Hoşgeldiniz

sendrom.net pc world ve başka mecralarda yazdığım yazılarımı yayınlamak amacıyla açtığım bir siteydi. zamanla sevdiğim şarkıları aşkları kızgınlıkları dile getirdiğim bir site haline geldi.
kişisel olmasına rağmen iyi bir ziyaretçisi vardı ve siteyi yenilemeye karar verdim. sevdikçe, kızdıkça, biliştikçe, müzik yaptıkça kısacası Ulaş olmaya devam ettikçe yazmaya da devam edeceğim.

Archive: Ocak 2009

ve nihayet sistem bitti

On aydır üzerinde çalıştığımız sistem nihayet bitti. Geçen Pazar sabaha karşı 5 gibi İlker ile dans ederek yayına verdik. Neredeyse ağlayacaktık. Bu sistemin bizim için önemini kimse bilemez. Neler oldu ki bu süreç boyunca.

 

Hayatımın en garip, en önemli, en güzel, en kötü şeylerini bu süreçte yaşadım. Ve bitti BİTTİ BİTTİİİİİİİİİİİİİİİİİİİİİİİ.

 

Yeni bir reklam sistemiyle sektörel reklamda devrim yaratıyoruz. Ama bitmedi şimdi yeni bir sisteme başlayıp görenlerin şapkasını uçuracağız. Asla durmak dinlenmek, yerinde saymak yok. Ulaş FIRAT bomba gibi devam edecek.

 

Neler olmadı bu on ayda, ilkerle deli gibi kavgalar mı etmedik, deli gibi aşık mı olmadım, ağladım, güldüm, süper insanlar tanıdım, dostlar edindim, mutlu ettim, mutlu oldum, üzdüm, üzüldüm. Kısacası bu on ay bir ömür gibi yaşandı. Saat 4-5lerde sabaha karşı eve geldim, çok çalıştım, deli gibi çalıştım. Ama değdi ve bu sadece başlangıç. Tam gaz devam edeceğiz.

 

Ve sizler, sizlere bu süreçte beni mutlu ettiğiniz, mutsuz ettiğiniz, destek olduğunuz, köstek olduğunuz yani her şey için teşekkür ediyorum. Aşağıda Thank List var. Sıralama önem ya da alfabetik değildir.

 

İlker: Baştan beri projeye inandığın için, son dönemde html öğrenip destek olduğun için. Başımın etini yediğin için, ve sonunda gerçek birer sevgi yaşadığımızı bana hissettirdiğin için.

 

Dr. Hakkı Öcal: Bu süreçte işle ilgili, kişisel her türlü sorunumu paylaştığınız için, sevgilerim, yaklaşımlarım düşüncelerim ile ilgili bıkıp usanmadan yazıştığınız için. Manevi babam olduğunuz için.

 

Annem ve babam: Her türlü desteğiniz ve güveniniz için.

 

Cemil Alpay Sünnetçi: İnanılmaz desteğin için, serverların için. Yardımların için. Geceleri kahkahalarla paylaştığımız aşk hayatımız için. Sen olmasan inan bu proje bitmezdi.

 

Baro: Sistemden her sıkıldığım zaman yanımda olduğun için. Güzel şarkıların için. Can dostluğun için.

 

Merve Altay: Saatlerce bitip tükenmeyen dostluğun, sorunlarımızı paylaşmamız. Baronun sevgilisi olarak onu mutlu etmen ve Ulaş’sız msn yıldızsız geceye benzer dediğin için.

 

Ceren: Katıksız güvenin ve desteğin için. Sen yaparsın yılma yorulma sözlerinle gaza getirdiğin için. Sevgin için.

 

Bayan Gıp Gıp: İşle ilgili inanılmaz yorumların için. Sabahlara dek konuşup beni rahatlattığın için. Hediyen gömlek için (hala giyiyorum)

 

Pelin: Punk yardımları için, Her isteğimde bir şekilde hallettiğin ve ulaş yaparsa en iyisini yapar sözlerin için.

