Hoşgeldiniz

sendrom.net pc world ve başka mecralarda yazdığım yazılarımı yayınlamak amacıyla açtığım bir siteydi. zamanla sevdiğim şarkıları aşkları kızgınlıkları dile getirdiğim bir site haline geldi.
kişisel olmasına rağmen iyi bir ziyaretçisi vardı ve siteyi yenilemeye karar verdim. sevdikçe, kızdıkça, biliştikçe, müzik yaptıkça kısacası Ulaş olmaya devam ettikçe yazmaya da devam edeceğim.

Archive: Ocak 2009

seviyorum aşığım

Bundan 2 ay kadar önce Cem’le beraber yolcu bar da oturuyorduk. Daha önce ordaki bir barmaid için pek hoş bir kızmış demiştim.  Ancak o sefer gördüğümde, pek de güzel değilmiş dediğim zaman Cem’in verdiği yanıt “sen 1-2 kadeh rakı iç bak nasıl güzel gelicek”

Sonsa bir garson bayan geldi, siparişleri getirdi, cem kıza baktı. Seviyorum aşığım  dedi. Pek de şeker bi kızdı gerçekten de. Neyse ordan bir başka yere gittik, orda da yanımızdan güzel bir kız geçti. Cem yine seviyorum aşığım dedi. Meğersem bunu şundan dolayı diyormuş.

Aylaaar önce ismi lazım değil bir arkadaş, bir diğer arkadaşa, bak kızı sevmiyorsan söyle ben mesaj atıcam dedi. Bizimki de artık sevmiyorum diyip kestirip attı. Cem içinden bu muhabbet patlar demiş. Patladı da netekim. Sen nasıl bir zamanlar benim hoşlandığım kıza mesaj atarsın ile başlayan salak bir kavga başladı. İsmi lazım değil arkadaş bağırarak taksiye binip gitti. Zaten ota boka asılan, ama bu karakteri ile kimseyle olamayan bi tipti.

Neyse, işte Cem’in dediği de buymuş. Artık sevmiyorum diyince bu kavga oldu ya diğer 2 kişi arasında. Cem de güzel birisini görünce seviyorum aşığım diyor. Bu şu demek, ona bakmayın.

Evet bu cümleyi duyduktan sonra kim olursa olsun ona bakılmazz. Artık yengedir. İki dakika için yanımızdan geçen birisi de olsa.

Sonra şöyle komik diyaloglar geçti.

Ben: Bu seviyorum aşığım dediğin kız değildi ya o başkaydı.
Cem: Hayır buydu, hem olmasa bile seviyorum aşığım dedik ya. Yoksa senin seviyorum aşığım’ın bu muydu.
Ben: Yok yok benim seviyorum aşığım’ım bu değildi.
Cem:Tamam işte bu benim seviyorum aşığım’ım.

Bundan sonra görülen, beğenilen, hoşlanılan kızların adı seviyorum aşığım olarak kaldı.

-Senin “seviyorum aşığım” nasıl görüşebiliyor musunuz
-İyi abi görüşüyoruz arada, senin “seviyorum aşığım” nasıl

Bu arada, son gelişmeleri duyunca pek sevindiler. Ceme türkçe, Katia’ya ingilizce anlattım. Heyt be kanka helal sen mutluysan biz de mutluyuz dedi sağolsun.

Kısacası: Seviyorum aşığım nazlı kuzummmm

SEVİYORUM AŞIĞIM ULENNNNNNNN

bu gönül ona torpil geçiyor

Bugün Hakan bey ile konuştum, bu arada top sakal yakışmış :) Çok şey konuştuk, kararlarımda haklı olduğumu ondan duymak mutlu etti beni.  Kişilerin psikolojisini değerlendirmesi, nokta atışı yaklaşımları ve her söylediğinin çıkması. Yahu yok böyle bi adam.

Neyse konuya geleyim. Yahu bu gönül ona torpil geçiyor, Tarkan’ın şarkısında dediği gibi. Ne yapsa inadına hoş görüyor. Çünkü çokkkkkkk tatlı ya o. Kızamaz ki insan, bana ne derken, omuzlarını silkerken, şekerce konuşurken, tartışlırken bile tatlı. Tartışırken bile kızmıyor gülüyorum.  Gıcıklığı bile mutlu ediyor çünkü: bu gönül ona torpil geçiyor. Veee o da seviyorrr, ama bile bile kafa tutuyor aşka.

Sözler aşağıda şarkı da linkte. Dinle güzellik. Sen uyurken ben seni düşünüyorum

Ooo ooo o da biliyor Ooo ooo o da seviyor
Ooo ooo bile bile kafa tutuyor aşka
Gözü kara o yine bildiğini okuyor

Çiçek gibi tazecik kıymetli bir tanecik anasütü gibi
tertemiz
Dudu dudu dilleri lılık lıkır içmeli gözleri derya deniz

Bu gönül ona torpil geçiyor etrafında fır dönüyor
El bebek gül bebektir o ne yapsa inadına hoş görüyor
Kara kara düşündürüyor

Şarkı burada http://www.youtube.com/watch?v=mtJGJP50zNw

Seni seviyorum nazlı kuzu, valla lam :)

ne sevdiğin belli ne sevmediğin

Şimdi sevmek ve sevilmek güzel, tamam. Karşı taraf sevmiyorsa da bilir yoluna bakarsın. Ama bide ne sevdiği ne sevmediği belli olmayan tür ilişkiler var ya işte onlar ayar ediyor adamı. Ya da paso geçmişi düşünüp referans alanlar falan.

