31 çekenler
not:bu yazı pornografi içermemektedir
Bir değil,
beş değil,
yüz milyonlarlasın maalesef.
Yukarıdaki dize Nazım Hikmet’e ait. Şiirin tamamını aşağıda açıklayacağım. Konuyla birebir uyuşuyor. Ve yazı sert, kasıtlı olarak sert, kasıtlı olarak argo. Ne de olsa her zaman aynı şekilde nazik değiliz. İnsan olarak…
Nedir bu otuzbir çekenler? Yani mastürbasyon yapanlar. Ama vicdani mastürbasyon bu kastım. Yoksa kimsenin cinsel hayatı değil.
Bunlar öyledirker ki, höt deyince al sana göt derler, bunlar öyledirler ki onlarca kişinin yedikleri kul hakkını ramazanda kestiği kuzuyu akrabalarına ya da cemaatlerine dağıtıp sonra -af dilerler- demeyeceğim çünkü bu onlar için normaldir.
Bunlar öyledirler ki, yedikleri tüm pisliklerin, söyledikleri tüm yalaların, affı olmasa bile vicdanını rahatşatmak yani vicdani mastürbasyon için, 31 çekmek için devede kulakla yetinirler.
Bunlar zamanında (ben 17 yaşındayken) bana yetiştirme yurdu psikoloğunun dediği gibi, sabah akşam kuyu kazar, vizon kürk giyer sonra ayda bir pastanenin 2 gündür satılmamış çikolatalı kekini yurda getirirler.
Ama içleri rahattır, sevap işliyorlardır. Giydiği kürkün üstündeki kul hakları umurlarında olmaksızın, götü boklu 3 pasta ile vicdanlarına otuzbir çektirirler.
Sadece bü türler mi? Hayır. Bunların devrimci sosyalist olanları vardır emek paylaşım derler, ama yemeği karıları yapar bulaşıkları karıları yıkar. Eşitlikçi dünyaya evlerinden başlamamışlardır.
Bunlar ne tartışırken göze bakabilirler, ne dua ederken gökyüzüne.
Bunlar öyledirler ki, öyle yaygın, öyle sinsi, öyle gizli öyle pisliktirler ki, bazen patrondurlar. 3 günlük tatil parasını bir çalışanının yıllık zammına eşit olduğunu düşünmezler. Zam yapmaz tatil yaparlar.
Bunlar öyledirlerki, giydikleri bir ayakkabının, sülük gi,bi üstünden geçindiği vkişilerin kaç aylık gelirine eş değer olduğunu düşünmezler. Ve Af dilerler.
Bunlar oruç tutmazlar, sadece aç kalırlar. Gün boyu aç kalıp akşam en lüks kebapçıda tıka basa Zıbarana dek yerler.
Bunlar çok iyi bilir kendilerine duyulan içten içe nefreti. Bunun için kimi zaman faşizme, kimi zaman liberalizme, kimi zaman dine sığınırlar.
Ve bunlar öyledir ki, sıçarlar, foseptik bataklık oluşur, sıçmaya devam ederler, ama sinekleri bazen avlayıp beyinen otuzbir çekerler.
Ve bunların bahaneleri çoktur. Ceddine dek pisliğe batmış oldukçarı için temiz görünmeye çalışırlar. Tıpkı parfümü bok kokusundan kurtulmak için icad eden fransızlar gibi.
Ve bunlar, ve siz, ve üstüne alınmayan ben onlardan değilim diyenler. Kötü haber sadece öbür dünyada yanmayacaksınız, bu dünyada da mahfolacaksınız.
Yediğiniz bir akam yemeği, bazen kan bazen sömürü üzerine kurulmuş. Ve o akşam bıraktığınız bahşiş için sizin yanınızdakiler kimi zaman ağlıyorlar.
Haksız adam ya korkar pısar (dün gördüm) ya da zeytin yağı misali üzte çıkar (hep gördüm).
Ne nazım üstadın şiiri, yıllar geçti ama siz değişmediniz. Varın çekin o otuzbiri. Boşalınca kısa süreli vicdan azabı yaşacakacak ama hayatınıza devam edeceksiniz.
Hadi bütün bu vicdanını rahatlatmak için yapanlar, ama uyku uyuyamayanlar ve yatacak yeri olmayanlar için geliyor.
—-
Dünyanın En Tuhaf Mahluku..
Akrep gibisin kardeşim,
korkak bir karanlık içindesin akrep gibi.
Serçe gibisin kardeşim,
serçenin telaşı içindesin.
Midye gibisin kardeşim,
midye gibi kapalı, rahat.
Ve sönmüş bir yanardağ ağzı gibi korkunçsun, kardeşim.
Bir değil,
beş değil,
yüz milyonlarlasın maalesef.
Koyun gibisin kardeşim,
gocuklu celep kaldırınca sopasını
sürüye katılıverirsin hemen
ve âdeta mağrur, koşarsın salhaneye.
Dünyanın en tuhaf mahlukusun yani,
hani şu derya içre olup
deryayı bilmiyen balıktan da tuhaf.
Ve bu dünyada, bu zulüm
senin sayende.
Ve açsak, yorgunsak, alkan içindeysek eğer
ve hâlâ şarabımızı vermek için üzüm gibi eziliyorsak
kabahat senin,
— demeğe de dilim varmıyor ama —
kabahatın çoğu senin, canım kardeşim!
Bu yetmediyse:
- Bir kimse Peygamberlerin yaptığı ibadetleri yapsa fakat üzerinde bir kuruş kul hakkı bulunsa, bu bir kuruşu ödemedikçe Cennete giremez
- Size haksızlık eden, zulmeden, malınızı mülkünüzü gasp eden aslında size iyilik etmiştir. Eyvah onların haline. Sen mazlum, onlar zalim. Alan düşünsün. Ahirette zalim ağlayacak, mazlum gülecek. Zalim verecek, mazlum alacak.
Nisan 25, 2009 saat 23:44
“Katı olan her şey buharlaşıyor, kutsal olan her şey dünyevileşiyor ve en sonunda insanlar hayatın gerçek koşullarıyla ve diğer insanlarla ilişkileriyle yüzleşmeye zorlanıyor. Modern burjuva toplumu, böylesine kudretli üretim ve mübadele araçlarının bir araya getirmiş olan bu toplum, yer altı güçlerini kontrol edemez bir büyücüye benziyor.”
KARL HEINRICH MARX
Sevgili Ulaş,
Yaşadık, gördük, biliyoruz; ama bildiklerimizi tasvip etmememize rağmen çok da çabuk kabulleniyoruz.
Sana söyleyeyim; bir çok insan bugün bu paragrafları okuyacak, yarın düzene kaldıkları yerden devam edecekler değil mi?…
O halde son olarak yine Marx’ tan alıntı:
” Toplumun kalabalıkları ve onlar gibi düşünenler benim kitabımı okumasınlar; hem ben, ona hiç el sürmemelerini alışkanlıklarına uyarak eserimi yanlış anlamalarına yeğ tutarım.”