 

Cem: Yeni albümün şarkılarını herkesten önce paylaştığın, her aşkımda üzüntümde, boş ver kanka diyip bir zamanlar halim vaktim yerindeydi şarkısını kol kola gece bağırarak söylediğimiz için. Beni her şeyden çok mutlu eden sesin için.

Devrim: Gece, gündüz saat farkından dolayı sohbetlerin, Sinirlerimi yatıştırman ve her türlü paylaşımın için.

Starbucks: Her sabah aldığımız Caramel Macchiato ve Fındıklı Americano için.

 

Defne: Her konuda, hem iş, hem teknik hata ayıklama hem de özel sohbetlerin için, sevgili kardeşim benim.

 

Doç. Dr. Hakan Türkçapan: Hayatımı değiştirdiğin için.

 

Merve (d.e.g.k): Ruh ikizim olup, iyi kötü her yaptığımı onayladığın ve aşk ile mantığın farkını gösterdiğin için.

 

Haluk Levent: Sağlıkbank marşları haline gelen şarkıların için.

 

Bayan Gıcık: 24 saat çalışmama yol açtığın için, bana bazen saf, bazen deli dediğin, ama beni hep sevdiğin için (tamam ne mavi ne pembe, gri : )

 

Dr. Sedef: Ara sıra kızıp konuşmasan da, bir terapist gibi mantık ötesi yorumların,  En büyük sırlarımı paylaştığın. Projelerime güvendiğin ve kolumu çimcikleyip, ayağımı gıdıkladığın için.

 

Ablacım: Bu süreçte senin tüm işlerini aksatmama rağmen çok kızmayıp sadece püçercik dediğin için.

 

Yeğenim aşkım bebeğim Yaren: Dagali nap diyip kucağıma geldiğin için.

 

Murat: Hata ayıklamaların, her Dakka bişey çıkarman, Ulaş beyden daha iyi bir programcı dünyada yok demen. Evlilik ve kadınlar konusunda da konuşmalarımız için.

 

Ayça Hanım: Hafiften gıcık olup, ama yiğidi öldür hakkını yeme sözünden düsturla güzel yönlendirmelerin, leziz kahveler, sigara bitince paylaştığın davidoff lar, ve gıcıklığımı çektiğin için.

 

Cimcoz: Kedi köpek gibi didişmemize rağmen bana olan inancını yitirmediğin, en zor anımda yanıma geldiğin, başka zor anlarımda da ektiğin, kimi geceler attığım mesajlara ısrarla kızmadığın, bana zuzum dediğin, ve hep gıcıklaştığımız için (hede hödö, bla bla)

 

Selçuk Yavuz: Hem teknik hem dostane destklerin için. Bu arada bir dahaki sefere nar şarabı değil, hafif ama kafa yapan bişey içirirsen şansın artar :P

 

Ve ve ve son olarak: Kendime teşekkür ediyorum, bu zorlu sınavın altından alnımın akıyla çıktığım ve hem kendim hem insanlar için dur durak bilmeden çalıştığım ve varlığım için.

 

Proje esnasındaki yaşananlar ve diyaloglar devam edecektir. Bir örnek.

 

İlker: Hacı mistik, bu tablo tam oturmadı.

Ben:Hacı misvak, border 1pixel ver bakalım yicek mi.

 

seviyorum aşığım

Bundan 2 ay kadar önce Cem’le beraber yolcu bar da oturuyorduk. Daha önce ordaki bir barmaid için pek hoş bir kızmış demiştim.  Ancak o sefer gördüğümde, pek de güzel değilmiş dediğim zaman Cem’in verdiği yanıt “sen 1-2 kadeh rakı iç bak nasıl güzel gelicek”

Sonsa bir garson bayan geldi, siparişleri getirdi, cem kıza baktı. Seviyorum aşığım  dedi. Pek de şeker bi kızdı gerçekten de. Neyse ordan bir başka yere gittik, orda da yanımızdan güzel bir kız geçti. Cem yine seviyorum aşığım dedi. Meğersem bunu şundan dolayı diyormuş.