Yahu ilişkinin referansı mı olur. Oldu olacak cv hazırlayalım, tavsiye mektubu yazdıralım. Geçmişte bişiler yaşar insan iyisiyle kötüsüyle. Ölçüsü mü var bunun, seviyoruz işte. Nası ispat edelim, sevgi ölçer, yalan ölçer bi makine olsa girelim de ölçtürelim. Biz de yaşadık geçmişte, güvenilmez kadınlarla karşılaştık. Tapıyorum ölüyorum diyip 3 gün sonra 180 derece dönenler mi olmadı, kapımızda olay çıkaranlar mı olmadı, daha neler neler, anlatsam roman olur valla. 

her halin başka bir alem, her halin başka bir güzel
ne sevdiğin belli ne sevmediğin, çok güzelsin çook güzel.

Hadi çelikten geliyor çok güzelsinnnn
http://www.youtube.com/watch?v=pmeQTIQxWQc

romantik komedi

midemi bulandıran film türü. çünkü tamamen yalan. tamamen yanlış yönlendiriyor insanları. hayata bakışımın içine dışına sıçıyor resmen.

bir kere ben hiçbir zaman o filmlerdeki gibi uyanmadım yeni güne. hiçbir zaman suratımda o gebeş gülümseme olmadı. benim problemim mi? tamamıyla evet. her zaman bi mide bulantısıyla kalktım, “vay amına koyim” diye küfrettim içimden. sonra deli gibi midem bulandığı halde çektim donumun üzerine sabahlığı, bir sigara yaktım. bu hep böyle oldu.

camdan bakarken “ah ne güzel bir gün, hayatımın erkeğini tanıyacağım gün bu mu acaba?” demedim. sigaramdan bi nefes çekip, “hayatımın erkeği acaba ne bok yiyo lan” gibi bir yaklaşım sergiledim her seferinde.

kahvemi yudumlarken hep üçüncü sayfa haberi okudum. ya da ikinci sayfadaki sikko magazinsel yaklaşımları takip ettim. o filmlerdeki gibi balkonumdaki çiçekleri sulayıp, arkasından kremaya bandırılmış çilek falan yemedim yani. ister miydim peki? kesinlikle evet. çilek severim.

hiç dışarı çıktığımda rüzgar şapkamı uçurmadı kafamdan. hiçbir yakışıklı erkek arkasından koşup o şapkayı almadı. sonra o erkeği hiçbir kitapçıda da görmedim ben. hiç ardından bana bi kahve ısmarlamayı teklif etmedi. etse ne olurdu ki sanki? ben de bir ananın babanın evladıyım en nihayetinde. ben de kışın şapka takan bir kızım. olmadı ama.

hiç o çocuk motosikletin arkasına atmadı beni. ben onu arkadan kavramışken, ona hayran hayran bakarken dönüp kaskının arasından gülümseyen gözlerle bakmadı bana. bakmaz da zaten. benim hayatıma girmiş bir adam öyle bir durumda “ne var amına koim, ne bakıyosun?” der bana. bu da benim şansım.

hiç zıpırlıklar yapmadım ben o erkekle. bana hiç çiçek almadı. hiç çiçeği koklayıp cilveli cilveli gülümsemedim. zaten beceremem de. serde kızlık olsa da, kalaslık da var.

hem hiçbir davete götürmedi de lan o adam beni. beni evimden almaya geldiğinde apartmanın kapısından harika bir abiyeyle çıkmadım. o erkek de dolayısıyla bana “you look wonderful tonight” bakışı atmadı. neden atsın? neyime atsın? annemin elinden son anda kurtardığım mötley crüe tshirtümle mi mükemmel görüneyim yani? zor biraz.

ailesiyle falan da tanışmadım. hiçbir erkeğin annesi içten sarılmadı lan bana. üzülüyorum. gerçekten. ailesiyle birlikte ne bileyim tabu falan oynamadık. oynasam rezil olurum zaten. bilardo masasını “üzerinde sevişirler ya hani fantezi olsun diye” gibi cümlelerle anlatan bir insanım ben.

sonra aniden ayrılmadım da öyle çat diye. ne bileyim karşılıklı yanlış anlaşılmalarım falan olmadı yani son derece duygusal bir şekilde. “siktirip gitsen artık hayatımdan?” lafını duyduğum olmuştur ama baya.

ayrıldıktan sonra arkadaşlarımın sevgili durumlarına bakıp iç çektiğim de olmadı. “ah bebeğim, bir bilsen senin için ne kadar seviniyorum” cümlesini kurmuşluğum da yok.

