdensiniz Mehmet Bey :) Teşekkürler yorum için