Aylaaar önce ismi lazım değil bir arkadaş, bir diğer arkadaşa, bak kızı sevmiyorsan söyle ben mesaj atıcam dedi. Bizimki de artık sevmiyorum diyip kestirip attı. Cem içinden bu muhabbet patlar demiş. Patladı da netekim. Sen nasıl bir zamanlar benim hoşlandığım kıza mesaj atarsın ile başlayan salak bir kavga başladı. İsmi lazım değil arkadaş bağırarak taksiye binip gitti. Zaten ota boka asılan, ama bu karakteri ile kimseyle olamayan bi tipti.

Neyse, işte Cem’in dediği de buymuş. Artık sevmiyorum diyince bu kavga oldu ya diğer 2 kişi arasında. Cem de güzel birisini görünce seviyorum aşığım diyor. Bu şu demek, ona bakmayın.

Evet bu cümleyi duyduktan sonra kim olursa olsun ona bakılmazz. Artık yengedir. İki dakika için yanımızdan geçen birisi de olsa.

Sonra şöyle komik diyaloglar geçti.

Ben: Bu seviyorum aşığım dediğin kız değildi ya o başkaydı.
Cem: Hayır buydu, hem olmasa bile seviyorum aşığım dedik ya. Yoksa senin seviyorum aşığım’ın bu muydu.
Ben: Yok yok benim seviyorum aşığım’ım bu değildi.
Cem:Tamam işte bu benim seviyorum aşığım’ım.

Bundan sonra görülen, beğenilen, hoşlanılan kızların adı seviyorum aşığım olarak kaldı.

-Senin “seviyorum aşığım” nasıl görüşebiliyor musunuz
-İyi abi görüşüyoruz arada, senin “seviyorum aşığım” nasıl

Bu arada, son gelişmeleri duyunca pek sevindiler. Ceme türkçe, Katia’ya ingilizce anlattım. Heyt be kanka helal sen mutluysan biz de mutluyuz dedi sağolsun.

Kısacası: Seviyorum aşığım nazlı kuzummmm

Not:İlkercim, kim o nazlı kuzu diye sorma, sendromun birinci kuralı sendrom hakkında soru sormamaktır. Heralde istesem adını yazardım. Ama sana söz, söyleyeceğim o kişiyi zamanı gelince. Önce babama sonra sana :) Tabi zamanı gelirse. Zaten bu yazıdan 4 saat sonra görüşüp kod yazıp sistemi hayata sokucaz.

SEVİYORUM AŞIĞIM ULENNNNNNNN

bu gönül ona torpil geçiyor

Bugün Hakan bey ile konuştum, bu arada top sakal yakışmış :) Çok şey konuştuk, kararlarımda haklı olduğumu ondan duymak mutlu etti beni.  Kişilerin psikolojisini değerlendirmesi, nokta atışı yaklaşımları ve her söylediğinin çıkması. Yahu yok böyle bi adam.

Neyse konuya geleyim. Yahu bu gönül ona torpil geçiyor, Tarkan’ın şarkısında dediği gibi. Ne yapsa inadına hoş görüyor. Çünkü çokkkkkkk tatlı ya o. Kızamaz ki insan, bana ne derken, omuzlarını silkerken, şekerce konuşurken, tartışlırken bile tatlı. Tartışırken bile kızmıyor gülüyorum.  Gıcıklığı bile mutlu ediyor çünkü: bu gönül ona torpil geçiyor. Veee o da seviyorrr, ama bile bile kafa tutuyor aşka.

Sözler aşağıda şarkı da linkte. Dinle güzellik. Sen uyurken ben seni düşünüyorum

Ooo ooo o da biliyor Ooo ooo o da seviyor
Ooo ooo bile bile kafa tutuyor aşka
Gözü kara o yine bildiğini okuyor

Çiçek gibi tazecik kıymetli bir tanecik anasütü gibi
tertemiz
Dudu dudu dilleri lılık lıkır içmeli gözleri derya deniz

Bu gönül ona torpil geçiyor etrafında fır dönüyor
El bebek gül bebektir o ne yapsa inadına hoş görüyor
Kara kara düşündürüyor

Şarkı burada http://www.youtube.com/watch?v=mtJGJP50zNw

Seni seviyorum nazlı kuzu, valla lam :)

ne sevdiğin belli ne sevmediğin

Şimdi sevmek ve sevilmek güzel, tamam. Karşı taraf sevmiyorsa da bilir yoluna bakarsın. Ama bide ne sevdiği ne sevmediği belli olmayan tür ilişkiler var ya işte onlar ayar ediyor adamı. Ya da paso geçmişi düşünüp referans alanlar falan.

