Hoşgeldiniz

sendrom.net pc world ve başka mecralarda yazdığım yazılarımı yayınlamak amacıyla açtığım bir siteydi. zamanla sevdiğim şarkıları aşkları kızgınlıkları dile getirdiğim bir site haline geldi.
kişisel olmasına rağmen iyi bir ziyaretçisi vardı ve siteyi yenilemeye karar verdim. sevdikçe, kızdıkça, biliştikçe, müzik yaptıkça kısacası Ulaş olmaya devam ettikçe yazmaya da devam edeceğim.

Archive: Haziran 2009

top oynayacağız

Biliyor musun, aslında ben top oynamayı çok sevmem.  Lisedeyken bu yüzden hep defans oynaydım oraya koyulurudm, ama o sebeple defansı öyle bir geliştirdim ki takım gol yemezdi, son adam beni geçemezlerdi.

Başka dönemlerde de kaleci oldum : )

Ama seninle top oynayacağız, futbol olmak zorunda değil, küçükken annenle atmaca adını verdiğimiz bir oyun oynardık, topu birbirimize atar tutardık, hatta deden de katılırdı, birimize atıcak gibi yapar ama şaşırtır diğerimize atardı. Gülerdik hep.

Biliyor musun deden annen , ananen ben balığa giderdik, ananen hep midye tutardı, defalarca balığa gittik istanbulda ama sadece 1 kere küçük bir balık tuttuk.  Ama gökovada acısını çıkardık ben de 13 yaşlarına gelmiştim, sürüyle balık tutardım bütün gün.

Biliyor musun prensim, ablan bana, dedene, ananene hepimize anne derdi. Sonra gülerdi. Hele ki annnen küçükken beni çok kızdırırdı sırf kızdırmak için neler yapardı. Sana anlattığım zaman çok güleceksin. Çakmak ve fener ışığında deden ve ananenden gizli ödev yapardı annen. Çok iyi bir öğrenciydi. Ödevini yetiştiremezse bile uyku saatinde gizlice ben ona ışık tutardım o da ödevini yapardı.

Beraber top oynayacağız prensim, çok değil 5-6 sene sonra en fazla, bak bu site hep duruyor, okumayı öğrendiğin zaman sen de okuyacaksın, annen de 5-6 yaşlarında sökmüştü okumayı, ben biraz tembeldim 7 yaşında okulda öğrendim. Ama eminim sen bana çekeceksin. Ama acısını ileriki yıllarda çıkaracağız. Hatta sen de yazarsın bu siteye, kızgınlıklarını, sevgilerini, çapkınlıklarını.

Seni çok seviyorum biliyor musun prensim, hadi geçsin şu 5-6 sene beraber koşalım, top oynayalım, hatta ablanı kızdıralım. Anneni çok kızdırırdım ben de küçükken,  ama çok da severdim, annen de beni severdi, her dakika öperdi beni. Birazcık daha büyü bak neler yapacağız seninle.

Şimdi bir aylık masum bedenin ve o koca gözlerinle bana kameradan baktın ya hani, biraz daha büyü, çok da yakışıklı olacaksın dayın gibi. Ne canlar yakacaksın.

Candaş’ım çok değil sadece 5-6 sene sonra bunları okuyacağız beraber, ohooo sonra daha neler neler yapacağız.

Belki de sen o yaşa gelince bir kuzenin olacak : ) Onunla da oynayacaksın güleceksin, kavga edeceksin, tıpkı benim kuzenlerimle yaptığım gibi.

Dayın seni hiç yalnız bırakmayacak ki. Sen de onu hiç yalnız bırakmayacaksın dimi prensim.

Hadi geçsin şu 5-6 sene, hadi okuyalım bunları beraber. Alem dayı görsün be, alem yeğen görsün. Yakışıklı prensimi görsün.

Masum Candaş’ım Ulaş dayın seni çok seviyor ve hep sevecek.

Bekliyorum seni, büyümeni, top oynamayı, bunları okumayı, mis gibi koklamayı.

Az kaldı prensim, sadece 5-6 senecik.

Seni seviyorum.