hiçbir aşktan sonra “gidiyorum buralardan” tribine de giremedim. kalkmak üzere olan uçağıma yetişirken takside o çok sevdiğim şarkı çalmadı. o şarkı eşliğinde sevdiğim adamla güzel anlarımız geçmedi gözümün önünden. zaten uzun yıllardır bir şarkı dinlerken gözümün önüne gelen falan da olmadı. neyse, tam ağlayacakken o yakışıklı erkek taksinin camına vurup “sağa çektir arabayı” da demedi. zaten hiç öyle yakışıklı bir erkek de olmadı.

sonra ben taksiden inip istemem yan cebime koy tavrı da sergilemedim. sonra barışmadık. hep mutlu olmadık.

olmaz zaten. kılım romantik komedilere. hayatımı zindan ettiler. olan var, olmayan var. imreniyorum. herkes ister güzel aşk yaşamayı. neden milletin gözüne sokuyorsunuz ki?

deli romantikler

Bir gece Cemil ile konuşuyorduk, sanırım 2 hafta önceydi. Ona bazı yaşadıklarımı anlatmıştım, aslın iş ilişkimiz vardı ama o gece birden açıldık. Şaşırdı tabii yaşadıklarıma.

Sonra bana geçmişte yaptığı bazı şeyleri anlattı. Ulen dedim ben de kendimi romantik zannederdim sen beni de aşmışsın. Hakkaten aşmıştı. Neler olduğunu yazmayacağım çünkü 1) onun özelidir. 2)Bir iki yaptığı çok hoşuma gitti ilerde ben de denerim :D

Sonra aşağıdaki diyalog geçti dün aramızda koptummm.

Cemil Alpay Sünn: http://www.miniclip.com/games/cab-driver/en/ önerilir 
(01:26) Ulaş The Best Co: süpermiş
(01:27) Cemil Alpay Sünn: beğenmedin mi 
(01:28) Ulaş The Best Co: yoo valla ii
(01:28) Cemil Alpay Sünn: tamam yemin etme ulaş aldatıyorsun beni 
(01:28) Cemil Alpay Sünn: defoll 
(01:28) Ulaş The Best Co: ahahahaha
(01:29) Ulaş The Best Co: sendroma yazcam bunu 
(01:29) Cemil Alpay Sünn: şimdi kapıma gelip ağlıyorsun değil mi
(01:29) Cemil Alpay Sünn: beni aldatmadan önce düşünecektin bunu ulaş
(01:29) Cemil Alpay Sünn: afişe etme bizi 
(01:29) Cemil Alpay Sünn: ilişkimize saygı duy 
(01:29) Cemil Alpay Sünn: hayvan herif 
(01:29) Ulaş The Best Co: koppppppp
(01:30) Cemil Alpay Sünn: :)

sendrom McAfee tarafından onaylandı

Ailenizin bilişimcisinin sitesi sendrom.net  McAfee tarafından güvenli, virüs içermeyen, hatalı yönlendirme ya da gereksiz pop up bulunmayan güvenli siteler kategorisine girdi. Onay linki için aşağıdaki adrese bakabilirsiniz.

www.siteadvisor.com/sites/sendrom.net/summary/

Ve şimdi yılbaşı gecesi. Önce annem ve babamla evdeydik, mutlu güler yüzlü ve kahkahalı. En çok da kırmızı boxer giyip show yapmam üzerine güldük. Sarıldık birbirimizi sevdiğimizi söyledik. Sonra evden çıktık, tunalıdan kızılaya dek şeyimiz, ehm yani elimiz dona dona yürüdük. Sonra daha önce sözleştiğimiz gibi Cem aradı. Nerde kaldın dedi, yanlarına gittim. Damsız almıyorlarmış, ama ben girdim, temiz yüzümden dolayı mitinglerde polis bile aramaz zaten beni :P

cem serhan ben katia oturduk konuştuk. ordan başka bir yere geçtik. bir sürü tanıdık, arkadaş, uzak tanıdık eğlendik dans ettik. cem bir şeyler sordu bana, sonra sen nasıl mutluysan biz de öyle mutluyuz dedi. harika bir geceydi. masamıza gelen gidenin haddi hesabı yoktu.sonra katia ya cemi ne kadar çok sevdiğimi anlattım. cem ya kanka ya sağol ya dedi, sus sen dinleme ben ona anlatıyorum dedim :) önceki günlerde üzüntüme ne kadar üzüldülerse, bu sefer de mutluluğuma o kada sevindiler.

sonra mekanda kavga çıktı, çok üstüme vazifeymiş gibi, gidip noluyor burda tribine girdim :)

biraz sonra ceme az sonraki showumu gör dedim. ne yapacaksın dedi, görürsün dedim. sonra showumu yaptım ve mekandan çıkıp eve gidip kanepeye uzandım. sabah uyandığımda üstümde bir yorgan bir battaniye vardı.

hayat güzeldi, en azından onun kadar güzel..

Kategoriler

SonYorumlar