Yahu ilişkinin referansı mı olur. Oldu olacak cv hazırlayalım, tavsiye mektubu yazdıralım. Geçmişte bişiler yaşar insan iyisiyle kötüsüyle. Ölçüsü mü var bunun, seviyoruz işte. Nası ispat edelim, sevgi ölçer, yalan ölçer bi makine olsa girelim de ölçtürelim. Biz de yaşadık geçmişte, güvenilmez kadınlarla karşılaştık. Tapıyorum ölüyorum diyip 3 gün sonra 180 derece dönenler mi olmadı, kapımızda olay çıkaranlar mı olmadı, daha neler neler, anlatsam roman olur valla. Bir kere ilkerle konuşuyordum. Ben nasıl güvenicem artık bir kadına dedim. Birisinin yaptığı hatayı güvenilmezliği başkasına mal edemezsin, hepsini kendi içinde değerlendirmelisin demişti (evet arada çok mantıklı da konuştuğu olur :P )

Ama kızamam ki, çünkü çok tatlısın, o güzel yüzüne bakmak yetiyor benim için.

her halin başka bir alem, her halin başka bir güzel
ne sevdiğin belli ne sevmediğin, çok güzelsin çook güzel.

Hadi çelikten geliyor çok güzelsinnnn
http://www.youtube.com/watch?v=pmeQTIQxWQc

romantik komedi

midemi bulandıran film türü. çünkü tamamen yalan. tamamen yanlış yönlendiriyor insanları. hayata bakışımın içine dışına sıçıyor resmen.

bir kere ben hiçbir zaman o filmlerdeki gibi uyanmadım yeni güne. hiçbir zaman suratımda o gebeş gülümseme olmadı. benim problemim mi? tamamıyla evet. her zaman bi mide bulantısıyla kalktım, “vay amına koyim” diye küfrettim içimden. sonra deli gibi midem bulandığı halde çektim donumun üzerine sabahlığı, bir sigara yaktım. bu hep böyle oldu.

camdan bakarken “ah ne güzel bir gün, hayatımın erkeğini tanıyacağım gün bu mu acaba?” demedim. sigaramdan bi nefes çekip, “hayatımın erkeği acaba ne bok yiyo lan” gibi bir yaklaşım sergiledim her seferinde.

kahvemi yudumlarken hep üçüncü sayfa haberi okudum. ya da ikinci sayfadaki sikko magazinsel yaklaşımları takip ettim. o filmlerdeki gibi balkonumdaki çiçekleri sulayıp, arkasından kremaya bandırılmış çilek falan yemedim yani. ister miydim peki? kesinlikle evet. çilek severim.

hiç dışarı çıktığımda rüzgar şapkamı uçurmadı kafamdan. hiçbir yakışıklı erkek arkasından koşup o şapkayı almadı. sonra o erkeği hiçbir kitapçıda da görmedim ben. hiç ardından bana bi kahve ısmarlamayı teklif etmedi. etse ne olurdu ki sanki? ben de bir ananın babanın evladıyım en nihayetinde. ben de kışın şapka takan bir kızım. olmadı ama.

hiç o çocuk motosikletin arkasına atmadı beni. ben onu arkadan kavramışken, ona hayran hayran bakarken dönüp kaskının arasından gülümseyen gözlerle bakmadı bana. bakmaz da zaten. benim hayatıma girmiş bir adam öyle bir durumda “ne var amına koim, ne bakıyosun?” der bana. bu da benim şansım.