Dayın Ulaş. 29.06.2009 Tunalı Ankara

medeni halim:aşık

Nüfus cüzdanlarında medeni hali diye bir bölüm oluyor. Benimkinde bekar yazılı ancak bence eksik. İlişki durumu, medeni hal, vb hepsine verecek tek bir yanıtım var: AŞIK.

Çünkü seviyorum, çünkü aşığım. Nazlı bebeğim, gıcık sevgilim bunları uzunca işitmeyi çok sevmese bile ben yazmayı seviyorum.

Örneğin bir gülümsediği, bana dil çıkardığı zaman. Yüz kaslarım değişiyor mutlu oluyorum gülüyorum.

Seni kokladığım zaman ciğerlerimin daha da büyük olmasını istiyorum kokunu içime daha da fazla çekebilmek için.

Bir gün 48 saat olsun istiyorum seni daha fazla görebilmek için.

İzlediğimiz saçma türk filmi hiç bitmesin istiyorum sana daha fazla sarılabilmek için.

Bindiğimiz araçtaki durakları neden sayıyorum biliyor musun? Son durağa gelmemesi için.

Saat 16 dan itibaren 18′e dek dakika sayıyorum, seni göreceğim için.

Hani seni beklerken uzaktan geldiğini görünce, diğer istikamete gideceğimiz halde sana yürüyorum. E bekleseydin zaten oraya gidecektik diyorsun. Hayır elini bir dakika daha fazla tutabilmek için.

Ben seni seviyorum. Medeni halim aşık. Güzel bir sevgi bu, çünkü sen güzelsin, ben güzelim, sevgimiz güzel.

Ne kadar güzel olduğunu biliyordum ama, bu kadar güzel olacağını bilemezdim.

Bak cem karaca dan bu dizeler sana aşkım.

Sürerim buluttan tarlaları
Yağmurlar ekerim, göğün göğsüne.
Güneşte demlerim senin çayını.
Yüreğimden süzer öyle veririm.

Ben feleğin şu çarkına çomak sokarım.
Ben feleğin tekerine çomak sokarım.
Yeter ki ıslak ıslak bakma öyle.

Evet aşkım, trust me and allways be mine. Senin deyiminle. SDS

Bu nasıl bekarlık

Aşağıda Cemil kardeşimin videosu var, bekar işi portakallı tavuk yapımı. Muhteşem komik bir video çok da güzel tarif edip çok da güzel yemişler.

Tanıtmak  istedim. Videoyu izleyin ancaaak eleştirilerim var. Onlar da sonraki yazıya. Ama hepsinden önce, lam bu mutfak kimde var, bu malzemeler kimde var bu nasıl bekar işi.  Bunca yıllık bekarım evet süpper yiyecekler de yaptım ama kandırmayın, bekar işi de bekar evi de öyle olmazzz. Ha böyle olmalı diye ders veriyorsanız o ayrı, iyi yapıyorsunuz.

Kendi bekar tavsiyelerimi bilahare yazıcam. Örneğin çorabın giyilmiş olup olmadığını anlamak için koklama sanatı gibi. Yemek yememekten dolayı sigara altlığı ve mide bulantısını engellemek için ne yapılmalı gibi. Hangi boy çöp torbası, çöplerin nerede biriktirilmemesi gerektiği vb gibi.

Şimdilik siz bu zengin züppe bekarları izleyin. Ben de izliyorum. Ama yurdum bekarları için tavsiyeler gelicek.

Not: Bekarım evet ama güzel yemek yaparım,  kısa süreli çözüler de üretirim, mantarlı tavuk ograten de yaparım ama o kısımları bekarisi.com da paylaşırım. Burda yurdum bekarlarına tavsiyeler gelir. Öptümm

Bekarişi – Portakallı Tavuk from Bekarişi on Vimeo.

polis diyaloglarım

Kim ne derse desin bence polisler büyük bir sabır ve nezaket içerisinde davranıyorar. Ben hep öyle denk geldim.

Karakolda hapçısı, esrarkeşi abuk subuk tiplerden illallah demiş durumda bile sabırlarının tükenmediğine şahit oldum.

