aşk kaç kişiliktir
Göze almak nedir? Ya da kaybetmeyi göze almak nedir? Peki bunu neden yaparız? Biraz değinelim.
Eskiden bir kız arkadaşım vardı, bir çok şeyi paylaşır konuşurduk, adını sanını vermek hoş olmaz. Kedi köpek gibi kavga etsek, hatta bazen birbirimizden nefret etsek de, bazı ortak noktalaımız yok değildi hani. Bana bir şey anlatmıştı.
Sevgilisi, ama sıradan bir sevgilisi değil, uzun zamandır beraber olduğu ve ona tapan sevgilisi, bir gece telefon açıyor ve seni çok seviyorum asla beni bırakma gibisinden bir şeyler söylüyor, pişmanlık dolu sözler. Meğer bir fahişeyle beraber olmuş bu onun özürü, ve çok sevdiği için vicdan azabından dolayı itiraf etmiş. Arkadaşım gerçk bir psikopat olduğu için ayrılmamış başka biçimlerde ceza vermişti. Bir gün ayrıldılar ve o gün benden Teoman çalmamı istedi “evet dedim ben de seni aldattım, bir kez de değil üstelik”.
Bana söylediği şuydu: Ulaş dedi gidip beş paralık biriyle yatması değil affedemediğim ya da kızdığım. Tenine bir başka ten değmesi değil. Kaldıramadığım ve kızdığım şey, 5 dk lık zevk için “beni kaybetmeyi göze alması”
Aslında ne kadar doğru bir tespit. Delicesine sevdiği kızı kaybetmeyi göze almak, ne için 5 dk lık zevk için.
Peki değdi mi? Hiç sanmıyorum (gerçi herif de salakmış, yedin bi bok anlatma bari mezara gitsin o sır hehe)
Bu sadece aldatmakla ya da ilişkilerle olmuyor. Yarın sınav var, ve bir arkadaş arıyor belki bir kız arkadaş. hadi takılalım. İyi 1 saat takılır gelir sınava çalışırım. Böyle derken hoop eve sabaha karşı gelinir ve sınava çalışmadan girilir kötü not alınır belki sınıfta kalınır.
Peki değdi mi bir kaç saatlik eğlence için kötü not almaya?
Değdiyse hiç bir sorun yok. O bir kaç saat sınıfta kalmaya değebilir, kelebek etkisi gibi başka bir çok mutluluğa yol açabilir -ki bunu da yaşadım-
Ama üzen şudur: Bir “salakça” şey için, bir başka şeyi kaybetmeyi göze alıyorsan, o zaman bu kaybettiğin şeye değer vermediğin ve kaybedebilmeyi “göze aldığın” anlamına gelir.
Hakeden birisi ise, hakeden bir şey ise tamam. Ama bunu asla haketmemiş bir şey ise değmez bence. İnsanları kırmaya değmez, insanları üzmeye değmez. Bu kadar basit olmamalı insan ilişkiler, insanların değeri bu kadar basit olmamalı.
Ama belki de basittir, basit biriyizdir, değmeyecek biriyizdir kim bilir? Ya da değerimiz sandığımız kadar değildir. Ama sanmıyorum bunların hiç birisi gerçek değil. Sadece bu insanların hatasından kaynaklanıyor. Ufak bir şey için, kaybetmeyi göze alabiliyorlar.
Tamam onlar göze aldı, peki esas soru “bizim suçumuz ne” güvenmek mi? Değer vermek mi?
Anlamıyorum , aslında anlıyorum ama anlamak istemiyorum.
Bir sene önce yazdığım “her şey çok farklı olabilirdi” yazısı üzerine hala aynı cümleyi söylüyorsam. Hala “her şey çok farklı olabilirdi” diyorsam. Demek ki yanlış olan benim.
Ne dersin Doç. Dr. Hakan Türkçapan, hala söylediğini kabul etmiyorum. Hani demiştin ya “Ataol Behramoğlu” yalan söylemiş, esas aşk tek kişiliktir demiştin. Ben de min gayri haddin biz sanatçılara göre iki demiştim. Evet inada devam, sonsuza dek inada devam.
ÖLÜMDÜR YAŞANAN TEK BAŞINA AŞK İKİ KİŞİLİKTİR.
Yorum Yaz