hiç zıpırlıklar yapmadım ben o erkekle. bana hiç çiçek almadı. hiç çiçeği koklayıp cilveli cilveli gülümsemedim. zaten beceremem de. serde kızlık olsa da, kalaslık da var.

hem hiçbir davete götürmedi de lan o adam beni. beni evimden almaya geldiğinde apartmanın kapısından harika bir abiyeyle çıkmadım. o erkek de dolayısıyla bana “you look wonderful tonight” bakışı atmadı. neden atsın? neyime atsın? annemin elinden son anda kurtardığım mötley crüe tshirtümle mi mükemmel görüneyim yani? zor biraz.

ailesiyle falan da tanışmadım. hiçbir erkeğin annesi içten sarılmadı lan bana. üzülüyorum. gerçekten. ailesiyle birlikte ne bileyim tabu falan oynamadık. oynasam rezil olurum zaten. bilardo masasını “üzerinde sevişirler ya hani fantezi olsun diye” gibi cümlelerle anlatan bir insanım ben.

sonra aniden ayrılmadım da öyle çat diye. ne bileyim karşılıklı yanlış anlaşılmalarım falan olmadı yani son derece duygusal bir şekilde. “siktirip gitsen artık hayatımdan?” lafını duyduğum olmuştur ama baya.

ayrıldıktan sonra arkadaşlarımın sevgili durumlarına bakıp iç çektiğim de olmadı. “ah bebeğim, bir bilsen senin için ne kadar seviniyorum” cümlesini kurmuşluğum da yok.

hiçbir aşktan sonra “gidiyorum buralardan” tribine de giremedim. kalkmak üzere olan uçağıma yetişirken takside o çok sevdiğim şarkı çalmadı. o şarkı eşliğinde sevdiğim adamla güzel anlarımız geçmedi gözümün önünden. zaten uzun yıllardır bir şarkı dinlerken gözümün önüne gelen falan da olmadı. neyse, tam ağlayacakken o yakışıklı erkek taksinin camına vurup “sağa çektir arabayı” da demedi. zaten hiç öyle yakışıklı bir erkek de olmadı.

sonra ben taksiden inip istemem yan cebime koy tavrı da sergilemedim. sonra barışmadık. hep mutlu olmadık.

olmaz zaten. kılım romantik komedilere. hayatımı zindan ettiler. olan var, olmayan var. imreniyorum. herkes ister güzel aşk yaşamayı. neden milletin gözüne sokuyorsunuz ki?

deli romantikler

Bir gece Cemil ile konuşuyorduk, sanırım 2 hafta önceydi. Ona bazı yaşadıklarımı anlatmıştım, aslın iş ilişkimiz vardı ama o gece birden açıldık. Şaşırdı tabii yaşadıklarıma.

Sonra bana geçmişte yaptığı bazı şeyleri anlattı. Ulen dedim ben de kendimi romantik zannederdim sen beni de aşmışsın. Hakkaten aşmıştı. Neler olduğunu yazmayacağım çünkü 1) onun özelidir. 2)Bir iki yaptığı çok hoşuma gitti ilerde ben de denerim :D

Sonra aşağıdaki diyalog geçti dün aramızda koptummm.

Cemil Alpay Sünn: http://www.miniclip.com/games/cab-driver/en/ önerilir 
(01:26) Ulaş The Best Co: süpermiş
(01:27) Cemil Alpay Sünn: beğenmedin mi 
(01:28) Ulaş The Best Co: yoo valla ii
(01:28) Cemil Alpay Sünn: tamam yemin etme ulaş aldatıyorsun beni 
(01:28) Cemil Alpay Sünn: defoll 
(01:28) Ulaş The Best Co: ahahahaha
(01:29) Ulaş The Best Co: sendroma yazcam bunu 
(01:29) Cemil Alpay Sünn: şimdi kapıma gelip ağlıyorsun değil mi
(01:29) Cemil Alpay Sünn: beni aldatmadan önce düşünecektin bunu ulaş
(01:29) Cemil Alpay Sünn: afişe etme bizi 
(01:29) Cemil Alpay Sünn: ilişkimize saygı duy 
(01:29) Cemil Alpay Sünn: hayvan herif 
(01:29) Ulaş The Best Co: koppppppp
(01:30) Cemil Alpay Sünn: :)

sendrom McAfee tarafından onaylandı

Ailenizin bilişimcisinin sitesi sendrom.net  McAfee tarafından güvenli, virüs içermeyen, hatalı yönlendirme ya da gereksiz pop up bulunmayan güvenli siteler kategorisine girdi. Onay linki için aşağıdaki adrese bakabilirsiniz.