Benim de bazı anılarım var bu konuda yazayım istedim.

Eski ofisim çankayada atakule civarındaydı, oradan geçerken valilik köşkün ordan falan da geçiyorsunuz. Sanırım köşkün o taraflardan geçerken uzaktan yüzüdüğümü gören koruma polisleri tam oradan geçerken atlayıp yolumu kesti. Resmen atladı önüme.

-Dur!

-Buyrun?

-Hehehe geç geç

Eh sıkılmışlar şaka yaptılar bana :) Zaten tam şaka yapılacak tipim var sanırım.  Bir keresinde ise babamla tandoğanda cumhuriyet mitinglerine gidiyoruz. Ben bir ara çıktım hava sıcak su aldım, sonra alana giriyorum, herkes didik didik aranıyor. Görevli polis baktı bana

-Yalnız içeriye iki şişe suyla alamıyoruz.

-Ben (gülümseyerek) O zaman buyrun bir şişesini size vereyim.

-Polis (gülerek) Şakaydı afiyet olsun iyi günler.

Üstümü bile aramadı, ya daha önce alandan çıkıp su almaya gittiğimi gördü, ya da çok temiz yüzlü olduğum için :)

Bir keresinde de metro çıkışı herkesi arıyorlardı, miting gösteri falan mı olucaktı acaba bilmiyorum sebebini. Ancak beni aramayıp direk sen geç demişlerdi.

Bir başka seferde ruhsat (silah) sebebi ile karakola gitmem gerekiyordu, arama yapan polisler beni aşağıdaki arabaya teslim ettiler. Ancak iki kişiyiz. İçerisi de 4 kişi (4 polis), bir de arkada suçluların konulduğu parmaklıklı bölüm var. Aslında orada gitmemiz usulen normal. Ancak yok yok oraya gitmeyin siz diye 5 kişi arka koltuğa sıkıştık. Gerçekten de adamı gözünden anlıyorlar sanırım :) Ve o gece şöyle bir diyalog geçmişti. Ortağımla polis arasında

Polis: E biriniz eve gidip ruhsatı alsın gelsin biz arkadaşı götürelim karakola

Ortağım:Yalnız evde kimse yok, anahtar da yok. Şimdi beraber gitsek siz kapıda bekleseniz biz de ruhsatı alıp gelsek

Polis: (gülerek) Ohoo o kampanya bizi aşar abi :)

Karakola gidince olay çözülmüştü zaten.

Ama en komiği sabaha karşı 5 gibi ofisten çıkıp arabaya bindik. Şirketin sahibi ilker ile beraber.  Arabaya bindik, polisle de devriye geziyor. İlker de acaba bize mi yavaşladılar diye durdu. Bunun üzerine polis de durdu camlar açıldı.

İlker: Bize mi yavaşladınız durdunuz
Polis: Yoo devriye geziyoruz bakıyoruz bir sorun mu var
İlker:Yok seviniyoruz.

Uyku sersemi öyle bi saçmaladı ki, hayırlı görevler falan der gibisinden, yani bu saatte görev yaptığınıza memnunuz gibisinden. Seviniyoruz dedi. Sonradan çok güldük onun bu haline.

Bu arada sendrom ziyaretçi kitlesi git gide artıyor okuyan ve ziyaret eden herkese çok teşekkürler.

komik hikayelerim msn iletileri ve rüyalar

Sanırım hayatım renkli ve komik, ne kadar rutin götürmeye çalışsam da bu böyle.

Taksici hikayelerim yazısı beğenilmiş önce komik bir anıdan başlayım sonra da rüya ve iletilere geçeyim.