www.siteadvisor.com/sites/sendrom.net/summary/

Ve şimdi yılbaşı gecesi. Önce annem ve babamla evdeydik, mutlu güler yüzlü ve kahkahalı. En çok da kırmızı boxer giyip show yapmam üzerine güldük. Sarıldık birbirimizi sevdiğimizi söyledik. Sonra evden çıktık, tunalıdan kızılaya dek şeyimiz, ehm yani elimiz dona dona yürüdük. Sonra daha önce sözleştiğimiz gibi Cem aradı. Nerde kaldın dedi, yanlarına gittim. Damsız almıyorlarmış, ama ben girdim, temiz yüzümden dolayı mitinglerde polis bile aramaz zaten beni :P

cem serhan ben katia oturduk konuştuk. ordan başka bir yere geçtik. bir sürü tanıdık, arkadaş, uzak tanıdık eğlendik dans ettik. cem bir şeyler sordu bana, sonra sen nasıl mutluysan biz de öyle mutluyuz dedi. harika bir geceydi. masamıza gelen gidenin haddi hesabı yoktu.sonra katia ya cemi ne kadar çok sevdiğimi anlattım. cem ya kanka ya sağol ya dedi, sus sen dinleme ben ona anlatıyorum dedim :) önceki günlerde üzüntüme ne kadar üzüldülerse, bu sefer de mutluluğuma o kada sevindiler.

sonra mekanda kavga çıktı, çok üstüme vazifeymiş gibi, gidip noluyor burda tribine girdim :)

biraz sonra ceme az sonraki showumu gör dedim. ne yapacaksın dedi, görürsün dedim. sonra showumu yaptım ve mekandan çıkıp eve gidip kanepeye uzandım. sabah uyandığımda üstümde bir yorgan bir battaniye vardı.

hayat güzeldi, en azından onun kadar güzel..

Kategoriler

SonYorumlar

    • güzel bir kaç şarkı (2)
      • Fatih: Teşekkür ederim güzel müzikler:)
      • kuzgunbaba: Dostum benim; yıllar su gibi aktı… Bizlerde şarap misali dostluk kadehlerine döküldük.Öyle...
    • drm lisans korumalı wma dosyalarını mp3 yapalım (13)
      • xawesorlu: Tek kelimeyle harikka vayyy lianslı müziklerin haline bu proram harika denedim...
    • Ulaş Fırat Hakkında (13)
      • kuzgunbaba: :) )))) Sendromum benim.En baba sendrom Ulaş baba sendromu.
      • Ulas FIRAT: Furkan kardeş, öncelikle ben mahlas kullanmam internette her yerde adım ve soyadımla yer alırım....
      • Furkan Dinç: Ayrıca benim mahLasımı her yerde kuLLanan şahsiyet.senDRom mahLasını 4-5 yıldır kuLLanıyorum...
    • yalnız yaşayanlara tavsiyeler (5)
      • Devrim: Biraz da çamaşır yıkamayı bilmek gerekir. En azından renklileri kaç derecede, beyazları kaç derecede...
      • Ulas FIRAT: Ancak bu da dezavantajlardan birisi bence Berke bey. Ev içerisinde zor olun da ev dışında biraz...
      • berke: aynen çok güzel tavsiyeler bunlar:)bende 15 yıldır yalnız yaşayan ve buna çok alışanbiri olarak size...
      • Ulas FIRAT: Yorum saatine de bakılınca siz de bizlerdensiniz Mehmet Bey :) Teşekkürler yorum için