Yine geçtiğimiz zamanlarda bir taksiye bindim.  Otuzlu yaşlarda birisi böyle delikanlı havalarında. Direk işimi sordu.  Uzatmamak için bilgisayar programısı der geçerim. Abi benim bilgisayara da bir program atsan dedi. Çok yavaşladı.  Yok dedim ben program yazıyorum yavaşladıysa bi format at. E getireyim sana atar mısın dedi. Yok dedim bizim iş farklı. Hiç olmazsa bişey yollasan dedi. Tamam dedim adresini ver. Verdi :) serseri.. ile başlayan bir hotmail adresi. Aynı zamanda da msn miş. Abi bazen azışıyorum cıvırlarla hanım görmeden dedi. Taksiye binen bazı kişilerle msn alışverişinde bulunuyormuş. Öyle komik anlatıyor ki öldüm gülmekten. Dedi bir kız bindi geçende, neydi adresi şekerdelisi mi ne, hemen ekledim konştuk dedi. Sana şeker alırım demiş.

E abi kız kaç yaşındaydı dedim, sormadım ama uygundu yaşı dedi. Sorulmaz ya kadına dedi. O sormuş buna kaç yaşındasın diye. El cevap “sen kaç yaşında istersin” kahkahalarla güldüm. İndim taksiden, bir tane bilgisayar bakım programı attım mail adresine. 

Bu arada rüyamda garip bir şey gördüm. Rüyamda Hülya Avşar’ın programına Huysuz virjin katılmış, ben de konuğum, bana laf atıyor huysuz virjin, sen hiç el gördün mü diyip eliyle gizlice nah işareti yapıyor. Ben de siz hiç bacak gördünüz mi huysuz hanım diyorum. Bunun üzerine hülya avşar çok kızıyor sen konuğumla nasıl böyle konuşursun diye.  Diyorum karışklı atışıyoruz , evet diyor Huysuz virjin, biz atışıyoruz benim tarzım bu sana de. Hülya avşar bozuluyor falan.

Resmen bunu gördüm lam rüyamda, İlkerin yorumu iyiydi. Abi sen ne içiyorsun da böyle şeyler görüyorsun (vala o gece ayva suyu içmiştim). Sevgilimin ise tüm rüyalarıma yorumları zaten “kıçın açıkta kalmıştır” şeklindedir.

-Aşkım rüyamda şunu gördüm şöyle oldu böyle oldu
-Kışın açıkta kalmıştır

-Aşkım rüyamda seni gördüm ama böyle acayip bir yerdeymişiz, sonra şu varmış bu varmış
-Kıçın açıkta kalmıştır

Bendeki de ne kıçsa. Ayrıca yorgansız yatarım zati hep.  Neyse özel hayatıma girmeyim :P

 Komik msn iletilerini de yazıcaktım ama üşendim sonra yazarım.

Sevgiler ciaooo ; )

Kategoriler

SonYorumlar

    • güzel bir kaç şarkı (2)
      • Fatih: Teşekkür ederim güzel müzikler:)
      • kuzgunbaba: Dostum benim; yıllar su gibi aktı… Bizlerde şarap misali dostluk kadehlerine döküldük.Öyle...
    • drm lisans korumalı wma dosyalarını mp3 yapalım (13)
      • xawesorlu: Tek kelimeyle harikka vayyy lianslı müziklerin haline bu proram harika denedim...
    • Ulaş Fırat Hakkında (13)
      • kuzgunbaba: :) )))) Sendromum benim.En baba sendrom Ulaş baba sendromu.
      • Ulas FIRAT: Furkan kardeş, öncelikle ben mahlas kullanmam internette her yerde adım ve soyadımla yer alırım....
      • Furkan Dinç: Ayrıca benim mahLasımı her yerde kuLLanan şahsiyet.senDRom mahLasını 4-5 yıldır kuLLanıyorum...
    • yalnız yaşayanlara tavsiyeler (5)
      • Devrim: Biraz da çamaşır yıkamayı bilmek gerekir. En azından renklileri kaç derecede, beyazları kaç derecede...
      • Ulas FIRAT: Ancak bu da dezavantajlardan birisi bence Berke bey. Ev içerisinde zor olun da ev dışında biraz...
      • berke: aynen çok güzel tavsiyeler bunlar:)bende 15 yıldır yalnız yaşayan ve buna çok alışanbiri olarak size...
      • Ulas FIRAT: Yorum saatine de bakılınca siz de bizlerdensiniz Mehmet Bey :) Teşekkürler yorum için